Adnan Oktar`ın 7 Eylül 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “Kuran’daki el kesme ya da kırbaçlama ayetlerini nasıl anlamalıyız? Sizi çok seven talebeniz” diyor Murat Barış Coşkun. “Kuran’da el kesme ya da kırbaçlama,” bunlar caydırıcı ayetlerdir. Yani o devirde, Peygamberimiz (s.a.v) zamanında, sahabe zamanında hiç kimse hırsızlık yapmadı, hiç kimse. Kimin eli kesilmiş? Çok çok çok nadirdir, yani bir veya iki vaka, üç vaka en fazla, inşaAllah. Kırbaçlama da çok çok çok nadirdir. Caydırıcı ayetlerdir, yani küçük düşürmeye yönelik ayetlerdir. Zaten mümin, Müslüman ihtiyacı olduğunda söylüyor, ne istiyorsa alıyor. Mesela diyor ki; “şu çok güzelmiş” diyor, mesela farz edelim sürahi, “çok güzel” dedi, zaten Müslüman, “Allah razı olsun, senin olsun kardeşim” diyor, öyle bir hırs yok ki Müslüman’da, yani çalınacak ne ortam var? “Mal zibil gibi akacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s) devrinde. Adam niye hırsızlık yapsın? Aklında bozukluk varsa, kriptomansa, o zaten bir hastalık, hastaya tedavi uygulanır, hastaya zaten ceza verilmez. İhtiyacı varsa zaten alıyor, yani ne istedi de elde edememiş ki Müslüman? Yiyecekse yiyecek, kıyafetse kıyafet. Müslüman bir şey isteyip de vermeme yok ki, mal-mülk istediğinde hemen alır Müslüman. Müslümanlıkta böyledir. Yani bir şeye imrendi mi, “al senin olsun” diyeceksin, böyledir. Öyle bir olay olmaz zaten; aç, açık kimse kalmaz, niye hırsızlık olsun? Sadece caydırmaya yönelik bir hükmü vardır, pratikte uygulanan bir ceza değil. Kırbaç da öyle, pratikte uygulanmaz. Olacak iş mi, dört kişi birden adamı zina halinde yakalayacak, yani teknik olarak mümkün mü bu? Ayet diyor ki; “Pencereden girmeyin.” Gizliden giremezsin, kapıyı çalacaksın; kapıyı çaldın mı adam zaten üstünü başını düzeltip kapıyı açacak, “ne var, buyurun hemşerim” diyecek. Orada nasıl dört kişi birden zina halinde yakalasın da kırbaçlansın adam? Küçük düşürmeye ve caydırmaya yönelik tehdit unsuru olarak ayetler. Böyle şeriat uygulanan, tarihte bana adamlar gösterin; yani çok çok çok nadirdir, milyonda bir, çok nadirdir. Dolayısıyla, İslam’ın sistemi zaten onu kökünden kaldırıyor, öyle bir olay olmuyor, öyle bir yapı yok. Yani mesela düşünün, bir çocuk bir yiyeceğe imreniyor, bir oyuncağa imreniyor; hemen alır, verirsin. Ne güzel, hemen sevindirirsin. Veyahut bir genç kız, “ne güzel kıyafetmiş” diyor, “al, senin olsun” dersin, değil mi? Ne güzel. ”Hediyem olsun sana.” Bu kadar. Bu böyledir yani inşaAllah. Ne yapacak dünya malını, ahirete götüremez ki bir insan, mezara da götüremez, değil mi? Niye olmasın? Zaten Müslümanlıkta zibil gibi zenginlik oluyor, müthiş bir zenginlik oluyor. Silaha para vermiyorsun; tanka, topa, uçağa para vermiyorsun; yiyeceğe, içeceğe, üste-başa gidiyor. O zaman da mal çok fazla oluyor. Peygamberimiz diyor (s.a.v); “Adam gelecek Hz. Mehdi (a.s)’a, malı olduğu halde mal isteyecek.” Yani gözlerine inanamayacak mal çokluğundan. “Buyurun hemşerim” diyecekler, “hazineye git, versin” diyorlar, hazineden alıyor. Adam kucağında taşıyamayacak kadar alıp götürüyor, “Yahu Muhammed ümmetinde en açgözlü ben miyim” diye, adam mahcup oluyor, geri getiriyor. Hazine, “biz verdiğimiz malı geri almayız arkadaş” diyor. “Tamam bu senin, ne yapıyorsan yap, dağıt” diyor. Bu durumda hırsızlık olur mu? Niye olsun hırsızlık? Ama şimdi adamlar, yani görüyorsunuz vaziyeti, tek tek anlatmayayım. Tabii.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgeseller
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler