İnsan Allah'ın verdiği çok sınırlı bir akla sahiptir. Ve kendisine verilen bu çok kısıtlı aklı dahi yönetmekten acizdir. Ancak Allah'ın hak kitabı Kuran'a eksiksiz olarak uyduğu, aklını bu ahlak doğrultusunda yönlendirdiği takdirde bu akıl ona fayda sağlayabilir. Aksinde, Kuran ahlakından uzaklaştığı takdirde ise, aklını nefsinin ve şeytanın yönetimine vermiş olur. Bu da onu hayatının her aşamasında zora ve sıkıntıya sokacak, kayba uğratacak bir akıl zaafiyetine yöneltir.
bir kitaptır. Kendi aklıyla birşeyler yapmak isterken, insanın amacı kendisine fayda sağlayabilemek, zarardan kurtulabilmek, huzuru, mutluluğu, güzelliği, rahatlığı bulabilmektir. Oysa ki Allah tüm bunların yolunu insanlara hazır olarak Kuran ile birlikte vermiştir. İnsanın Kuran dışında kendi aklından bir çözüm bulma ihtiyacı yoktur. Kuran'a uyduğunda zaten kendi aklı da yatışacaktır. Çünkü Rabbimiz zaten insan aklını ve fıtratını, Kuran ile huzur bulacak şekilde yaratmıştır.İşte burada (bu durumda) velayet (yardımcılık, dostluk) hak olan Allah'a aittir. O, sevap bakımından hayırlı, sonuç bakımından hayırlıdır. (Kehf Suresi, 44)
... Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir. (Hud Suresi, 49)
Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır. (Meryem Suresi, 76)