Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. (Al-i İmran Suresi, 135)
uyduğundan istemeden hata yapabilir. İnsanın bu dünyadaki amacı, Rabbimiz'in kendisi için yarattığı ömür süresi içerisinde, bu ve benzeri olaylarla denenmesi, Kuran ahlakını öğrendikçe olgunlaşıp, içerisinde bulunduğu hatalardan kurtulması ve Rabbimiz'in razı olacağı üstün bir ahlaka ulaşabilmesidir. İnsan aklını ve vicdanını en güzel şekilde kullanıp tüm samimiyetiyle hareket ediyorsa, Allah 'ın kendisini bağışlamasını umabilir. Allah pek çok ayette "Affedici" ve "Bağışlayan" olduğunu haber vermiştir. Bir ayette Rabbimiz'in bu üstün ahlakı şöyle bildirilmiştir: "Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim. " (Hicr Suresi, 49)
"Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. " (Araf Suresi, 199)
Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, müminlere yarar sağlar." (Zariyat Suresi, 55)
yanlış bir tavır bozukluğu içerisinde olabilir. Müminler Kuran ahlakının bir gereği olarak bu kişiye yine de yumuşakbaşlılıkla, güzel ahlakla, olgunlukla ve hoşgörüyle yaklaşırlar. Böyle bir durumun hata yapan kişiyi yanıltmaması çok önemlidir. Kendisine şefkat ve merhametle yaklaşılması, ‘nasıl olsa bir şey olmuyor, kimse bana karşı bir tavır almıyor, yine de iyi davranıyorlar’ gibi yanlış mantıklarla gevşeklik göstermesi, ‘böyle de idare ederim’ diye düşünmesi son derece yanlıştır. Burada gösterilmesi gereken Kuran ahlakına en uygun olan davranış, söylenenlere hemen en güzel tepkiyi göstermek ve kişinin gücünün yettiği oranda kendini değiştirmeye, hatasını telafi etmeye gayret etmesidir. Aksilik çıkarmak, ağırdan almak, Müslümanların iyi niyetini suistimal etmeye çalışmak, anlamazlıktan gelmek, durumu açmaza sokmaya çabalamak gibi rahmani olmayan davranışlardan şiddetle kaçınmak gerekir. Çünkü insanı her şeyi lütfedip veren de ve dilediği takdirde geri alan da Yüce Rabbimiz’dir. Hata yapanı da, ona yapılan hatırlatmayı da yaratan Allah’tır. Hızlı davranmak ve söyleneni kabul etmek Kuran'a göre en doğru davranıştır. İnsanın kendi kendine, “orada ben haklıydım”, “konunun aslı öyle değil, aslında açıklasam haklı olduğum anlaşılır”, “başka insanlar da aynı hataları yapıyor, niçin bana öğüt veriliyor?” gibi nefsini koruma çabaları ise, eksiklerini görmemezlikten gelmesine sebep olur. Bu da kişinin ulaşması gereken üstün ahlakı uygulamasını geciktirecek, belki de kişinin Allah'ın rızasını kazanmasını engelleyecek ve sonsuz ahiret hayatını tehlikeye sokacaktır. Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Rabbimiz, biz: "Rabbinize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlamızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür." (Al-i İmran Suresi, 193)