Darwinistler maymunun insana olan benzerliklerini kullanmaya çalışırlar

Darwinizm'in son derece basit bir mantığa dayandığını ve canlılığı kendince yüzeysel ve basit açıklama eğiliminde olduğuna değinmiştik. Darwinistlerin, bunun bir gereği olarak kullandıkları en önemli propaganda malzemelerinden biri maymunlardır. Maymun, çeşitli anatomik özellikleri nedeniyle gerçekten de insana benzer olarak yaratılmış bir varlıktır. İşte Darwinistleri en çok aldatan ve Darwinistlerin de insanları en çok aldatmasına sebep olan unsur bu benzerliklerdir.
Darwinistler maymun-insan benzerliğini kullanabilmek için bir maymunu ön plana çıkarır ve onun çeşitli davranışlarını, alet kullanımı, öğrenme yeteneği gibi özelliklerini vurgulayacak çeşitli gösteriler yaparlar. Amaç, insanın maymun soyundan geldiğine dair meşhur Darwinist aldatmacayı okuyucular için kendilerince makul gösterebilecek bir kanaat oluşturabilmektir. Kimi insanlar bu telkini almalarının ardından hayvanat bahçesine gittiklerinde veya maymunlarla ilgili bir belgesel film seyrettiklerinde belli bir yönde kanaat geliştirirler. Öyle ki, Darwinist aldatmacadan oldukça etkilenmiş olduklarından gördükleri canlının "biraz gelişse, tıraş olsa, iyi beslense" rahatça insana dönüşebileceğine dair basit bir mantıkla düşünmeye başlarlar. Birkaç teknik benzerlik, Darwinist telkinin başarılı olmasına zemin sağlamaktadır. İnsana benzer bazı ilkel davranış şekillerini öğrenmiş olan maymunlarla ilgili programlar, defalarca Darwinist televizyon ve internet sitelerinde yayınlanarak ön plana çıkarılır. Bir maymunun eğitildiğinde neler yapabileceğini gören ve Darwinizm hakkında pek bir bilgisi olmayan bazı izleyiciler, gördüklerinin üzerine verilen Darwinist telkinden dolayı tamamen yanlış bir bakış açısına sahip olurlar. Maymunun sergilediği akılcı davranışlar, bu canlıların insanın eski ataları olduğuna dair yapılan propagandayı güçlendirmek için defalarca gösterilmektedir.
Oysa bu, bir başka Darwinist aldatmacadır.
 
Darwinistler köşeye sıkıştı
Adnan Oktar'ın 8 Aralık 2009 tarihli Mavi Karadeniz ve Kocaeli TV röportajından


 

Maymunların çeşitli özellikleri nedeniyle insana benzer özellikler göstermekte oldukları doğrudur. Ama bu durum insan ile maymunun tamamen farklı canlılar olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Maymun, Allah'ın izniyle bu dünya üzerinde var olduğu sürece, maymundan farklı bir canlı olmayacak, ne kadar eğitilirse eğitilsin insan gibi bir düşünme, algılama, yorum yapma, öngörülü olma, akılcı davranma, muhakeme etme, planlı ve bilinçli hareket etme, konuşma gibi özelliklere sahip olamayacaktır. Ne kadar yoğun tekrarlar yaparsa yapsın, bir maymun hiçbir zaman uçak tasarımları yapamayacak, gökdelenler inşa edemeyecek, şiir yazamayacak, laboratuvarlarda insanı inceleyemeyecektir. Ne kadar eğitilirse eğitilsin, bir proje tasarlayamayacak, düşünüp planlayarak daha üst bir medeniyet seviyesine ulaşamayacaktır. Çünkü maymun, Allah'ın kendisine özel olarak verdiği anatomik özelliklere sahip, konuşma becerisinden ve en önemlisi insanı insan yapan bilinç, akıl ve ruhtan yoksun bir varlıktır. Onun sadece birkaç konuda yetenekli olması, insanın atası olduğuna dair iddianın kuşkusuz ki hiçbir şekilde kanıtı olamaz.


Bu hayali varlıklar, zihinlere gerçekmiş gibi telkin edilmeye çalışılmaktadır.

Darwinistler bu iddiaları ortaya atarken, insan ve hayvan arasındaki en önemli farkı unutturmaya çalışırlar. İnsan, "benim" diyen, kendi varlığının farkında olan, ne için yaratıldığını, neden var olduğunu düşünebilen, muhakeme etme yeteneğiyle var olan bir canlıdır. İnsan bu sebeple diğer canlıların tümünden olağanüstü bir fark ile ayrılır. Anatomik özellikler ve beceriler, bunun yanında çok küçük bir ayırt edici niteliğe sahiptir. "Benim" diyen, varlığının farkında olan şuurlu varlık, hiçbir materyalist açıklama ile açıklanamaz. Hiçbir materyalist açıklama, kendi varlığının bilincinde olmayan, şuuru kapalı bir canlının, ruhu olan ve varlığının şuurunda olan bir varlığa dönüşümü hikayesini izah edemez. Darwinistler, bu bilim dışı açıklamaya istedikleri kadar sahte fosil deliller göstermeye kalksınlar (gösterilen tüm fosillerin sahte olduğu ortaya çıkmıştır), insandaki bilincin ve ruhun varlığına asla hiçbir şekilde açıklama getiremeyeceklerdir. İşte insanın sahte evriminden söz ederken ve bu konuda sayısız sahte kafatasını delil olarak dayatmaya çalışırken, Darwinistlerin tek değinmek istemedikleri ve onları tam anlamıyla çaresizliğe düşüren konu budur.
Bütün bunların yanı sıra, Darwinistlerin en büyük delil sandıkları yetenek gösterisinde, maymundan çok daha zeki özellikler sergileyen canlılar vardır. Karga, arı, kunduz, termit gibi canlılar; kimi zaman maymunlardan çok daha zekice ve çok daha beceri gerektiren davranışlar sergilemektedirler. Dolayısıyla yetenek ve beceriye dayanan benzerlik iddiası, tümüyle yanıltmacadır.
Darwinistlerin öncelikle insanı insan yapan; gördüklerinden, duyduklarından etkilenmesini, onlar üzerinde düşünmesini, akıl göstermesini, saygı, sevgi, vefa gibi anlayışlara sahip olmasını, muhakeme ve yargıda bulunmasını sağlayan "ruh"un açıklamasını yapmaları gerekmektedir. Maddenin mutlak varlığına inanan, insan bilincini yalnızca bir nöron yığını olarak gören bu zihniyet, ruhun varlığı gerçeği karşısında tam anlamıyla suskundur. Darwinistler uzun zamandır bilincin kökeni ve hayali evrimi hakkında çalışmalar yapmakta, daha doğru bir deyişle bu konuda propaganda yöntemleri üretmeye çalışmaktadırlar. Fakat maddesel varlığı olmayan bir kavramı madde ile açıklayabilmeleri, hatta buna alternatif bir yorum getirebilmeleri imkansız olduğundan, bu konu hakkında hiçbir iddiada bulunamamaktadırlar. Çünkü bilincin kökeni, yani insanı insan yapan ruh, Allah'a aittir. Allah, Kendisi'nden bir lütuf olarak bunu insana bahşetmiş ve onu diğer canlılardan, özellikle bu yönüyle farklı kılmıştır. Darwinist aldatmaca, bu konuda çaresiz ve sessizdir.
Allah Kuran'da, insanı Kendi ruhundan yarattığını şöyle bildirmektedir:
Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz? (Secde Suresi, 7-9)
 

2010-01-18 23:23:38

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top