HAYATTAN ZEVK ALMAK… AMA NASIL? - Kartal Göktan

Ekranı büyüt
 

Sahip olduklarınız sizi mutlu etmeye yetmiyor mu?

Henüz sahip olamadıklarınıza kilitlendiğiniz için sahip olduklarınızı unutuyor musunuz?

Sizi mutlu edeceğini düşündüğünüz imkanlara ulaşmak için hayaller kurup, planlar yapıyor musunuz?

Cevabınız evet ise size çok önemli bir sırrı hatırlatmak istiyorum.

Çünkü muhtemelen bu çok önemli sırdan habersizsiniz veya bu sırrı unutuyorsunuz.

"Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir." (İbrahim Suresi, 7)

Kuran’ın bu sırrını bilen, hatırlayan ve ona göre davranan için dünya cennete dönüşür.

Peki hayalinizdeki imkanlara kavuşursanız bunu yeterli bulup tatmin bulacağınıza inanıyor musunuz?

Eğer buna inanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü milyon dolarlara sahip olan insanlar da henüz sahip olmadıklarını düşündüğünden tatmin bulmuyor. 

Dünya hayatında tatmin duygusu sahip olmayla paralel olarak artış gösteren bir durum değil. Yalnızca ve yalnızca imanla elde edilebilen ve imanın gücü oranında artış gösteren bir duygu.

Bugün sabah tanıdığım bir kişi bana şöyle dedi:

 “Sabah kalktım, havanın ne kadar güzel olduğunu görünce sokağa çıktım. Derin bir nefes aldım, yeni yeni açan çiçeklere, güneşe baktım. Ne güzel sağlıklıyım, ne kadar çok şükredecek şey var diye düşündüm. Günlerdir kafama takılan bir konu vardı, hemen unuttum gitti.”

Çok tanıdık bir konuşma değil mi? Siz de mutlaka zaman zaman çevrenizdeki insanlardan benzer sözler işitiyorsunuzdur. Böyle bir şuurlanmaya çeşitli olayların vesile olması güzel tabiki. Zaten çiçekler de, güneş de, güzel hava da bunun için var. İnsana Allah’ı hatırlatan nimetler bunlar.

Düşünen insan sahip olduğu nimetlerin farkına hemen varıyor ve önemsiz konuları kendine dert etmiyor. Nimetleri düşünmek onu mutlu ediyor.  Bunlar için Allah’a şükrediyor. Şükrettikçe de Allah ona verdiği nimetleri artırıyor.

Peki ya düşünmeyen insan veya az düşünen, yalnızca belli zamanlarda düşünen insanın durumu nedir?

Günümüz insanı maalesef çoğunlukla düşünce tembeli. Kafasını meşgul eden çok fazla şey var ama ekseriyetle dünya meşgalesi.

Günümüz insanı daha yeni model bir araba istiyor. Daha iyi bir iş, daha çok maaş, daha çok başarı… Daha genç, daha güzel görünmek istiyor. Son teknolojiye sahip olmak, beğenilmek, sevilmek, övülmek…  Kısacası her şey onun olsun istiyor.

Ama ne kadar şaşırtıcıdır ki çoğu insan imanlı olmak için bir istek göstermiyor. Rabbimiz’e karşı daha şükredici, daha boyun eğici olmak için gayret sarfetmiyor. Kendisine karşılıksız nimetler armağan eden, onu yaratan, yaşatan Allah’ı unutuyor. Kanaatkar olmuyor hatta nankörlük ediyor.  Sahip olduklarını ancak onları kaybettiğinde hatırlıyor.

Böyle olduğunda da hayalindeki nimetlere ulaşmak dahi onu mutlu etmiyor. Niye biliyor musunuz? Çünkü nimetleri güzel kılan, ondan zevk almaya sağlayan Allah’ anmak ve şükretmektir.

Nankörlük eden kişinin durumu ise hem nimetlerden zevk alamamak hem de bu nimetlerin onun için azaba dönüşmesidir.

İki insan düşünelim. Biri derin iman sahibi, diğeri ise Allah’ın varlığına inanmıyor veya iman zaafiyeti içinde. Bu iki insanı nimetlerle dolu, her türlü imkanla donatılmış, hoşa giden bir ortama koyalım. İman sahibi kişi bu ortamdan diğer kişinin alacağı zevkin kat kat fazlasını alacaktır. Çünkü Allah’ın yaratışındaki detayları farkedebilecek ve bunları takdir edebilecektir.

Şu anda bu yazıyı açık havada, deniz manzaralı, çiçeklerle çevrili bir kafede yazıyorum. Etrafta son derece güzel giyimli, sağlıklı insanlar var. Güvenli bir şehirde, rahat yaşam koşullarında yaşıyorlar. Arkadaşlarıyla, aileleriyle, sevdikleri insanlarla beraberler. Çeşit çeşit yiyecek ve içecekler içinden istediklerini seçiyorlar.

Ama etrafımda gerçek neşeyi, sevgiyi, samimiyeti ve en önemlisi şükür ifadesini pek göremiyorum. Sahte gülümsemeler, sıkıntılı bakışlar, klişe diyaloglar ağırlıkta… Bazı konuşmaları duyuyorum hatta özellikle kulak kabartıyorum. Kimse Allah’tan bahsetmiyor. Etraflarındaki güzellikleri takdir edemiyorlar. Etseler bile çok sınırlı cümlelerle, sığ tefekkürlerle… Hep dünyevi konular, işler, güçler, hayaller… Çoğunlukla boş muhabbet. Herkes birbirine dertlerinden bahsediyor. Memnuniyetsiz ve şikayetçi bir üslup hakim. İncir çekirdeğini doldurmayacak konular dönüyor.

Ben bu durumdan rahatsızım. Her bir masaya tek tek gidip Allah’ı hatırlatmak istiyorum. Yemeniz, içmeniz, konuşmanız, gülmeniz… Bunların her biri nimet. Bunları size vereni unutmayın demek istiyorum. Dert ettiğiniz şeyler dert değil. Allah’a şükrederseniz bu nimetlerden çok büyük bir zevk alırsınız hem de nimetler artar demek istiyorum.

Eminim ki ben bu ortamdan orda bulanan pek çok kişiden daha fazla zevk alıyorum. Ne kadar imanlı olursam o kadar fazla zevk alabileceğimi biliyorum ve Allah’a imanımı artırması için dua ediyorum.

Dışarda insanın içini ferahlatan güzellikte pırıl pırıl bir hava var. Yüzüme çarpan rüzgarı, kulaklıkla dinlediğim güzel müziği düşünüyorum. Önüme çok güzel bir sunumla hazır şekilde gelen çay ve pasta… Bu güzel kokulu, lezzetli çay kuru toprakta nasıl yetişti, içmeye hazır hale gelene kadar hangi işlemlerden geçti? Ben bunları yiyip içirken vücudumda gerçekleşen işlemler… Hepsi bir yana bunlardaki lezzeti hissetmemi sağlayan ruhum… Tümü elektrik sinyallerinden ibaret olan bir dünyayı rengarenk görüyor olmak, tad almak… Bunları idrak edebiliyor olmak…

Nereye baksam nimet görüyorum. Yanıbaşımda devasa bir deniz… Görüntüsüyle, kokusuyla insana huzur veriyor.  Önümde bilgisayarım… Tüm dünyanın bilgisine ulaşabiliyorum. Şu an bu satırları yazabiliyor olmak… Bunları bana bahşeden Yüce Allah’ı tesbih ediyorum.

Tam bu esnada çok sevdiğim bir arkadaşımı görüyorum. Allah’tan bana bir güzellik daha… Kader içinde güzel bir hoşluk… Ayaküstü biraz sohbet ediyoruz. Aynı frekanstayız. Birbirimize Allah’ı hatırlatıyoruz. Sonra o kendi işine gidiyor.

İçim çok yoğun bir şükür duygusuyla doluyor. Bütün gün boyunca aralıksız şükretsem bile bana verilen nimetlere şükretmek için yeterli olmayacağını biliyorum.

Ama biliyorum ki Şeytan bana Allah’ı unutturmaya çalışacak. Sahip olduğum nimetleri görmezden gelerek beni memnuniyetsiz bir ruh haline sokmaya çalışacak. Birazdan işlerime geri döneceğim. Yoğun bir koşturmaca başlayacak. Muhtemel olumsuzluklar yaşanacak. Belki sağlığımı kaybedebilirim. Kaza geçirebilirim. Tüm bunlar aynı anda üst üste gerçekleşebilir.

Ama her ne olursa olsun Allah’ı unutmamalıyım. Çünkü herşey Allah’ın kontrolünde. Kesintisiz olarak nimet içindeyim. Kaderimi yaşıyorum.  Allah’a sonsuz bir güven duyuyorum. Ve önemli bir sırra vakıfım… ŞÜKREDERSEM ALLAH BANA NİMETİNİ ARTTIRIR.

Bu düşüncelerle kafeden ayrılıyorum. Kalbim mutmain, içim neşeyle dolu, teslimiyet duygusunun konforu içindeyim…

2013-05-20 18:36:27

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top