"Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür…" (İnsan Suresi, 8–11) Karşılarındaki kişileri Allah’ın tecellileri olarak gören müminler, Allah’a olan sevgilerinden dolayı müminleri de çok severler . İmanlarından ve Allah korkularından dolayı veli ahlakı gösterirler. Kendilerinden çok diğer müminlerin rahat etmesi, onları daha mutlu eder. Allah bir ayetinde, “… Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir...” (Fetih Suresi, 48) şeklinde belirtmektedir. Allah’a yönelen müminin imanının nuru ve ahlakının temizliği yüzüne yansımaktadır.Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)