Adnan Oktar’ın 29 Ekim 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Cehennemde de mesela ehli küfrün azaplarından en önemlilerinden bir tanesi; cehennemle cenneti kıyaslamalarından kaynaklanacak. Bir zamanın uzunluğu, zamanın bitip tükenmezliği. Bir de sürekli kıyaslama yapmaları. Sürekli imreniyorlar. Diyorlar ki; şeytandan Allah’a sığınırım.“Size Rabbinizin verdiği nimetlerden bize de versenize” diyorlar. Orada bile kafalama kafasındalar. Ahmağa bak. Sanki Allah’ın izni olmadan oradan gizlice yiyecek verebileceklerini veyahut su verebileceklerini, cennetten bir nimet verebileceklerini ve cennetten de sürekli menfez arıyorlar. Çıkabileceğine, alışmışlar dünyada oradan buraya kaçmaya, firara falan. Aptal olduğu için hâşâ Allah’a yine orada inanmıyor, akılsız. Allah’ın gücüne yine inanmıyor. Bir yerden kaçabileceğini düşünüyor cehennemden. Mesela bir menfez arıyor. Mesela cehennem kayalarının aralarından bir yerlere bakıyor. Bir yerleri delmeye çalışıyor. Bir şeyler yapmaya çalışıyor ki oradan kurtulacak. Halbuki Allah “hiçbir şekilde çıkamazlar” diyor. Ama aptal inanmıyor. İlla ki çıkabileceğini düşünüyor. Bir yer arıyor. Yüz binlerce sene, milyonlarca sene onun peşinde oluyor. Aptal olduğu için de bıkmıyor. Devamlı devam ediyor. Ama bunlar özel yaratılıyor tabii, inşaAllah.
“Cennet ehli de cennette pınar başlarındadırlar” diyor Cenab-ı Allah. Pınar deyince tabii insanın hep aklına klasik çeşme geliyor. Öyle değil. Ama asıl kalbimizdeki derin Allah sevgisinden dolayı çok şiddetli zevk alacağız her şeyden. Çünkü her şeyin konuşmasından hep heyecan duyacağız. Mesela kedi konuşuyor. “Buraya gel” diyorsun, “İnşaAllah, geleyim” diyor. “Nasılsın?” diyorum, “Elhamdülillah iyiyim” diyor kedi. “Gel kucağıma otur” diyorsun, “elhamdülillah, Allah razı olsun” diyor, geliyor oturuyor mesela. “Beni seviyor musun?” diyorsun, “seviyorum” diyor. “Ben seni seviyor muyum?” “tabii ki seviyorsun, görüyorum, maşaAllah” diyor. Hoşuna gitsin diye. Ama bu dünyada mesela biz kediyle konuşmak istiyoruz. Konuşmuyor kerata, bakıyor. Ne kadar istiyoruz konuşmasını. İnsan bakıyor, “nasılsın?” diyoruz. Ancak mırıldanıyor. Acayip sesler çıkartıyor. Kuşlar da öyle, kuşu çağırırsın gelir. Halini hatırını sorarsın, konuşursun. Mesela seninle arkadaşlık eder. Yanında gider, gezer, tertemizdir. İstediğin gibi sevebilirsin. Cennetin özelliğidir. Bütün eşyanın tamamı şuurludur. Bu dünyada da şuurlu. Fakat Allah özellikle onu aklımızın ihtiyarı kalkmaması için harekete geçirmiyor.
Mesela ben şimdi kalemi elime aldığımda, kalemi açıyorum. Allah açtı kalemi, fakat ellerimi sebep ettiği için aklımın ihtiyari alınmadı. Çünkü iki tane el devrede, hissediyorum, kalemi de hissediyorum, bu aklımın ihtiyarini almaz. Ama bu kalemi havaya kaldıran Allah, açan da Allah’tır fakat eli sebep etti Allah. O yüzden ben şu an şaşırmıyorum, siz de şaşırmıyorsunuz. Ama cennette ben kafamdan geçirdiğimde kalemi, kalem kendiliğinden yukarı kalkar ve kendiliğinden açılır kalem. Yani elin sebep olmasına gerek olmaz. Kapanmasını istediğimde de kendiliğinden kapanır. Şimdi ben kafamdan geçirdiğimde olmadı mı bu? Tutmayı istedim kalemi ve açmayı istedim, içimden geçirdim bunu ve vücudumda emre uydu şu an. Öyle hissediyorum şu an. Ama kolumu Allah sebep etti. Yani kalemi açan Allah’tır. Yaratan da Allah’tır.
Yazı yazdığımızda yazıyı Allah yazar. Fakat elimizi sebep eder, biz yazıyoruz zannederiz. Daha biz anamızdan doğmadan o yazı yazılmış oluyor. Mesela her kişi imza atıyor, deftere yazı yazıyor ve yahut bilgisayara yazıyor. Bilgisayarda yazdığı her harf kaderinde yazılmıştır.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler