Meryem Suresi; 39-49 (Allah, doğruluğun güzelliğini Hz. İbrahim (as)'da hatırlatıyor. Dünya dua üstüne döner, dua çok önemlidir.)

 

Adnan Oktar'ın 3 Nisan 2011 A9 Tv'deki Canlı Sohbetinden

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Meryem Suresi, 39 “İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar.” Allah diyor ki: “Onulmaz hasretlere kapılacaklar.” Samimi olmadıkları için, dürüst olmadıkları için, din hak olduğu halde, her şeyin doğru olduğunu bildikleri halde, anlamazdan geldikleri için, “onulmaz hasretlere kapılacaklar” diyor Allah. “Onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.” 40. ayet. “Elbette” diyor Allah, kesinlik ifadesi “yeryüzüne” yani bütün dünyaya, Kuzey Kutbu, Güney Kutbu, her yer dahil, “ve üzerindekilere” bütün sistemlere “elbette Biz varis olacağız ve onlar Bize döndürüleceklerdir.” Dünya hakimi olacaksınız, diyor Allah. 1992 yılını veriyor ebcedi. “Kitap’ta İbrahim’i de zikret.” Hz. İbrahim (a.s.)’ı hatırlatıyor Allah. “Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir Peygamber’di.” Daima dürüsttü, Peygamberler hiç yalan söylemezler. İnsanların çoğu yalan söyler, ama Peygamberler yalan söylemezler. Yalan söylememek çok büyük bir nimettir. Bir insanla konuşurken, yalan söyleyeceğinden aşağı yukarı emin olarak konuşuyor insanlar, büyük bir bölümü öyle, çok acı bir şey bu. Doğru bağlantı kurmak mümkün değil. Ne düşünüyorsun diyorsun, hiç, evdeki maydanozları düşünüyorum diyor mesela, bambaşka bir şey, hiç alakasız. Ne iş yaparsın, diyorsun. Nefes almadan, doğru olmayan bir sistemle insanlar karşılaşıyorlar. Doğruluğun güzelliğini Hz. İbrahim (a.s.)’da Allah hatırlatıyor. “Hani babasına demişti ki: "Babacığım”” Bak güzel bir üslupla, babacığım. “İşitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun?” diyor. Biz de Darwinistler’e soruyoruz, madde görüyor mu? Yok. İşitiyor mu? Yok. Herhangi bir şeyden bağımsızlaştırıyor mu seni? Yok. Niye tapıyorsun, diyoruz. Madde, kör madde bu kadar şuurlu, bu kadar akıllı bir çalışma yapamaz. Dünyanın en mükemmel görme sistemini meydana getiremez, en güzel işitme sistemini meydana getiremez, en kaliteli müzik aletinde şu ses tekniği yok. İnsanlar beyinlerinde oluşan şu sese bir baksınlar, ne hışırtı, ne bir bozukluk, nefis bir netlik var ve üç boyutlu, değil mi? Ne kadar et parçası yapıyor bu işi? Şu kadar, şu kadar. Teknik aletlere bakıyoruz, bavul gibi alet. Açıyoruz, hemen bir hışırtı başlıyor, ses kalitesi bozuk. Allah şu kadarcık et parçasında onu yapmış. Adam diyor ki, tesadüfen oldu. Hz. İbrahim (a.s.) da bu konuya dikkat çekiyor. “Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi.” Vahiy geldi, diyor. “Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım.” Seni kurtarmak istiyorum, diyor. "Babacığım, şeytana kulluk etme.” deccale uyma. “Kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır." Seni de Allah’a baş kaldırtır, anormal yollara sürükler, diyor. “"Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum.” Allah’ın sana bir bela vermesinden korkuyorum, diyor. “O zaman şeytanın velisi olursun.” Şeytanın adamı olursun, erkenden seni uyarıyorum, diyor. “(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun?”” Benim inancımdan, benim düşüncemden ayrılıyor musun? “Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım.” Bakın, feci şekilde öldürürüm, diyor. Taşa tutarak öldürmek, en feci ölüm şekillerinden bir tanesi. “Uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git." Bana yaklaşma, diyor. Hz. İbrahim (a.s.)’ın nezaketine, güzelliğine, sevgisine bakın, adamın acımasızlığına, psikopatlığına bakın. Kendi evladına taşa tutma tehdidinde bulunuyor, taşa tutarak öldürme tehdidinde bulunuyor ve uzaklaş, diyor. Evlatlar işte bu yüzden babalarından ayrılıyorlar. Bakın ne diyor, “Uzun bir süre benden uzaklaş.” Aynı inançta değiller artık, hicret etmesi gerekiyor. “...(bir yerlere) git. (İbrahim:) "Selam üzerine olsun”” Bakın, yine nezaketli. “Senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" Allah seni bağışlasın, Allah lütufkardır, diyor. Hz. İbrahim (a.s.) yine diyor ki: “Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum.” Bu inancı asla kabul etmiyorum, kopup ayrıldım, bağlantımı kestim sizden, diyor. “Ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım." Dua ettiğinde, duayı Allah kabul ediyor, çok acayip bir sistem var. Mesela dua çok önemlidir, insanlar duanın o kadar farkına varamadılar. Dua ettiğinde, Allah duayı kabul ediyor, müthiş bir ferahlık ve güzelliktir. Dünya dua üzerine döner, bütün sistem dua üzerine dayalıdır. “Böylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca...” Ben Darwinist, materyalist olmak istemiyorum, dinsiz olmak istemiyorum, diyor. Bana müsaade, ben bu evde artık sizlerle beraber oturamam, diyor ailesinden ayrılıyor, hicret ediyor. Küfür için diyorum, laf da anlatamıyoruz onların bir kısmına, insan annesini babasını bırakır mı, diyorlar. Dinsizse ne yapsın, dinsizliğe teşvik ediyorlarsa ne yapsın? Bir yol gösterin, ne yapsın, başka bir yol var mı? Tabii ki ayrılacak, Ashab-ı Kehf gibi. “Kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık.” Hz. İshak (a.s.) ve Hz. Yakup (a.s.), inşaAllah. 

2011-04-17 15:59:12

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top