Mehdi, aklın doğru ve yanlışı ayırt etme (vicdani kanaatle karar verme) gücünü kaldıracak özelliklerle ortaya çıkmayacaktır

... Bir kısım zahirî ülemalar (hadislerin dış anlamlarına bakarak hüküm veren alimler), o rivayet ve hadîslerin zahirine (dış anlamlarına) bakıp şüpheye düşmüşler. Veya sıhhatini (doğruluğunu) inkâr edip veya hurafevari (hurafe gibi, masallarda anlatılan gerçek dışı bir şey gibi yanlış) bir mana verip âdeta muhal bir sureti (adeta imkansız, aklın vicdani kanaatle karar verme özelliğini ortadan kaldıracak özelliklerde bir şahsı) bekler bir tarzda (anlattıkları için), avam-ı müslimîne (böyle metafizik açıklamalara inanmada zorlanacakları veya bu sebeple hiç inanmayacakları için, halktan bilgisi olmayan Müslümanlara imani yönden) zarar verirler.

(Kastamonu Lahikası s. 80)

Bediüzaman, Hz. İsa, Hz. Mehdi ve Deccal gibi ahir zaman şahısları hakkındaki müteşabih, yani ‘benzetmelerle anlatılan rivayet ve hadislerin’, mutlaka tevilinin yapılarak, benzetmelerinin çözülerek açıklanması gerektiğini söylemiştir. Aksi takdirde, bir kısım sözde alimlerin bu hadisleri, müteşabih anlamlarına aldırmadan, zahirine bakıp yorumlamakla şüpheye düştüklerini veya hadisi tamamen reddetme yoluna gittiklerini ifade etmiştir. Bu gibi sözde alimlerin Hz. İsa ve Hz. Mehdi konusundaki yanlış yorumlamaları, bu konuda tam bir bilgiye sahip olmayan Müslümanların da yanıltılmasına sebep olmaktadır.

Oysa ki Peygamberimiz (sav)’in, Hz. Mehdi’nin hayatına ilişkin her konudaki hadisleri, aklın, mantığın tam olarak kavrayabileceği netliktedir. Bu konudaki müteşabih yani benzetmelerle anlatılan rivayetler de, Kuran bilgisiyle ve diğer rivayetlerin ışığıyla değerlendirildiğinde, hadislerde Hz. İsa'nın gelişinin ve Hz. Mehdi'nin çıkışının hiçbir şüpheye yer verilmeyecek şekilde açıklandığı görülebilecektir.



Kuran ayetlerinde Müslümanların bu gibi hadisleri nasıl değerlendirmeleri gerektiği konusunda yol gösterilmiştir. Ayetlerde, insanların Peygamberimiz (sav) için, “Onunla birlikte bir melek indirilmeli değil miydi?” diye sordukları bildirilmiştir (Enam Suresi, 8). Ancak hiçbir zaman için ‘Peygamberimiz (sav)'in sarığının üzerinde bir melek görünmemiş, bu melek de insanlara “bu kişi peygamberdir” diye bir söz söylememiştir’.

Aynı durum Hz. Mehdi için de geçerlidir. Hz. Mehdi hakkındaki bu müteşabih hadislerden biri de, ‘Hz. Mehdi'nin de başının üzerindeki bir buluttan bir meleğin seslenerek, “Hz. Mehdi budur, ona uyun” diyerek Hz. Mehdi'yi tanıtacağı’ şeklindedir:


“Hz. Mehdinin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, "Bu Hz. Mehdidir, sözünü dinleyiniz" diyecektir.”

(Ebu Nuaym)


Hz. Mehdi (as)’ın başında bir bulut dolaşacak. O buluttan bir melek şöyle seslenecek: “Ey insanlar Allah size Ümmedi Muhammed’in en hayırlısını imam seçti, halife (manevi lider) yolladı. Çabuk ona kavuşun o Mekke’dedir, o Hz. Mehdi’dir”.


Hadiste bahsedilen bulut, insanların görebileceği bir bulut değildir. Manevi alemde meleklerin ve cin aleminin göreceği bir buluttur. Böyle bir görüntü oluşması, meleklerin ya da cinlerin kavrayışının ötesinde bir durum değildir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde haber verildiği gibi, Hz. Mehdi insanların olduğu gibi, cinlerin ve meleklerin de Hz. Mehdisi’dir. Allah Hz. Mehdi'yi, 3 ayrı aleme de rahmet olarak göndermiştir. Dolayısıyla bu açıklama da cinlere ve özellikle de melek alemine yöneliktir; ve böyle bir durum onlar için meşru bir olaydır. Hadiste belirtilen olay gerçekleşip bir melek Hz. Mehdi'yi müjdeleyip tanıttığında, bir başka hadiste haber verildiği gibi diğer melekler de bu çağrıya uyarak Hz. Mehdi'ye yardım edeceklerdir. Peygamberimiz (sav)'in bu konudaki hadisleri şöyledir:


... Hz. Allah 3000 meleği ona (Hz. Mehdi’ye) yardıma gönderecektir.

(Naim b. Hammad)



Allah onu (Hz. Mehdi'yi) üç bin melekle destekleyecektir.

(El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, s. 41)

Dolayısıyla bu hadislerin dıştan görünen anlamıyla yorumlanmaması son derece önemlidir. Çünkü burada kastedilenin, “bir bulut içerisinde bir meleğin gelip insanlarla konuşması ve onlara Hz. Mehdi'yi tanıtması olmadığı” çok açıktır. Böyle bir olay ne Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de, ne de diğer peygamberlerinin hiçbirinde olmamıştır. Peygamberlere de melekler hiçbir zaman için melek olduklarından yüzde yüz emin olmayacakları gibi, hep güzel bir insan görünümünde gelmişlerdir. Böyle bir mucize gerçekleşse, insanların hepsi kayıtsız şartsız iman eder, Hz. Mehdi'yi kabul eder ve hiçbir şüpheye kapılmazdı. Ancak böyle bir durum, Allah'ın Kuran'da bildirdiği adetullahına tümüyle aykırıdır. Zira Hz. Mehdi ile ilgili böyle bir mucize olsa, dünya hayatında insanlar için yaratılan ‘imtihan’ ortadan kalmış olurdu ki bu da Kuran'a göre mümkün değildir. Melekler insanlara görünmeyeceklerdir. Melekler, Hz. Mehdi(a.s.)'ye görünmeden yardım edecekler, insanların kalbine Allah'ın dilemesiyle, "Bu kişi Hz. Mehdi (a.s.)'dir" diye ilham edeceklerdir. Bazı kişilerin dediği gibi gökten melekler insanlara görünecek şekilde "Bu Hz. Mehdi (a.s.)'dir. Ona uyun" dese, ayrıca buluttan bir el çıksa ve Hz. Mehdi (a.s.)'yi göstererek ona biat edilmesini işaret etse ve milyonlarca insan bu duruma şahit olsa, bütün bu açık ve kesin delillere rağmen Hz. Mehdi (a.s.) yine de Mehdiliğini kabul etmezse, meleklerin hiç birinin sözüne inanmıyor anlamı çıkar. Bu da olacak bir şey değildir. Meleklerin açık ve aleni konuşmaları kendi aralarında olacaktır.  

Hz. Mehdi Mekke’ye gidecek ve burada, kendisi istemediği halde, insanların ‘Eğer kabul etmezsen, senin boynunu vururuz’ şeklindeki zorlamalarından sonra Rükun ve Makam arasında biatlarını kabul edecektir.

(El-kavlu’l muhatasar fi alamet-il mehdiyy-il muntazar, s.32)


Hz. Mehdi (a.s.)'nin yanında görünür bir melek olup herkesi ona biat etmeye çağıracak olsa Hz. Mehdi (a.s.) de kendinin Hz. Mehdi (a.s.) olduğundan emin olacaktır. Böyle bir durumda insanların ona zorla Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu kabul ettirmesine gerek kalmazdı. Çünkü zaten yanında görünür halde bir melek bulunsa, söyledikleri doğru olacağı ve kesin delil niteliğinde olacağı için Hz. Mehdi (a.s.)'nin itirazı olmazdı. Bu durumda Hz. Mehdi (a.s.)'nin insanların kendisine biat etmesini kabul etmesi şart olurdu.

Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi’yi aramak üzere yollara çıkacak ve alimlerden her birisine 310 kadar insan refakat edecektir...birbirlerine ‘Buraya niçin geldiklerini’ sorduklarında, hepsi de ‘Bu fitneleri önleyecek ve Konstantiniyye’yi manen fethedecek olan Mehdi’yi arıyoruz, çünkü biz onun, babasının anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik’ şeklinde cevap verirler.

(El-kavlu’l muhatasar fi alamet-il mehdiyy-il muntazar, s.40)


İslam alimlerinin Hz. Mehdi (a.s.)'yi aramaya çıkmaları Peygamberimizin (sav) hadislerinde birçok yerde bildiriliyor. Hz. Mehdi (a.s.)'nin başının üzerinde, onun Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu haber veren görünür şekilde bir melek olsa, herkes kim olduğunu ve yerini hemen bilirdi. İslam alimleri de Hz. Mehdi (a.s.)'yi aramaya çıkmaya gerek duymazlardı.

Bu nedenle aynı Peygamberimiz (sav) de olduğu gibi, Hz. Mehdi'nin de, insan aklının kavrayışının ötesindeki özelliklerle ortaya çıkması beklenmemelidir. Hz. Mehdi de tüm insanlar gibi, Allah'ın adetullahına bağlı, imtihana tabi olan bir kuldur. Allah, tüm hidayet elçileri gibi, Hz. Mehdi'yi de hem fiziksel hem ilmi açıdan güçlendirmiş, imanıyla, ahlakıyla, aklıyla ve sahip olduğu hikmetle onu insanların pek çoğuna üstün kılmıştır. Ancak Hz. Mehdi, bir kısım sözde alimlerin yanlış yorumladıkları şekilde mucizeler göstererek ortaya çıkmayacaktır. Müslümanlar Hz. Mehdi'yi, hadislerde bildirilen fiziksel özelliklerinden, üstün vasıflarından, dünya çapında İslam ahlakının hakimiyetine vesile olmasından, ateizmi, materyalizmi ve Darwinizm'i (maddiyun ve tabiyyun taununu) yeryüzünden silmesinden, Hz. İsa ile birlikte namaz kılıp tüm dünyaya mutlak sevgiyi, barışı, huzur ve mutluluğu hakim etmesinden, yani Allah'ın onu bu kutlu vazifede vesile etmesinden tanıyacaklardır.

Melekler, Hz. Mehdi (a.s.)'ye görünmeden yardım edecekler, insanların kalbine Allah'ın dilemesiyle, 'Bu kişi Hz. Mehdi (a.s.)'dir' diye ilham edeceklerdir.
2008-12-25 18:48:00

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top