|
Giriş
adece
tek bir uzvunuzu hareket ettirmek için vücudunuzda
birçok işlem gerçekleşir. İşlemler, aldığınız karar
ile başlar ve temele doğru inildikçe daha da kompleks
bir hal alır. Beyninizde emrin oluşması ile başlayan
reaksiyonlar silsilesi, sayı olarak belki de milyarları
bulmakta, bunların tümü için vücudunuzda sayısız enzim
görev yapmaktadır. Yapmak istediğiniz sıradan bir hareket
için dahi, hücreler içinde çok sayıda işlem birbiri
ardınca devam eder. Tek bir hareketiniz için milyarlarca
işlem gerçekleşirken, aynı anda beyniniz çalışmakta,
kalbiniz atmakta, vücudunuza giren besinler sindirilmekte,
kan akışı tüm hızıyla devam etmekte, hücreleriniz çoğalmakta,
tüm organlar fonksiyonlarını hatasız ve sistemli şekilde
sürdürmektedir. Hücrelerinizdeki hareketlilik hiç durmamaktadır.
Siz bunların ne farkında olur, ne de bunları kontrol
edebilirsiniz. Yaşamınızı devam ettirebilmek için onların
sizin için yapmakla görevli oldukları şeylere razı
olursunuz.
Ancak işin gerçeği, enzimlerin de diğer
proteinlerin de ve onları kontrol altında tutan büyük
moleküllerin de herhangi bir şey yapmaya güçlerinin
olmadığıdır. Onlar bir şey yapmaya güç yetiremedikleri
gibi, bunun kontrolü de size ait değildir. Bedeninizde
gerçekleşen tüm bu işlemler Allah'ın kontrolündedir
ve siz de bu mükemmel sisteme dayanıp güvenerek aslında
Allah'a teslim olmuşsunuzdur. Hastalık halleri dışında
bir aksamanın oluşmayacağını çok iyi bilirsiniz. Bu
güvenin sebebi, sizi kusursuz yaratmış olan Allah'ın
üstün gücünü biliyor ve buna güveniyor oluşunuzdur.
Tesadüflere inandığını iddia eden hiçbir insanın, tesadüfen
kopyalanan bir DNA sistemine, tesadüfen reaksiyona
giren enzimlere, tesadüfen atan kalbine güvenerek hayatına
sakin, sorunsuz ve huzurlu bir şekilde devam edebilmesi
mümkün değildir. İnsanın bu konuda sorunsuz ve huzurlu
yaşayabilmesinin sebebi, bedenindeki sistemlerin hatasız
çalışabildiğine dair kanaatidir. Bunun tesadüflerle
mümkün olamayacağını kuşkusuz kendisi de bilmektedir.
Eğer bir insan, vücudundaki tek bir sistemin, örneğin
enzim sisteminin nasıl çalıştığını, neleri kapsadığını,
nasıl harikalar gerçekleştirdiğini bilirse, bedeninde
rastgele hiçbir şeyin gerçekleşemeyeceğini daha iyi
anlayacaktır. Bir mucizeye tanık olduğunu ve bunun
kendisine bir nimet olarak sunulduğunu fark edecektir.
Farkında bile olmadığı, gözle görülmeyen moleküllerin,
kendisini yaşatmak için hiç durmadan çalıştıklarını
ve bunun için adeta programlanmış olduklarını keşfedecektir.
Bunların, çeşitli "kararlar aldıklarını", "tasarruflu
davrandıklarını", "iş bölümü yaptıklarını", "kontrollü
hareket ettiklerini", kısaca şuurlu birer varlık
gibi davrandıklarını anlayacaktır. Cansız bir moleküle
şuur gerektiren hareketler yaptıranın da ancak Allah
olduğunu, yeryüzündeki canlı cansız tüm varlıkların
sahip oldukları her bir molekülün Allah'ın ilhamı ile
hareket ettiğini kavrayacaktır. Bunu fark etmek insan
için nimettir. Çünkü bu gerçeğin şuuruna varan bir
insan tüm yaşamı boyunca Allah'a güvenerek yaşar.
Kendisini yaşatanın, kendisine bir kader belirleyenin,
sürekli olarak nimetler verenin Allah olduğunu anlar.
Dünyada kendisine hayat verenin ahirette de kendisine
hayat vereceğini ve dilerse cennetle ödüllendireceğini
bilir. Allah'a yönelir, Allah'a güvenir ve tüm yaşamı
boyunca kaygılardan uzak huzurlu yaşar. Allah'ın, Kendi
sanatının mükemmel örneklerini yaratma sebeplerinden
biri budur. Umulur ki insanlar bu sebepleri görebilsin
ve üstün Yaratıcımız olan Allah'ı tanıyabilsinler...
Allah
O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları
görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve Güneş ile
Ay'a boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye
kadar akıp gitmektedirler. Her işi evirip düzenler,
ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize
kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız. (Ra'd Suresi,
2)
|