Adnan Oktar'ın 15 Eylül 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR:Hocam, şöyle güzel bir tecvitle Kuran-ı Kerim’den ayetler oku bize.
MİSAFİR: İnşaAllah Hocam. Euzu Besmele “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan; yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve ufacık bir yardımı (veya zekâtı) da engellemektedirler” .
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Maun Suresi.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Yedi ayetten oluşuyor. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “Dini yalanlayanı gördün mü?”
Demek ki dini yalanlayanlar olacak ahir zamanda. Ne kadar? Milyonlarca, milyarlarca.
“İşte yetimi itip-kakan; Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.”
Dünyadaki açlık o gençlerin, o çocukların ölümüne Kuran işaret ediyor. Ne yapıyorlar? Hem onları itip kakıyorlar savaşlarda, tokatlıyorlar, dövüyorlar, aşağılıyorlar filmlerde gösteriyoruz. Hem de “Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur” diyor. Yoksullar açlıktan ölüyorlar. Hem de on binlerce, yüz binlerce insan. Ve dünyada büyük bir sorun olarak gündemde tutuluyor. Allah ahir zamandaki bu olaya dikkat çekmiş inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanına da bakıyor, fakat ahir zamana da bakıyor.
“İşte (şu) namaz kılanların vay haline,”
Bu yobaz takımına işaret ediyor. Çünkü yobazlar namaz kılar, ama sahtekârdırlar. Onun için Allah diyor “İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,” yani hurafeler eklemişlerdir namaza. Namazı karmakarışık hale getirmişlerdir. Namazı da kılmıyorlar sonucunda da. Kılsalar da gösteriş yapıyorlar. Zaten ayette ne diyor “Onlar gösteriş yapmaktadırlar” işte sarıkla cübbeyle misvakla, şununla bununla gösteriş yapıp pratikte Müslümanlığı hiçbir şekilde yaşamazlar. Ayet ona işaret ediyor. Yobaz takımını anlatıyor. Hakkını veren ayrıdır ama gösteriş yapan ayrıdır.
“Ve ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler.”
Yani bir parça bir yardım bile, mesela on lira, beş lira bir yardım bile; onu bile engellemektedirler diyor. Ona bile o garaz gözüyle, o hasetlik gözüyle, o pintilik kafasıyla engel olurlar, diyor Allah.
MİSAFİR:Euzu Besmele, “Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? Onların 'tasarladıkları planlarını' boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi. Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı. Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.”
ADNAN OKTAR: Evet, şeytandan Allah’a sığınırım. Mekke’de indirilen bu sure 5 ayetten oluşuyor. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.” Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
“Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi?”
Tank sahibi olabilir, top sahibi olabilir, uçak sahibi olabilir, büyük güç sahibi olabilir. Kuran’daki işaret; fil en büyük hayvan o devirde. En güçlü, en şiddetli ordulara, en büyük devletlere, en büyük güç ve kudret sahibi görünenlere “neler yaptığını görmedin mi?” Allah tufanlar, kasırgalar, belalar, binbir türlü hayat pahalılığı gibi fitnelerle Allah onları allak bullak ediyor. “Onların 'tasarladıkları planlarını' boşa çıkarmadı mı?” Mesela Büyük Ortadoğu Projesi diye bir plan hazırlıyorlar, İslam âlemini daha da parçalamak, paramparça etmek için. Tasarladıkları planlarını Allah boşa çıkarttı Mehdiyet’le. İsa Mesih (a.s.)’ın ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleriyle boşa çıkartmış oldu. Ahir zamana bakan yönünü söylüyorum.
“Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.”
Cenab-ı Allah bazen kuşla, bazen cin ordusuyla, bazen uçaklarla, bazen kullarıyla fitneyi engeller.
“Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı.”
Cenab-ı Allah, eğer bir ülke, bir devlet, bir millet hak ettiği bir cezaya yaklaştıysa Allah onların başına bazen savaş da musallat edebilir. Üzerlerine kuş şeklinde uçak da gönderir, sürüler halinde. Ve uçakların attığı bombalarla evleri yıkılıyor, onların altında kalıyorlar. Mesela Birinci Dünya Harbi’nde oldu, İkinci Dünya Harbi’nde oldu, bunu gördük. Zaten ayetin ebcedi Birinci Dünya Harbi’nin tarihini veriyor. Tabii bu çok manidardır. “Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı.” Evleri yıkıldığında oradaki o pişmiş tuğlalar insanların başlarına dökülüyor. Ona işaret var, inşaAllah.
“Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.”
Yerle bir oluyor. Mesela Almanya savaşa girdikten sonra, Rusya ile yaptıkları savaşta yahut İtalyanlar’la yaptıkları savaşlarda bütün Avrupa’nın üstüne bakılan resimlerinde ekin yaprağı gibi şehirlerin yerle bir olduğunu gördük. Allah’a zekat vermediler, Allah bütün mallarını ellerinden aldı. Hacca gitmediler, Allah yüzlerce kilometre onları yürüttü. Mesela bin kilometre, ikibin kilometre yürüttü Allah. Üçbin kilometre yürüttü. Hacca gitmediler. Namaz kılmadılar, Allah dağlarda onlara talim yaptırdı, askeri talim yaptırdı aylarca, yıllarca. Ama Allah’a şükretmiş olsalardı ne o savaşlar olacaktı, ne o belalar olacaktı. Ne o açlık, ne kıtlık olacaktı. Mesela oruç tutmadılar, Allah onlara muazzam bir kıtlık verdi. Aylarca süren, yıllarca süren kıtlık verdi. Hiçbir şey yemeden günlerce aç yaşadılar. Çok az gıdalarla, bir avuç yiyecekle, bir avuç ekmekle yaşadılar. Oruç tutmamalarının bedeliydi o. Namaz kılmamalarının bedelini soğukta kışta kıyamette dağlarda sürekli askeri talim yapmakla geçirmelerine sebep oldu. Zekât vermediler, söylediğim gibi, bütün mallarını mülklerini Allah ellerinden aldı. Ama Allah’a hamdeden, şükreden olmuş olsalardı, Avrupa’nın başına bu felaketler, bu belalar gelmezdi. Rusya’nın da başına bu felaketler gelmezdi. Kuran ona işaret ediyor. Filden kasıt dünyevi büyük güçleri temsil eder, aynı zamanda ona işaret ediyor. Büyük askeri güçler. Ama tabii orada masumlar da o arada şehit olmuşlardır, onlar şehit hükmündedir. Onların malları zekât hükmüne geçmiştir, evleri yıkılanların malları zekât hükmüne geçer. Yaptıkları talimler namaz sevabı gibi oldu. Mallarından söylediğim gibi zekât sevabı aldılar. Aç kalmalarından oruç sevabı aldılar. Bu iyiler için onlara hayra döndü. Ama şerriler için de fitne ve belaya dönüşmüş oldu.
Bir ayet daha Hocam.
MİSAFİR: İnşaAllah. Euzu Besmele, “De ki: O Allah, birdir. Allah, Samet' dir (her şey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bu ayeti de siz açıklayın Hocam.
MİSAFİR: İnşaAllah Hocam. İhlas Suresi’nde Allah’ın varlığı ve birliği anlatılıyor, inşaAllah. Doğmadığını, doğurulmadığını, çocuk edinmediğini, doğurmadığını da anlatıyor, inşaAllah. Burada Hristiyan dinine inanlar kişiler için de ayrıca bir açıklama olmuş oluyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:112. suredir. 2012’ye de bakıyor inşaAllah. Mekke’de indirilen bu sure 4 ayet. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.” Şeytandan Allah’a sığınırım.
“De ki: O Allah, birdir.”
Kime diyeceğiz? Allah’a şirk koşan herkese, bütün Hıristiyan âlemine, bütün dünyaya. Hz. İsa (a.s.)’ın sürekli ağzında olacak ayettir bu. Ve sürekli Hz. İsa (a.s.)’ın okuyacağı suredir, inşaAllah.
“Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).”
Bak Hıristiyanlığa verilen en önemli cevap: “O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.” Hıristiyan inancındaki o “Allah çocuk edindi” sözüne cevap bu ayet.
“Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
Hiçbir insan, hiçbir varlık Allah’ın dengi olamaz. Teslis inancına verilmiş bir cevaptır aynı zamanda.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler