Zuhruf Suresi; 33-44 (Birçok insanda fakirlik, sakatlık, hastalık, elemler insanı Allah’a yaklaştırır, sağlık, güzellik, zenginlikse insanı dünyaya bağlar)

 

Adnan Oktar'ın 22 Mayıs 2011 A9 Tv ve Tv Kayseri'deki Canlı Sohbetinden

ADNAN OKTAR: Fakirlik Allah’a yaklaştırır, sakatlık Allah’a yaklaştırır, hastalık Allah’a yaklaştırır, azaplar, elemler Allah’a yaklaştırır. Sağlık, sıhhat, güzellik, zenginlik, dünyaya insanı bağlar, Allah’ı unutturuyor. Birçok insanda böyledir. Allah, “eğer böyle olmasaydı, müthiş bir zenginlik, müthiş bir güç verirdim” diyor. Bakın ayette; şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman’ı (Allah'ı) inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık. Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar, ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının metaıdır. Ahiret ise, Rabbinin Katında muttakiler içindir. Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.” İşte bu alay, ahir zamanda gerçekleşti. Allah, deccali vesile etti. İnsanların üzerine kabuk gibi deccal bağlandı. Allah’ın zikrini bıraktıkları için, Darwinist, materyalist oldukları için. Bakın diyor ki Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz bir şeytana, bir tane onun 'üzerini kabukla bağlattırırız.” Yani vücudun üzerine elektro manyetik bir alan şeklinde şeytan çöküyor. Beynini, kafasını sarıyor, vücudunun üzerine çöküyor şeytan. Unutkanlık, zihin bulanıklığı, konsantrasyon güçlüğü, dünyaya eğilim, Allah’ı, dini anınca sıkıntı, Kuran’ı dinlemeye tahammülsüzlük gibi etkiler meydana getiriyor şeytan. Boş lafa, boş söze eğilim. Mesela boş konuşuyor, açılıyor adam, ferahlıyor, dedikodu yapıyor ferahlıyor. Allah anılıyor, bunalıyor adam, sıkılıyor. Kuran okunuyor, afakanlar basıyor adama. Şeytan boğuyor adamı, üstünü kaplamış. Kuran bu gerçeğe dikkat çekiyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. 37 “Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.” Özellikle de bu ayet, yobaz takımına bakıyor. Bakın gerçekten hidayette olduklarını sanıyor. “Acayip takvayım” diyor. “Acayip Allah yolundayım. Hatta birinciyim. Ehl-i necatım. Fırka-ı naciyeyim. Kurtuluşa eren grup, biziz” diyor. “Herkes dalalette, benim tarikatim, benim cemaatim kurtuldu” diyor. “Benim başım da, dünyanın en büyüğüdür. Cemaatim de dünyanın en büyüğüdür” diyor. Birçok yerde bu böyle, dünyanın her yerinde, Fas, Tunus, Cezayir, her yerinde. “Sonunda Bize geldiği zaman, der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)." Adam, sonunda bunu söylüyor. “(Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azapta da ortaksınız” diyor, Allah. “Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete erdireceksin?” Diyor ya Bediüzzaman; “ayaktaki ölüler” diyor. Ölü adam yani şuur gitmiş, delirmiş adeta. “Şu halde Biz seni alıp-götürürsek, elbette onlardan intikam alacağız.” Sen ölsen de” diyor Cenab-ı Allah Peygamberimiz (s.a.v)’e, elbette biz onlardan intikam alacağız.” Ne zaman olacak bu intikam? Peygamberimiz (s.a.v) gitti değil mi? Ayet intikal etti. Bakın, “şu halde Biz seni alıp-götürürsek”, ahirete.  Şu an Peygamberimiz (s.a.v.) Cenab-ı Allah’ın Katında. Bu olay gerçekleşti. Allah götürdü. “Elbette” diyor Allah. Bakın, elbette; kesinlik ifade eden bir ifade. “Onlardan intikam alacağız.” Kiminle? Muhammed Mehdi (a.s) ile. Kiminle? Muhammed Mehdi (a.s)’ın veziri İsa Mesih (a.s) ile. İbn-i Meryem. Allah’ın bu intikamı, işte dünya hakimiyeti ile sonuçlanıyor. Küfür yerle yeksan oluyor, inşaAllah. “Ya da kendilerine va'dettiğimiz şeyi onlara gösteririz ki, Biz gerçekten onların üstünde güç yetirenleriz.” “Kıyameti de koparırım” diyor Allah. Ki Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra, kıyamettir. Ben işari manası olarak söyledim tabii kırk birinci ayeti. “Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun.” Kuran’a sıkı sıkıya sarıl. Yobazların peşine gitme. İt-kopuk takımının peşine gitme. Hurafecilerin peşine gitme. Allah, neyin peşine git diyor? “Sana vahyedilene sımsıkı-tutun.” Kuran’a, sadece Kuran. “Çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.” Dosdoğru yol nedir? Peygamberimiz (s.a.v.)’in yolu, Kuran ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti. “Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.” Sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. Yobazların hurafelerinden sorulmak yok. Yobaz ne diyor? “Bak şu şu hurafelerden sorulacaksınız” diyor. Sahtekar, yalan söylüyorsun. Allah’tan kork. Bak ne diyor Allah? “Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.” Sadece Kuran’dan sorulacaksın. Başka sorulan yok. Ahirete gittiğimizde Kuran, o kadar. Kuran’da yazılanları yaptık mı, yapmadık mı? O kadar. Başka bir şey yok. 

2011-06-11 20:07:08

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top