“İslamofobi” adı altında, “Müslümanları değersizleştirme projesi” yürütülüyor

İslamofobi değil, kalitesizlik sorunu...

Son yıllarda Müslüman olmayan bazı kişilerin Müslümanlara karşı duydukları korkuyu tanımlayan yeni bir kelime türetildi: ‘İslamofobi’.

İslam gibi, anlamı ‘güvenlik’ ve ‘barış’ olan bir kelimenin korku ile aynı sözcükte birleştirilmesi ne kadar tuhaf görünse de böyle bir kelimenin neden ortaya çıktığının da etraflıca düşünülmesi gerekir. İslamofobiyi, yalnızca Hristiyanların, Musevilerin, Budistlerin ya da ateistlerin İslam karşıtlığına dayandırmak samimi olmaz. Müslüman kardeşlerimizin de kendi tutum ve davranışlarına bakıp, özeleştiri yapması hayatidir. Müslüman olmayan toplumların bu yaklaşımı derinlemesine düşünüldüğünde sorunun kökeninde yatan esas sebebin ‘bağnazlık’ yani Kuran’dan uzaklaşılması olduğu anlaşılmaktadır.

Bağnazlık Müslüman toplumların büyük bir kısmını etkisi altına almış, hurafelere, bid’atlere ve yanlış hadislere uyulmasıyla şiddetini daha da arttırmıştır. Bağnaz zihniyet hem düşünce yapısıyla hem de yaşam tarzıyla Batılı devletleri adeta dehşete düşürmektedir. Çünkü bağnaz zihniyetin hakim olduğu dünyada İslam; “fakirlik, perişanlık, neşesizlik, sevgisizlik, şefkatsizlik, nezaketsizlik, kalitesizlik saçan bir din” gibi gösterilmektedir. (İslam dinini tenzih ederiz) Avrupalı, Amerikalı ya da Avustralyalı bir kişi Müslüman ülkelerin büyük bir kısmına baktığında bağnazlığın hakim olduğunu görmektedir. İnsanları sırf kendi mezhebinden olmadığı için asıp, kesen, kadınlara ve kız çocuklarına yaşam hakkı tanımayan, kötü giyinen, temiz olmayan, resmi, heykeli, tiyatroyu, operayı, müziği haram ilan eden, modernlikten uzak bir insan modeli algılamaktadır. Bu algı da elbette ki dünya genelinde büyük bir rahatsızlık ve tepkiye neden olmakta; ve kimi insanları İslam’a karşı tavır almaya yöneltmektedir.

Müslümanların büyük bir kısmı ise, bu durumun, İslam’ı yanlış bir anlayışla ve Kuran’dan uzak yaşayıp, dünyaya da yanlış tanıtan bazı Müslümanlar nedeniyle ortaya çıktığının farkına varamamaktadırlar. Özellikle Batıdaki insanları, İslam’a tavır almak, Müslümanları dışlamak ve kendilerine düşman olmakla suçlamaktadırlar. Oysa ki insanlar gerçekte İslam dinine değil, gördükleri yanlış modeller nedeniyle zihinlerinde oluşan kalitesizliğe tepki göstermektedirler.

Kalite İslam’ın temelidir, cennet özelliğidir ve dünya hayatının da en önemli güzelliklerindendir. Kalitenin olmadığı her yer yaşanması güç bir hal alır. Karanlık, kasvetli evler, estetikten uzak mekanlar insanlara mutluluk getirmez. Kalite olmadığında, bakımsız, yüzünde sevgi ifadesi olmayan, mutsuz, kızgın ifadeli, olumsuz konuşan, güzelliklerden zevk almayan hatta bunları yok etmeye çalışan insanlar toplumda yaygınlaşır. Böyle bir toplumda ise kardeşlik, güzellikler yok olur, sevgi, huzur kalmaz, kısacası konfor yok olur. Herkes birbirinden uzaklaşır ve hatta birbirinden çekinir, korkar hale gelir.

Kalite eksikliği, toplumları içten içe yiyip bitiren, onların gelişimini, güzelleşmesini ve uzlaşmasını engelleyen; sürekli olarak kavgacı, memnuniyetsiz ve sevgisiz toplumlar yetişmesine ön ayak olan büyük bir sorundur.

İslam nezafettir, temizliktir, kalitedir. İslam denince dünyanın en kaliteli ve en medeni insanlarının akla gelmesi gerekir. İslam, Kuran ile bizlere eşsiz bir kalite anlayışını getirmiştir. Kuran’a göre Müslümanın temel özelliği merhamette, şefkatte, nezakette, temizlikte, bakım, görgü ve üslupta en ileri olmasıdır. Müslüman en temiz ve en güzel giyinendir; en güzel yiyen-içen, sosyal adaleti en mükemmel uygulayandır. Kuran, bu tariflerle indirilmiş bir kitaptır. Dolayısıyla kalitesiz bir yaşam tarzı ve estetikten uzak bir anlayış, bir Müslümana asla yakışmaz.

Müslüman ultra modern, ufku geniş, sanata, estetiğe değer veren, sürekli olarak hayatı daha kolay, kaliteli ve verimli kılmanın yollarını arayan; kültürlü, bilgili, öğrenmekten, kendini yenilemekten, genel kültürünü geliştirmekten geri kalmayan, hal ve hareketleriyle herkesin örnek aldığı, her yeri yeşillikler, ağaçlar, çiçeklerle güzelleştiren ve sürekli vicdanına göre hareket eden insandır. Ancak bağnazlığın hakim olduğu bir dünyada kaliteden asla söz edilemez. Zaman içinde İslam alemini etkisi altına alan kalitesizlik tarih boyunca Batı toplumlarında bir tepki yaratmış, Müslümanları önemsiz ve değersiz görme sorunu başgöstermiştir.

Kimi zaman da sırf bu yanlış görüntü nedeniyle İslam karşıtlığı ön plana çıkmıştır. Müslümanlar sözde, ‘ezilmesi, sömürülmesi ve aşağılanması gereken insanlar’ olarak görülmeye başlanmıştır.  

Bu sebeple kalitesizliği hoş karşılamayanlara tepki göstermek yerine, bu konuda acil olarak tedbir almak gerekmektedir. Kalite, mutlaka İslam toplumlarında bir devlet politikası haline getirilmelidir. Böylelikle bağnazların tehlikeli düşünce yapısına İslam toplumları içinden güçlü bir cevap verilebilir. Kalite eksikliği olan tüm devletlerde kalite bakanlıkları kurulmalı, halkın sanata ve bilime yöneleceği imkanlar oluşturulmalı, sanatçılar ve bilim insanları desteklenmeli, kaliteli olan her çalışma güçlü bir şekilde teşvik edilmelidir.

Kalitenin, Müslümanlığın önemli bir özelliği ve İslam ahlakının bir gereği olduğu Kuran’dan delillerle anlatılmalıdır. “Bir lokma bir hırka” mantığının yanlışlığı, Müslümanların herşeyin en güzeline, en kalitelisine, en temizine layık olduklarının vurgulanması son derece önemlidir. Kalitesizliğin, İslam’ın ruhunu ve kalbini anlayamamak olduğu da detaylı şekilde anlatılmalıdır. Dolayısıyla medenileşmenin en önemli gereklerinden birinin kalite olduğu sürekli akılda tutulmalı ve bu konuda öncü ülkeler örnek alınmalıdır.

Batıdaki ülkelerin bu konuda üzerine düşen görev düşen ise İslam’a karşı tavır almadan, sevgiyi ve barışı arayan Müslümanlara inanmaları, onlarla ittifak etmeleridir.  

Diğer taraftan tüm Müslümanlar bağnazlığa karşı entelektüel bir mücadele yürütmeli, Kuran’daki gerçek İslam’ı tanıtmalı ve savunucularını desteklemelidirler.

Allah’ın izniyle ancak bu şekilde ‘İslamofobi’ sözcüğü kullanımdan kalkacak ve dünyaya hakim olan öfke-nefret gittikçe azalarak yerini sevgi, saygı ve şefkate bırakacaktır.

Adnan Oktar'ın Ekurd Daily & Jefferson Corner'da yayınlanan makakesi:

http://ekurd.net/under-name-islamophobia-2016-07-11

http://www.jeffersoncorner.com/under-the-name-of-islamophobia/

2016-07-13 02:19:23

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top