RAMAZAN 2009 - 22.Gün







...Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek). (Tevbe Suresi, 34-35)





"Zekat vermeyen altın ve gümüş sahiplerinin kıyamet günü bu malları ateşten bir zincir olur. O bunlarla ateşe atılır. Bu ateşten zincir onun yüzünü arkasını ve yanlarını dağlar. Bu ateşten zincir soğuduğunda tekrar ateş haline döner. Bizim dünya senemizle elli bin sene olan kıyamet gününde insanlar arasında hesap görülünceye kadar bu hal tekrar olunur." (Buhari)






ABD’de ekonomik krize karşı reçete: İslami bankacılık / TIMETURK / 27.10.2008




Amerika Birleşik Devletleri küresel mali krizden kurtulmak için faizsiz bankacılığı tartışıyor. Amerika’da şu anda yıllık faiz yüzde 2 düzeyine kadar indirildi ancak asıl hedefin yüzde 1 hatta daha da altına indirmek olduğu bildiriliyor.

ABD Hazine Bakanlığı üst düzey yetkilisi olan Müsteşar Robert Kimmitt, yükselen İslami finanstan yararlanabilmek için Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. Kimmit, burada yaptığı açıklamalarda ABD yönetiminin, küresel finansal krizle mücadelede ne ölçüde yararlı olabileceğini belirlemek amacıyla, “İslami bankacılığı”nı başlıca yönleriyle incelediğini belirtti.

Kimmitt, ABD Hazine Bakanlığı’ndaki uzmanların İslami bankacılığının önemli özelliklerini halihazırda öğrenmeye çalıştıklarını kaydetti. Kimmitt 15 Kasım’da Washington’da yapılacak G-20 zirvesinde Endonezya ve Türkiye gibi Müslüman ülkelerin temsilcilerinin, var olan kriz ışığında İslami bankacılık deneyimlerinin aktarabileceğini söyledi.

Günümüzde tüm dünyayı sarmış olan mali kriz, faiz sisteminin ülke ekonomilerini nasıl olumsuz etkilediğini açık biçimde göstermektedir. İnsanların paralarını üretime değil, bankalara faize yatırmaya teşvik edilmeleri sonucu tüm dünyada ekonomik bir durgunluk meydana gelmiştir. Faiz ve repo ile para kazanan Batı ülkeleri ekonomik bunalımdan en çok etkilenen ülkelerden olmuşlardır. Faiz sistemi terk edilip üretime ağırlık verildiği tekdirde, ülke ekonomilerinde bir düzelme yaşanacak, piyasalar canlanacaktır.





Canlılardaki Muhteşem Gözler

Allah'ın sonsuz sanatının mükemmelliği, yarattığı milyonlarca canlının üstünde farklı şekillerde tecelli etmektedir. Canlı gözlerinin özellikleri de, Yüce Allah'ın Bedi (Örneksiz yaratan) isminin tecellileridir. Allah' ın Kuran'da da bildirdiği gibi bu özellikler, müminler için bir şevk kaynağıdır: "Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır..." (Nahl Suresi, 66)

• Arılar

- Arıların gözlerinde 3000 ila 4000 küçük lens bulunur. Her lens içinde birden fazla alıcı vardır. Ortadaki lens yan alıcılardan daha geniştir .Dolayısıyla arılar, tam önlerini daha iyi görürler. Bir mikron büyüklüğündeki bu küçük alıcılar, son derece özel bir optik tasarım oluşumlardır. Çünkü arı gözleri UV ışınına duyarlıdır ve görünür ışığın polarizasyonunu algılayabilir.

- Arıların gözlerinin polarize ışığı algılaması, yönlerini bulmaları için de çok özel bir iletişim sistemi geliştirmelerini sağlamıştır. Yönlerini polarize ışığa göre bulan arılar, besin kaynağını bulduktan sonra kovana dönüp diğer arılara besin kaynağının uzaklığını ve yönünü bildirmek için özel bir görsel kod (dans) kullanırlar. Bu iletişim arıların çok mükemmel bir görsel süreç ve algılama sistemine sahip olduğunu ortaya koymuştur.


• Yusufçuk

Yusufçukların çok geniş görme açısı olan gözleri onlara öne ve arkaya uçarken kolaylık sağlar. Yusufçuğun her gözünde yaklaşık 30 bin alıcı vardır. Bu sayede diğer birçok böcekten daha iyi görür. Yusufçuk gözlerinin algılama yoğunluğu insanlarınkiyle aynıdır. Bu canlıların gözleri, insan gözlerinden çok daha küçük olduğundan insanlar kadar net görmeyebilir, ancak insan gözü ile hemen hemen aynı düzeyde algılama yoğunluğuna sahip olmaları onların evrimcilerin iddia ettiği gibi basit canlılar olmadıklarını, tam aksine üstün yaratılış özelliklerine sahip olduklarını bir kez daha kanıtlar. Yusufçuklar da tıpkı insanlar gibi binoküler (iki gözlü) görüş kullandıklarından gözlerinin arasındaki uzaklığı temel alarak cisimlere olan mesafelerini tahmin edebilirler.





• Kelebekler

- Türlerine bağlı olarak kelebeklerin ilave tipi gözleri veya benzeri optik gözleri vardır.

- Kelebekler, bazı çiçeklerden yansıyan UV ışınlarını da görebilirler.

- Bu küçük canlılar, görüntü detayından çok renge tepki verirler. Ancak Yüce Allah bu canlıların gözlerini, çiçeklerle yollarını bulabilecek ve birlikte uçmak için diğer kelebekleri görebilecek bir netliğe sahip olarak da yaratmıştır.

- İnsanlar sadece 100 mikron'luk (0.01mm) detayları görürken, bazı kelebekler nesnelerdeki 30 mikron'luk (0.03mm) detayları görebilirler. Başka bir deyişle yakın mesafede kelebek gözü, insan gözünden daha fazla detay görebilir. İnsan gözüyse, uzak mesafelerde kelebeklere oranla daha iyi odaklanır.

Her canlı türünün gözleri kendilerine has özelliklere sahiptir. Yeryüzündeki milyonlarca çeşit canlının sahip oldukları özelliklerden sadece gözleri düşünmek bile, bu benzersiz özelliklerin bilinçsiz olaylarla ortaya çıkmayacağını, kendiliğinden bir canlının kusursuz gözler kazanamayacağını, canlıların gözlerinin tek bir parçasının bile tesadüfen oluşamayacağını kanıtlar. Bütün hayvanlar, bitkiler, insanlar Yüce Allah tarafından eksiksiz bir şekilde yaratılmışlardır. Akıl ve vicdan kullanarak düşünen insanlar için bu çok açık bir gerçektir.

Bu gerçeği kavramak ve tüm yaşamını buna göre ayarlamak, her insanın kendi faydasına olacak bir davranıştır. Çünkü insanın dünyadaki görevi Yüce Rabbimiz'in ihtişamlı yaratışını görmek ve bu yaratılış karşısında O'nun sonsuz gücünü ve ilmini takdir edebilmektir. Sonsuz güç sahibi olan Allah'ın ilmi bir ayette şöyle haber verilmiştir:

“Sizin İlahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında İlah yoktur. O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır.” (Taha Suresi, 98)





Kuran’da Dikkat Çekici Sayılar-7

PETEKTEKİ AÇILAR

Rabbin bal arısına vahyetti: “Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.” (Nahl Suresi, 68)

“Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver.” Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 69)

Bilindiği gibi bal arısı, ürettiği balı altıgen şeklindeki evlerine -peteklere- doldurmaktadır. Petek inşasında bütün şekiller içinde en ideali altıgendir. Örneğin, petek gözleri beşgen, sekizgen, dokuzgen vs. şeklinde olsaydı, bütün kenarları birbiriyle çakışmayacak; böylece petek gözleri arasında kullanılmayan kısımlar kalacaktı. Ancak arılar Allah’ın ilhamıyla altıgen şekilli petekler yaparak, en az balmumu ile en fazla bal depolarlar.

Bal arısından, baldan ve petekten bahsedilen ayetler, Kuran’da yalnızca bu ayetlerdir. Bu ayetlerdeki harflerin ebced değeri de 720’dir. (En küçük ebced hesabıyla)

Petekteki gözlerin iç açıları toplamı 720 derecedir.

Petekteki her bir göz altıgendir. Altıgendeki her bir iç açı da 120 derecedir.

Nahl Suresi’nde bu konuya gelinceye kadar olan ibare adedi 120.






İman Etmeyenlerin Menfaat Beklentilerini Sevgi Sanmaları

İman edenler birbirlerini samimi ve Allah rızasına dayalı olarak severler; din ahlakını yaşamayanların ise samimiyetten uzak, menfaate dayalı, yanlış bir sevgi anlayışları vardır. İnananlar, bu eşsiz nimete dünyada ve ahirette en güzel şekilde sahip olurken, iman etmeyenler sevgi maskesi altında insanları kendi menfaatleri için kullanıp böylesine güzel bir nimetten uzak, sıkıntılı bir hayat sürerler.  Ancak çıkarları söz konusu olduğunda bu kimselerin bazılarında da, zaman zaman birtakım manevi özelliklerin önem taşıdığı görülür. Örneğin karşılarındaki insanın iyiliksever, fedakar, olgun, hoşgörülü, affedici, mülayim, anlayışlı, uzlaşmacı ya da çalışkan olmasını isterler. Çünkü bunların her biri, kendilerine fayda sağlayabilecek tavırlardır. Böylece kendileri sinirlenecek, ama karşılarındaki insan her ne olursa olsun; sorun çıkarmayacak, alttan alacak, anlayış gösterecek, hatta bu kişinin tüm olumsuz yönlerini görmezden gelip idare edecektir.

Ahlak Güzelliği Aradıkları En Son Kriterdir

Din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda insanların büyük bir kısmı, din ahlakından kaynaklanan manevi özelliklerin hiçbirini önemsemezler. Bu geniş kitle için, dostluk kuracakları insanlarda asıl önemli olan tümüyle dış görünüm, maddiyat ve itibardır. Bu kişinin fiziki görünümünün etkili olması, en üst seviyede maddi güce sahip olması, toplumda iyi bir yer edinmiş olması ve insanların hayranlık duyacakları türden bir iş yürütüyor olması, başlıca kriterleridir. Bunlar olduktan sonra, söz konusu kişinin nasıl bir ahlaka sahip olduğunun ise hiçbir önemi kalmaz. Örneğin ahlakı çok kötü de olsa, çok pahalı ve son model arabası olan, çok zengin, çok popüler ve çok tanınmış bir insanı, herkesten daha çok sevdiklerini söyler ve herkese tercih edebilirler. Ancak bu zengin kişi, bir anda bu özellikle
rini kaybettiğinde, fiziksel açıdan tamamen aynı kişi olmasına rağmen, bu kişiye hiçbir şekilde yakınlık duymazlar.

Gerçek Olmayan Sevgi Hep Hüsranla Sonuçlanır

Söz konusu insanlar önem verdikleri tüm maddi özelliklerin mutlu olmaları için yeterli olacağını zannederler. Oysa bunun ne kadar aldatıcı bir bakış açısı olduğunu bizzat kendileri de yaşayarak görürler. Ancak yine de pek çok insan vicdanını gereği gibi kullanmadığı için, bu durumu fark  etmesine rağmen, aynı yanlış ölçüler içinde mutsuzca yaşamaya devam eder.

