Adnan Oktar’ın 4 Kasım 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Yani dünyaya o kadar çok aldanıyorlar ki, özellikle internet onları hipnotize ediyor. Yani modern dünya onları hipnotize ediyor. Tamam, böyle bir yapı var diyelim, sana öyle göründüğünü düşünelim. Mesela Ali Naci Ülkü, bu adam eninde sonunda ölecek, sen de öleceksin, herkes ölecek. Bilgisayarı nerede kalacak? Evde kalacak. Hava attığınız Etiler’deki kahvehaneler duracak, arabalar duracak ama siz toprağın altında, çamurun altında olacaksınız, değil mi? Etiler dediğin nedir ki, İstanbul’un herhangi bir semti, betondan, çimentodan, demirden yapılmış, taşlardan oluşan, caddelerden oluşan, Allah’ın oluşturduğu herhangi bir kara parçası, herhangi bir yer. Yani orada o kadar etkilenebileceğiniz, o kadar dine tercih edeceğiniz derecede, nefsinizi etkileyen ne var? Etiler’de ne var, en fazla gider çay kahve içersin. Ne olur yani? Niye bu kadar insanlara ehemmiyet veriyorsunuz, niye bu kadar insanları gözünüzde putlaştırıyorsunuz? Mesela Acun’un annesinin, babasının Cenab-ı Allah canlarını aldı, arabanın içinde yanarak vefat ettiler, Allah rahmet etsin. Hayat kısa, çocuğu da ölüyordu, paramparça oldu keratacık, minik acayip şeker bir şeydi o. Allah onu da korudu. Allah, hayatın kısa olduğunu ona da gösteriyor. Aynı şekilde Burak Özdemir’e de gösterdi, annesi de genç yaşta vefat etti, hatırlıyorum, herhalde beyin kanamasından vefat etmişti, ani bir ölümle öldü, Allah rahmet etsin. Çok hanımdı annesi, bayağı dindardı annesi maşaAllah, muttaki. Babası da çok efendi bir insandı, annesiyle babasıyla görüşüyordum, evlerine gidip geliyordum. Orta halli bir aileydiler, kendi halinde bir aileydiler. Allah, orada da gösterdi ölümün yakın olduğunu. Toprağın altına girdiğinde, artık ne internetle bağlantı kurabilirsin, ne Facebook’taki arkadaşlarınla görüşebilirsin, ne Twitter’a girebilirsin, ne Etiler de gidip gazoz içebilirsin, ne Bebek’te gidip deniz kenarında yürüyebilirsin. Ne yaparsın çamurlu toprağın altında, simsiyah toprağın altında? Hiç kıpırdamadan yatarsın. Her gün bir yerlerin parçalanarak, her gün bir yerlerin koparak toprağın altında feci şekilde kokan-ki dünyanın en iğrenç kokusudur ölü kokusu, o pis kokunun içerisinde, simsiyah zifiri karanlık bir ortamda hiç kıpırdamadan yüzyıllarca bekleyeceksin, yüzyıllarca. Arkadaşların, arkadan onlarda gelecekler, onlarda o mahalleye misafir olacaklar, onlarda senin biraz bitişiğine, daha ilerlere, daha ilerlere onları da toprağın altına koyacaklar, bilgisayarlarınız duracak, internete giren başka kişiler olacak ama siz giremeyeceksiniz. Arabalarınız dışarıda kalacak, evleriniz dışarıda kalacak, bindiğiniz yatlar dışarıda kalacak, yemek yediğiniz lokantalar dışarıda kalacak. Duruyor lokantalar, her yer duruyor ama ölenler, toprağın altında duruyorlar. Burada onların ufukları açık olması lazım.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Sakın Unutmayın
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler