Adnan Oktar`ın 12 Eylül 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Muhammed Ahmet Adnan Hocam. İsrail konusunda biraz daha sert bir söylem, sizden bu dönemde beklentimizdir, inşaAllah.” Sert bir söylem istiyorsunuz. Böyle yapmasak da, bu insanlara şefkat göstersek, bir de bunu deneseniz, bir de böyle yapsak! Bütün dünya Musevilerden nefret ediyor. Yapmayın, etmeyin, günahtır. Bu kadar bakış açısında keskinliğe gerek yok. Biz Müslümanlar olarak bir buçuk milyar Müslümanız. Şefkat gösterelim, koruyup-kollayalım, rahatlar bu insanlar. Yani zannedildiği gibi olmaz. Tabii onların da Şiloh-Muhammed Mehdi’ye, tam tabi olmaları şart. O zaman Tevrat’a savaş açmış olurlar. Yani eğer Kral Mesih’e, Şiloh yani Muhammed Mehdi’ye, eğer tavır alırlarsa, Tevrat’a tavır almış olurlar. Gece-gündüz dua ediyorlar; “Ya Rabbi bize Mesih’i gönder” diye, “Moşiyah, Moşiyah” diye gece-gündüz dua ediyorlar. Dolayısıyla, göreceksiniz güzel olacak. Sertlik, sertliği getirir, başka bir şeyi getirmez. Mesela Irak’ta, Afganistan’da, şurada, burada bütün Müslümanlar paramparçalar. Her ülke, tek başına kabadayılık yapıyor ve feci şekilde sonla karşılaşıyor. Bunu yapacağımıza, bütün İslam ülkeleri birleşelim, bütün dünyaya şefkat gösterelim, sevgi gösterelim. Medeniyeti, barışı, kardeşliği getirelim. Herkese dostça yaklaşalım, bakın nasıl güzel netice alacağız. Kabadayılıkla bir yere varılmaz, ben söyleyeyim. Yani bu akıl değil, çok yanlış. Hepsi Allah’ın kulu. Hz. Musa (a.s)’a karşı sevgi göstermeleri, ona sadık olmaları güzel bir şey. Hz. İbrahim (a.s)’ı sevmeleri güzel. Aynı Allah’a inanıyoruz, aynı peygamberleri seviyoruz. Tabii ki Muhammedi olmalarını, gönlümüz arzuluyor. O, Hz. İsa Mesih (a.s) zamanında zaten olacak, inşaAllah. Cenab-ı Allah, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı, bu konuyla görevlendirmiş. Hz. Mehdi (a.s)’da onlara, Tevrat ve İncil’le hükmedecek. Musevileri yani İsrail’in tamamına Tevrat’ın gerçeğiyle hükmedecek, Hıristiyanlara da İncil’in gerçeğiyle hükmedecek. Dolayısıyla, kan dökülmeyecek. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözüne tabi olmak lazım. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s)’ın sertlik göstereceğini söylemiyor, “şefkat göstereceğini” söylüyor. “Merhametle hareket edeceğini, kimsenin burnunu kanatmayacağını, damla kan akıtmayacağını” söylüyor. Biz o devirdeyiz şu an. Dolayısıyla, aksi politikalar, açmaz politikalar olur. Yani Kuran’ın ruhuna uygun olmaz. Bir buçuk milyar İslam alemi bir araya geldiğinde, zaten müthiş bir güç olmuş oluyor, dev bir güç olmuş oluyor. Ne ateist Siyonizm kalır, ne ateist mason zulmü kalır, ne PKK zulmü kalır, hiçbir şey kalmaz. Birlikten kuvvet doğar ama kuvvete de şefkat yakışır, merhamet yakışır, adalet yakışır. Yani kuvvetliyim diye şiddete girerse, Allah buna müsaade etmez, etmedi de, olmaz. Yani Allah’ın istediği bizden, şefkattir. Çünkü Allah’tan biz hep affedicilik istiyoruz değil mi, affetmesini istiyoruz. Biz de affedici olacağız, şefkatli olacağız, inşaAllah. Ama tabii bu zulme susacağız anlamına gelmez. Kuvvet demek, zaten zulme dur demektir. Güç demek, birlik demek ne demektir? Zulmün durması demektir. Kardeşim sincap, kaplanı gördüğünde, kaplanın üstüne atlar mı? Ne yapar? Dala tırmanır kaçar, değil mi? Çünkü o kaplan. Ama şu an İslam alemi, yüzlerce sincap veyahut yüzlerce tavşan gibi görülüyor dışarıdan ve güçsüz görülüyor. Ve tek tek ayrı oldukları için de, tek tek hepsini birer birer etkisiz hale getirebiliyorlar. Çünkü birbirleriyle de uğraşıyorlar. Birbirleriyle uğraştıkça, çok çok daha kolay oluyor. Hatta asıl oradan kolay oluyor. Bediüzzaman diyor ki; “Deccal, Müslümanların hırs ve şikakından (ikiyüzlülüğünden) istifade ederek, az bir kuvvetle nev-i beşeri (insanları) herc-ü merc (darmadağın) eder ve koca Alem-i İslam'ı esaret altına alır” diyor. “Şu anda da öyle oldu” diyor, Bediüzzaman. Onun için, birlik beraberlik, şefkat ve adaletin hakim olması lazım. Öyle bir yapıya, hiç kimse karşı çıkmaz. Rusya’da birleşmek ister, Amerika’da çok güzel gözle bakar, İsrail’de ister, herkes ister bunu. Onun için sahte kabadayılıklar, boş kabadayılıklar, netice alınmayacak hareketler, İslam alemine sadece felaket getirdi, hep acılar getirdi, başka bir şey olmadı. Mesela Saddam kabadayılık yaptı, adamı aşağı sallandırdılar, sonucunu gördünüz. Oğullarını, çoluk-çocuğunu delik deşik ettiler. Nerede o kabadayılar? Hepsi arazideler. Bir gecede bütün Irak ordusu yok oldu. Dünyanın dördüncü büyük ordusu olarak biliniyordu, bir gecede yok oldu. Demek ki, kabadayılıkla bu işin alakası yok. Afganistan’da kabadayılık yaptı, bakın bitti, beş dakikada bitirdiler. Bununla bunun alakası olmadığına göre, asıl olan nedir? Birliktir. Bütün Müslüman ülkelerin birleşmesi, birbirlerini sevmesi, dost olması, Hz. Mehdi (a.s)’ı aramaları, Mehdiyet’in birleştirici o güzel ruhuyla ittifak etmeleri ve herkese sevecen ve şefkatle davranmaları. Allah, böyle yaparsanız muzaffer kılacağım diyor. Formül, yol budur, bunu dışında bir yol yok. Kuvvet, zaten zulme dur der. Kuvvetli olduğumuzda, zulüm kalır mı? Kaplan geçerken, tavşanlar toprağın altına giriyorlar. Hangi tavşan, kaplanın üstüne atlar?
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler