|
Sızıntı Dergisi
Haziran 1980
Nevbahar Mesajı
Bir müjde verip geçenler sadece gönüllere su serptiler. Tohum ekenler, toprak altındakilerin nasıl korunacağını, fidanlara nasıl ihtimam gösterileceğini, gül endamlıların nasıl yetiştirileceğini fısıldayıp gittiler.
Kapısında duramadığımız kalelerin içinde nutukhanlarımızın sadasını işitiyoruz. Andeliblerimiz sanki maristanda şakıyor. Ayak basamadığımız dikenlikte güllerimiz gülümsemeye başladı.
Siz hiç kış uykusundan kalkanları gördünüz mü ? Bahar müjdesinin dağda, tepede, mağarada kulaklara nasıl fısıldandığına şahid oldunuzmu ?
Yalnız biz, baharı müjdeleyen kış sonu günler gibiyiz. Halimize bakıp “Nerde bunlarda bahar nişanı!” diye yanılarak ümitsizliğe düşme ...Ey Yakub misal! Biz sana gömlek getirdik. Yusuf’tan, sakın bizi cennet baharlarının kokusunu yüklenmiş Yusuf sanıp aldanma! Hem de Mısır, Kenan iline gelmez...Sen o azizin saltanat mülküne sefere hazırlan. Ve ey baharı bekleyen ! Bahçeni sürüp, tohumlarını ekerek hiç ona hazırlık yaptın mı? Bahar gelir geçer de bahçende bir çiçek bile bitmeyebilir.
|