Oysa paranın, fiziksel özelliklerin, mesleğin, itibarın, pahalı ve gösterişli ev ve arabaların mutluluk getirmediğini, insanların yaşayarak dahi olsa fark etmiş olmaları onlar için çok önemli bir fırsattır. Vicdanları, gerçek sevgi ve mutluluğun ancak iman etmekle, Allah sevgisiyle ve Allah'ın beğendiği ahlakı uygulamakla yaşanabileceğini her insan gibi onlara da hissettirmektedir. Vicdanlarının sesine uydukları takdirde, hem dünyada hem de ahirette sonsuza kadar sevgiyi, mutluluğu, her türlü nimet ve güzelliği en fazlasıyla yaşayabileceklerdir. Aksinde ise, Yüce Rabbimiz Kuran'da dünya hayatının metaına tutkuyla kapılıp aldanan insanların hiçbir güzellik elde edemeyeceklerini ve azapla karşılaşacaklarını haber vermiştir. (http://www.guncelyorumlar.com)

Samimi Sevgi Zamanla Yıpranmaz, Güçlenir

Din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda yaygın olan kanılardan biri, "zamanın sevgiyi yıpratan bir unsur olduğu"dur. Zamanla insanların birbirlerinden sıkılacaklarına inanılır. Gerçekten de bu toplumlarda bazı arkadaşlıklar, sözde dostluklar hatta evlilikler çoğu zaman bu şekilde sonuçlanır. Bu düşünce, bazı insanların yaşadıklarının "suni bir sevgi" olmasından, gerçek sevgiyi hiç tatmamış olmalarından ve tamamen menfaatlere dayalı arkadaşlıklar kurmalarından kaynaklanmaktadır.

Gerçek sevgide bir kişinin güzelliğini, maddi birikimini, itibarını yitirmesi kesinlikle önem taşımaz. Tek önemli olan kişinin ahlakı ve karakteridir. İnsanlar birbirlerinin güzel; şefkat, merhamet, cömertlik, ince düşünce, fedakarlık gibi özelliklerine her şahit olduklarında sevgileri katlanarak artar. Zaman içerisinde insanların kişiliklerinin gelişmesi, ahlaklarının güzelleşmesi, tavırlarının mükemmelleşmesi ile birlikte, birbirlerine karşı duydukları sevgi derinleşir. Bu nedenle Allah'ın izniyle gerçek sevgide asla bıkma ve sıkılma olmaz.

Gerçek Sevgi Nasıl Yaşanır?

Sevgiyi gerçek anlamıyla yaşayabilmek için belirli şartların oluşması gerekir. Öncelikle bir insanın sevgiyi yaşayabilmesi için bu kişi diğerlerindeki güzel özellikleri, incelikleri görüp fark edebilecek bir akla sahip olmalıdır. Kişinin aklı ve vicdanı ne kadar açıksa, sevebilme gücü de o derece yüksektir. İnsana bu üstün özellikleri kazandıran ise ancak iman ve Allah korkusudur. Dolayısıyla insan, imanı ve Allah korkusu ölçüsünde sevgi duyabilir, sevgiden bu oranda zevk alabilir. (http://www.dunyahayati.com)




Deniz Yıldızı




Dönem: Paleozoik zaman, Ordovisyen dönemi

Yaş: 450 milyon yıl

Bölge: Oklahoma, ABD


Fosil kayıtları, deniz yıldızlarının sözde atası olan herhangi bir canlı ortaya koymamıştır. Zaman içerisinde deniz yıldızlarının başka canlılara dönüştüğünü de gösterememiştir. Bu durum tüm canlı türleri için geçerlidir. Darwinistlerin, canlıların birbirlerinden türediğini savunabilecekleri fosil delilleri yoktur.

(http://www.darwininbilmedikleri.com) Omurgasız deniz canlılarının sözde evrimiyle ilgili anlatılanların sadece masaldan ibaret olduğunu, herhangi bir bilimsel delile dayanmadığını evrimci Stephen Jay Gould şöyle itiraf etmektedir:


"Omurgasız deniz canlıları arasında, zaman içinde belirgin bir sıra ve gelişim mevcut değildir. Bazı grupların gelişmeleri üzerine birtakım masallar anlatabiliyoruz..." (Stephen Jay Gould, "Ediacaran Deneyi", Natural History, s.22)





HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN İKİ KAŞI ARASINDA KÜÇÜK BİR ÇUKUR VARDIR

Hz. Mehdi (a.s.)’nin  … İKİ KAŞ ARASINDA KÜÇÜK BİR ÇUKUR VARDIR

(Bihar-ül Envar, Cilt:13, Sayfa: 243, Farsça tercüme)

Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadiste Hz. Mehdi (a.s.)’nin iki kaşı arasında (TEK ÇİZGİ HALİNDE) DOĞAL BİR KAŞ ÇATMA ÇUKURU olduğu bildirilmiştir.





HER MAHALLENİN BİR MEYVE BAHÇESİ OLACAK

Ne Demişti

Timetürk, 24 Temmuz 2008

Timetürk:  Bunun dışında şöyle bir şey sorayım Türkiye olarak, yani kafanızda nasıl bir Türkiye var? Ya da nasıl bir Türkiye’yi özlüyorsunuz?

Adnan Oktar: Çok modern, sokakta herkesin böyle selamlaştığı, neşeli, HER YERDE MEYVE AĞAÇLARI OLAN, hayvanların falan gezindiği böyle neşeli, canlı bir Türkiye.

Çay TV, 4 Mart 2009

Adnan Oktar: ... MEYVE AĞAÇLARI EKİLSİN HER YERE ve gençlerimiz, insanlarımız bol bol meyva yesin, mesela sokaklar, caddeler de heryerde meyva ağaçları olsun. Bir de meyva ağaçların görünümü de olağanüstü güzel, çok iç açıcıdır. Mesela elma ağacı, armut ağacı, kiraz ağacı,dut, vişne ağacı heryere ekilebilir bunlar. Şehrin her tarafı müsait, yani şehirlerin her tarafı müsait. Bütün Anadolumuzu, bütün Türkiye’yi meyve ağaçlarıyla süsleyelim gayet güzel olur.



Ne Oldu

Habertürk, 23 Mart 2009


Üzüm ve kiraz bahçeleri oluşturduk. Her mahalleye meyve bahçesi yapacağız. Meyve şöminesiyle, ocağıyla, mangalıyla bağ evi yapıyoruz. Mahalle halkı gelip, komşularıyla güzel vakit geçirecekler
Ahir Zaman’da ortaya çıkacak en büyük negatif gücün adı olan “Deccal” kelimesi pek çok kişi için bir anlam taşımaz. İnsanların büyük bir bölümü bu konuda çok sınırlı bilgiye sahiptir, hatta bu kavramı hiç duymamışlardır. Oysa Deccal, Peygamberimiz (sav)'in kıyamet gününün yaklaştığına işaret eden hadislerinde, hakkında çok fazla detay verilen önemli bir kavramdır. Hadislerde genelde bir kişilik olarak tasvir edilmektedir, ancak bu bir kişi olabileceği gibi, şiddete ve vahşete eğilimli, şeytani özelliklere sahip ve insanlara zulmeden bir ideoloji de olabilir. İşte bu sitenin amaçlarından biri de Deccal'i hadislerde bildirilen özellikleriyle tarif etmek, Peygamberimiz (sav)’in dikkat çektiği bu şeytani gücün yakından tanınmasına vesile olmaktır. Bu sitede Deccaliyet pek çok yönü ile ele alınacak, Deccaliyetin tüm dünyaya etki eden sapkın bir fikir akımı olduğu gözler önüne serilecektir.

2009-07-19 10:56:42

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top