Allah dünya hayatındaki imtihanı, ancak aklını kullanan insanların mutlu olacakları şekilde yaratmıştır. Bu imtihanın, aslında çok sade, çok anlaşılır, çok kolay çözülüp çok kolay yenilebilecek bir sistemi vardır. Ama Allah'ın Kuran'da belirttiği gözle bakıp, Kuran'da haber verilen bilgiyi kullanmayanlar, imtihanda saklanan bu sadeliği ve kolaylığı göremezler. Bu yüzden de hayatlarının büyük bölümünü sıkıntı içerisinde; cansız, bitap ve mutsuz şekilde geçirirler. Bu kimseler herhangi bir zorlukla karşılaştıklarında, bunu mutlaka müthiş karmaşık, aşılması zor ve çözümsüz gibi değerlendirirler. Bu bakış açıları adeta bir refleks halini almış gibidir. Zorluklar karşısında, ikinci bir bakış açısıyla hareket etmek neredeyse hiç akıllarına dahi gelmez.
ama, -Allah korusun- Allah bu kişiden razı olmasa, bu kimse tek bir an bile huzurlu, mutlu olamaz. Ama Allah'ın razı olacağını umabileceği bir ahlak gösterse, zorluklar sıkıntılar karşısında Allah için güzel bir sabır, tevekkül ve teslimiyet gösterse, fakat insanların hiçbiri ondan razı olmasa, bu kişi yine de hiç görülmemiş bir neşe, mutluluk, huzur ve sevinç içerisinde yaşar. Bir insanın böyle bir ahlak yaşadığının alametleri ise maddi manevi her açıdan kişinin üzerinde görülür. Bu alametlerin en önemlilerinden bazıları şöyledir: