Allah’a iman eden ve Allah’ın emir ve yasaklarına uygun yaşayan kişiler, tarih boyunca iman etmeyenler tarafından çeşitli baskılara uğratılmış ve yıldırılmaya çalışılmışlardır. Bu durumun temelinde müminlerin salih ve temiz ahlaklarının ve yaşantılarının, inkarcıların gayri meşru ve gayri ahlaki yaşantılarına ve menfaatlerine uymaması vardır. Her Müslüman, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmakla sorumludur. Dolayısıyla her mümin yaşadığı toplumu Allah’tan başkasına kulluk etmemeye ve samimi imana davet eder. Tabii ki bu durum şeytanın emellerine hizmet eden, kendi çıkarı peşinde koşan, haksızlık ve zulümle makam, mevki ve menfaat elde etmeyi alışkanlık haline getirmiş, gayrı ahlaki yaşantıyı, yalanı, iftirayı, illegal kazançları ve Allah'ın sınırlarını çiğnemeyi hayat şekli olarak benimsemiş bazı kimseleri rahatsız eder. Çünkü yalnızca Allah’tan korkup Allah’a kulluk eden bir mümin, asla dünyevi menfaatlerle veya baskı ile kontrol altına alınıp gayrı meşru işlere yönlendirilemez. Dolayısıyla Kuran ahlakının tam olarak yaşandığı bir toplumda, bu tür eğilimi olan insanlar illegal eylemlerine devam edemezler. Kuran ahlakını yaşayan temiz bir toplumda, yukarıda bahsi geçen kişiler sahtekarlık yapamaz, harama el uzatmaz, hırsızlık, bozgunculuk yapamaz hale gelirler ve bu da gayri ahlaki menfaatlerinin zarar görmesi demektir. İşte bu yüzden müminlerin Kuran ahlakını yaymaya ve insanların Allah korkularını kuvvetlendirmeye yönelik ilmi faaliyetleri, gayri meşru düzenleri ve sistemleri bozulan inkarcıları müthiş rahatsız eder.
Örneğin Doğu Türkistan halkı özellikle son elli yıldır büyük baskı altında bulunmaktadır. Nüfusun çoğunluğunu Uygur Türkleri'nin oluşturduğu Doğu Türkistan'da, Çin'in hiçbir bölgesinde yaşanmayan boyutlarda zorluklarla dolu bir hayat sürülmektedir. 1965'ten sonraki katliamlarla birlikte, öldürülen Doğu Türkistanlı sayısı 35 milyon gibi akılalmaz bir rakamdır. Filistin’deki Müslümanların yıllardır maruz kaldıkları zorluklar bütün dünyanın gözü önünde yaşanan bir gerçektir. Filistinli mazlum kadınlar, çocuklar, yaşlılar sürekli katlediliyor, Filistin halkı 50 yılı aşkın süredir mülteci kamplarında son derece zor koşullar altında yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor, hemen her gün okulları, hastaneleri bombalanıyor, evleri yıkılıyor, zeytinlikleri yakılıyor. Çeşitli Msülüman ülkelerde baskıcı idareler nedeniyle Müslüman topluluklar haksız yere hapishanelere konuluyor, çeşitli işkencelere meruz kalıyor. Filipinler’de başa gelen hemen her yönetim etnik soykırım yapıyor ve Müslümanlar sürekli katlediliyor. Keşmir’de Müslümanlara uygulanan baskılar halihazırda devam ediyor. Üstelik tüm bu saydıklarımız, dünyada Müslümanların yaşadığı zulmün yalnızca küçük bir bölümü.