Ramazan 2010 - 12. Gün

 

 

İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir. (Ankebut Suresi, 2-3)

 

 

"Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle."(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)

 


 

 

Kafanıza takılan önemsiz konuları ''bir kaç on yıl sonrasına'' erteleyin...

İnsan bazen küçük konuları gereğinden fazla büyütür. Ehemmiyetsiz olduğu halde sıradan bir konuyu, o an için hayatının en önemli konusu olarak görür. Dikkatini bu duruma verdikçe, o küçük konu, gözünde giderek daha da büyümeye ve kendisine daha da fazla rahatsızlık vermeye başlar.

İnsan bunu içerisinde bulunduğu o anda fark edemez belki. Ama bu gerçeği anlamanın şöyle bir yolu vardır: Şu anda geçmişe dönüp bir düşünecek olursanız, bundan on yıl önce kafanıza takılan konuların hiçbirini hatırlamadığınızı görürsünüz. Hatta o kadar geriye gitmeye bile gerek kalmaz. Bundan sadece bir sene, hatta birkaç ay, birkaç hafta öncesine gittiğinizde bile, gün içinde sizi rahatsız eden, neşenizi, huzurunuzu kaçıran, sizi sessizleştirip içinize kapanmanıza neden olan, insanlardan uzaklaştıran, hayatınızı çok derinden etkilediğini ve etkilemeye de devam edeceğini sandığınız konuların hiçbirini hatırlamazsınız. Ama hatırlasanız da önemli değildir. Çünkü o zamanlar hayatınızı kökten etkilediğini sandığınız o konu, artık sizi hiç rahatsız etmiyordur. En fazla bir kaç saniye içinde bir anı gibi aklınızdan geçip gider.

Peki o on sene, birkaç ay ya da birkaç hafta öncesinden geriye elinizde kalan ne olmuştur? İşte asıl bu sorunun yanıtı, hayatınızı kökten ve derinden etkileyecek olan gerçektir. Geriye sadece Allah ile olan yakınlığınız, Allah'a olan sevginiz, sadakatiniz, bağlılığınız ve Allah'ı hoşnut etmek için gösterdiğiniz ihlas, samimiyet, salih amelleriniz ve azminiz kalmıştır. Eğer on sene önce Allah'ı düşünerek, Allah'ın sevgisini umarak güzel ahlak gösterdiyseniz; küçük ya da büyük bir sıkıntı ya da zorlukla karşılaştığınızda Allah'a sığınıp güzel ahlakta kararlı davrandıysanız, o gününüz dünyada ve ahirette inşaAllah sizin için büyük bir nimete dönüşmüştür. Ve ahirette de size sevinç ve nimet getirecektir.

İşte on sene öncesini düşündüğünüzde apaçık bir şekilde görünen bu gerçeği, yaşadığınız an içeresinde de unutmamak çok önemlidir. Eğer şu an içinde kendinize baktığınızda kafanıza takılan küçük ya da büyük çeşitli konular varsa, ileride de bunların büyük ölçüde bir önemi olmayacağını unutmayın. O halde şu an için karşınıza sizi rahatsız eden bir konu çıktığında da, “ ben bu konuyu birkaç ya da 5-10 sene sonrasına erteliyorum. Bu konuyu o zaman düşüneceğim” diyerek bir kenara bırakın. O zaman geldiğinde, Allah'ın izniyle, gerçekten de o konunun bir önemi kalmamış olacağını göreceksiniz.

(http://www.gizliazaplar.com/)

 


 

Hz. Mehdi (a.s.) Peygamberlerin nişaneleriyle çıkacaktır

 

Salih b. Ukbe’den, o babasından, o da İmam Muhammed Bâkır’dan, o ise babalarından nakleder ki, Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih şöyle buyurdu: “Mehdi benim evlatlarımdandır, ONUN GAYBET DÖNEMİ OLACAKTIR. BU DÖNEMDE ÜMMETTEN BİRÇOĞU DELALETE DÜŞECEKTİR. O, PEYGAMBERLERİN NİŞANELERİYLE (alamet, işaret) GELECEK,...

(Kemal-ud Din, c. 1, s. 287 ve Bihar-ul Envar, c. 51, s. 72)


Hz. Mehdi (a.s.)’ın gaybet döneminde yani insanların arasında olmadığı, tanınıp bilinmediği, hapis - sürgün, iftira, işkence ve zulüm gördüğü dönemlerinde birçok münafık çıkacaktır. Bu kişiler Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin gördüğü kötü muamele ve İslam ahlakının hakim olmamasından kaynaklanan zor şartlar nedeniyle delalete düşeceklerdir. Ancak Hz. Mehdi (a.s.) Allah'ın kendisi için belirlediği zaman geldiğinde peygamberlerden günümüze gelmiş olan çeşitli nişanelerle zuhur edecektir. Bu nişanelerden biri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın Peygamberimiz (s.a.v.)’in Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Hırka-ı Şerifi ve Sancak-ı Şerif’idir.

http://www.hazretimehdi.com/

 


 

İtalya'dan işadamlarına vize kolaylığı

Zaman, 16 Şubat 2010

İstanbul Ticaret Odası ile İtalya’nın İstanbul Başkonsolosluğu arasında imzalanan ‘Vize Kolaylaştırma Anlaşması’ ile işadamları, odadan alacakları ‘Tanıma Mektubu’yla 5 yıla kadar Schengen Vizesi alabilecek.

 

The Gulf Today, 2 Kasım 2008

Adnan Oktar:
... Pasaport kalkacak. VİZELER KALKACAK, ÜLKELER BİRBİRLERİYLE RAHATÇA TİCARET YAPABİLECEKLER, ALIŞVERİŞ YAPABİLECEKLER, KARDEŞ OLACAKLAR. Bunun oluşması için ilk zemin inşaAllah  Azerbaycan ile olacaktır. Ve İslam ülkelerinden yine Suriye. Azerbaycan da hem Türk hem de Müslüman olan bir ülkedir. Suriye de bizim Müslüman olan kardeşimizdir. Suriye ile de birleşeceğiz inşaAllah. Bunlar ilk adımlar olacaktır. Ve bu peş peşe gelen bir süreç şeklinde gelişecektir. Türk İslam Birliği'nin oluşması önümüzdeki on yıl onbeş yıl içerisinde gerçekleşip  bitecek inşaAllah.

www.rahmanrahimolanallah.com

 

 

Ringo Star: Allah'ı buldum / Akşam Gazetesi / 04.02.2010

Beatles yıldızı Ringo Star'din'i hayatındaki en önemli unsur olarak tanımladı. Aydınlandığını belirten Ringo, “Allah'ı buldum” dedi. Beatles grubunun ünlü bateristi Ringo Star, “Yaşlandıkça hayatı daha iyi kavrıyorum. Bu, tümüyle kendini bulmakla ilgili uzun süren bir mücadele. Benim için Allah benim hayatımda.” dedi.
 


 

(http://www.seslianlatimlar.com)

 

 

Darwin DNA'yı bilseydi

www.darwindnayibilseydi.com


Akıl ve vicdan sahibi her insan, vücudundaki mükemmel sistemlerin şuursuz atomlar tarafından kendi kendine oluşamayacağını takdir edecektir. Allah'ın izni ve bilgisi olmaksızın, değil bir insanın yürümesi veya konuşması, o insanın tek bir hücresindeki bir molekül parçasının hareketi bile söz konusu değildir.

İnsan vücudunda trilyonlarca hücrenin her birinde kesintisiz işleyen sistemler, insana Allah'ın sonsuz aklını, ilmini, gücünü, yaratışındaki sonsuz mükemmelliği göstermektedir. Kaldı ki sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz'in varlığının delilleri yalnızca bu küçücük molekülde -DNA'da- değil, evrenin her noktasında sergilenmektedir. Bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmektedir:


De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." De ki: "Öyleyse, O'nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah, herşeyin Yaratıcısı'dır ve O, tektir, kahredici olandır." (Rad Suresi, 16)

 

 

Türk-İslam Birliği Yolunda Ne Gelişmeler Ne Oldu?

İran, Türkiye'ye güveniyor

Milli Gazete, 19 Mayıs 2010

 



Sayın Adnan Oktar ne demişti?
 

Patronlar Dünyası, 13 Ekim 2008

Adnan Oktar:
Türkiye, Türk-İslam Birliği’ne doğru gidiyor. Manevi değerlerimiz güçlenecek, maddi yönden de güçleneceğiz bölgenin süper devleti olacağız, o zaman ne Kürt sorunu kalacak, ne Ermeni sorunu kalacak, ne İsrail sorunu kalacak, hepsini kökünden halledecek inşaAllah. Irak Türkiye’nin kontrolünde olacak inşaAllah, Suriye de Türkiye’nin kontrolünde olacak inşaAllah, Azerbaycan Türkiye’nin kontrolünde olacak, yani manevi ağabeyi olacak Türkiye inşaAllah. Manevi ağabeyleri olacak ve manevi sorumluluk alacak, Türkiye bölgenin istikrarını, huzurunu, güvenliğini tam anlamıyla sağlayacak. Ağabeylik Türkiye’nin vasfıdır, eskiden beri OSMANLI DÖNEMİNDEN BERİ AĞABEYLİK YAPMIŞTIR BÖLGEYE, HUZUR VERMİŞTİR, GÜVEN VERMİŞTİR. Ama bu sefer çok mükemmel olacak, çok çok güzel olacak, çok hayırlı ve çok iyi olacak inşaAllah.


 




Kordon TV, 27 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Yani Türkiye’nin ağırlığını koyup, direkt abi konumunda hatta bütün Ortadoğu’nun, bütün islam ülkelerinin lideri konumuna gelmesi lazım ve sözü geçen bir lider olarak.
Çünkü, Türkiye, çok aklı başında insanların samimi insanların bulunduğu bir ülke. Çok vicdanlı insanların olduğu bir ülke, ordusu mükemmeldir. Çok çok vicdanlıdır, böyle kılı kırk yarar, çok iyi eğitimlidir. Ve bütün ülkelerde seviliyorlar, nereye gitseler seviliyorlar. Mesela Irak’a gidiyorlar seviliyorlar, Bosna’ya gidiyorlar seviliyorlar, Somali’ye gidiyorlar, seviliyorlar, her yerde saygı görüyorlar. Afganistan’da çok sevilip saygı görüyorlar. Bu fiili bir durum var. DEMEK Kİ BÜTÜN ORTADOĞU, BÜTÜN İSLAM ALEMİ TÜRK ORDUSUNU SEVİYOR VE TÜRK MİLLETİNİ SEVİYOR. DEMEK Kİ AĞABEYLİK YAPMALARINI İSTİYORLAR. Yani Türkiye’nin burada ortaya çıkıp, bir lider çıkarıp ortaya, bir manevi lider ortaya çıkarıp gerekirse, bu ağabeyliği yerine getirmesi gerekiyor, islam ülkelerinde ve Türk devletlerinde de. Yani Türk-islam birliğini acil olarak oluşması bütün bölge için şart.

(http://www.kardesulkeiran.com)

 


 

Bilim görünmezliği mi buluyor?

Amerika'da Kaliforniya Üniversitesi'ndeki bilim adamları üç boyutlu nesnelerin çevresindeki ışığı bükerek cisimleri görünmez hale getirebilecek bir malzeme geliştirdi. Bu malzeme doğal yollarla elde edilemiyor ancak nanoteknoloji ile sağlanabiliyor. Uzmanlar, metrenin milyarda biri boyutundaki bu malzeme ile ileride insanları bile gizleyebilecek görünmezlik pelerinleri yapılabileceğini öne sürüyor.

Hem Nature hem de Science dergilerinde yayınlanan çalışma sonuçlarına göre bu sistemin çalışması suyun bir kayanın çevresinden akışına benziyor. Suyun, kayanın çevresinden akarak arkasına geçmesi gibi ışık da yeni malzemeden üretilmiş bir nesne tarafından soğrulmadığı ve yansıtılmadığı için yalnızca nesnenin arkasından görülüyor, bu da nesneyi görünmez yapıyor. Bu yeni malzeme, "eksi kırılma" özelliği taşıyor.

www.genclerdarwinistleresorun.com

Üst üste geçmiş tabakaların oluşturduğu balık ağı yapısı, geniş bir dalga boyu aralığında ışığı geçirebiliyor. ABD hükümetinin parasal olarak desteklediği araştırma, ileride gizli askeri operasyonlarda da kullanılabilecek. Bu sayede tankların, düşmanın görüş alanı içinde bile görünmez olacağı düşünülüyor.

Teknolojinin gelişmesi doğada Allah'ın yarattığı malzemelerin insanlar tarafından kullanılmasıyla olmuştur. İnsanlık nanoteknolojiyi bugün yeni yeni bulmaktan ancak zamansızlık içinde zamanı var eden Allah teknolojinin bugün bulunduğu noktaya da, tekerleğin keşfedildiği güne de, teknolojinin ulaşacağı en üst noktaya da aynı anda hakimdir, bu zamanları aynı anda görmektedir. Zaten tüm bunları yaratıp, bilimadamlarını buna vesile eden Allah'tır. İnsana düşen sadece doğa manzaralarında değil, teknoloji dahil sahip oldukları her nimette Allah'ın büyüklüğünü ve sonsuz gücünü zikretmek ve bu nimetleri Allah'ın razı olacağı şekilde kullanmak suretiyle Allah'a şükretmektir.

 


 

Darwinizm ve materyalizm tüm canlılığı ''basit'' gibi göstermeye çalışır

Darwinizm "büyüsü" insanları düşünmekten alıkoymak üzerine kuruludur. İnsanları oyalayan ve düşünmekten alıkoyan süslü telkinler, aslında temelinde çok basit ve akıl dışı bir mantık barındırır. Darwinist yayınlar, bir hücrenin oluşumunu sayısız bilimsel ve teknik terim kullanarak yüzlerce sayfa boyunca anlatabilirler. Oysa anlatmak istedikleri özetle sadece şudur: Çamurlu su + tesadüfler + zaman = canlılık! Süslü kelimeler, anlaşılması zor Latince tanımlar, teknik karmaşık terimler Darwinist telkini oluşturmak için bu yayınlara kasıtlı olarak dahil edilir. Yoksa Darwinist izahların ardında karmaşık, kompleks, anlaşılması güç bir mantık veya açıklama kesinlikle yoktur. PBS Nova TV kanalının "The Miracles of Life" belgeselinden bir bölüm bu konuya iyi bir örnek oluşturmaktadır:


Dört buçuk milyar yıl önce yeni oluşan Dünya, kozmik toz ve parçacıklar yığınından oluşuyordu. Başlangıçta var olan denizler tarafından neredeyse tamamen yutulmuş durumdaydı. Güçlü rüzgarlar atmosferden rastgele molekülleri topladı. Bunların bazıları denizlerde yığıldı. Gelgitler ve akıntılar molekülleri bir araya topladı. Ve bu eski okyanusun bir yerlerinde yaşam mucizesi gerçekleşti... İlkel yaşamın ilk organize formu küçük bir protozoan idi (tek hücreli bir hayvan). Milyonlarca protozoan eski denizlerde bir araya geldiler. Bu ilk organizmalar deniz suyundan oluşan dünyaları içinde kendi kendilerine yetiyorlardı. Sudan oluşan bu ortamlarında bakteri ve diğer organizmalarla beslenerek hareket ediyorlardı... Bu tek hücreli canlılardan yeryüzündeki canlılık evrimleşti.


Darwinizm'in temel iddiası tamamen bilim dışıdır ve bu iddiadaki mantık sefaleti, ilkokul çağındaki çocukların dahi anlayabileceği kadar açıktır...


Bu garip açıklamaları izleyen çoğu kişi,  hücreyi oluşturan yalnızca tek bir proteinin tesadüfen meydana gelme ihtimalinin 10950'de 1, yani imkansız olduğunu bilmiyordur kuşkusuz. Bu PBS belgeselinde Dünya'nın oluşumu, ilk hücrenin meydana gelişinin hayal ürünü hikayesi ve bu hayali ilk hücrenin başlattığı canlı çeşitliliği öylesine basit bir olaymış gibi anlatılmaktadır ki, tüm bunlar konu hakkında fazla düşünmek istemeyen bir kişiyi ikna etmeye yetecek kadardır. Bu kişinin önüne hazır bir bilgi gelmiştir. Bu insan, ne de olsa;

Bir proteinin tesadüfen oluşamayacağını, bunun ardından da ikinci, üçüncü, dördüncü, nihayet bir milyonuncu proteinin de aynı imkansız tesadüfi oluşumu gerçekleştirmesinin olanaksız olduğunu, imkansız olmasına rağmen tesadüfen oluştuğunu varsaysak bile dünyanın bir ucunda hayali şekilde oluşan ilk proteinin, dünyanın diğer ucunda hayali şekilde oluşan ikinci protein ile birleşmesinin de aynı şekilde imkansız olduğunu bilmemektedir. Laboratuvarlarda bilim adamlarının denetiminde bile oluşturulamayan, bilim adamlarınca "bir galaksiden daha kompleks" olarak tanımlanan hücrenin, çamurlu su içinde hayali bir şekilde tesadüfen meydana geldiği masalını da makul karşılayacaktır.

Bu detayların her biri, evrim teorisi mantığı içerisinde bilimsel olarak açıklanması asla mümkün olmayan konulardır ve Darwinizm'i sona erdiren temel konu olan "hayatın kökeni" konusudur. Türlerin nasıl oluştuğu, maymunsu hayali varlıkların sözde insana nasıl dönüştüğü üzerine kitaplar dolusu masal anlatan Darwinistler, henüz daha hayatın kökeni sorusu karşısında cevapsızdır.

(http://www.curuktemeller.com)

 

 

Köpek Balığı (Triakidae)

Fosil Bilgisi

Yaş:
95 milyon yıllık

Dönem: Kretase

Bulunduğu yer: Hakel, Lübnan


 

 


 

Yüzgeç ve iskeletinin genel hatları detaylı olarak korunmuş olan bu küçük köpek balığı fosili, canlıların evrim geçirmediğinin bir başka delilidir. Günümüzde yaşayan köpek balıklarıyla, bundan milyonlarca yıl önce yaşayan köpek balıkları arasında hiçbir fark yoktur.

www.netcevap.org

 


 


2010-06-12 18:34:28

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top