İran ve Türkiye arasındaki sonsuz bağ

İran, dindar, cesur, çalışkan ve temiz insanların yaşadığı zengin ve geniş topraklarıyla İslam dünyası için bir nimettir. İranlılar ırk veya etnisite konusunda ayrımcılık yapmazlar, ümmet bilincine sahiptirler. Yüzyıllar boyunca Persler, Azeri Türkleri, Kürtler ve Ortodoks Hıristiyan, Yahudi ve Zerdüşt azınlıklar barış içinde bir arada yaşamışlardır. Türkiye ve İran aynı zamanda 373 yıldır değişmemiş bir sınırı paylaşmaktadırlar. Bu sınır Orta Doğu'da emperyalist güçler tarafından yeniden çizilmemiş nadir sınırlar biridir. Bölgeyi sömürmek isteyenler Türkiye-İran ittifakının bölgede güç dengelerini değiştireceğini biliyorlar ve jeostratejik nedenlerle İran ve Türkiye’yi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Bölünme meydana getirmek için genellikle jeopolitik çıkarları ve mezhep farklılıklarını kullanıyorlar.  

Türkiye ve İran şimdiye kadar karşılaştıkları birçok komplonun üstesinden geldiler. İki komşunun bağları güçlendikçe, bu arabozucular yeniden su yüzüne çıktılar. Bu nedenle, her iki ülke bölgede istikrarı bozmak için onları ayırmayı hedefleyen oyunlara karşı dikkatli olmalıdırlar. Bu yıkıcı sistemler kolayca oluşup gelişebilir. Bölgede fesat çıkarmak için, insanların hassasiyetlerini ve farklılıklarını kullanarak manipülatif taktikler kullanırlar, böylece bölge insanlarını birbirlerine karşı kışkırtmış olurlar. Bu nedenle Türkiye ve İran birbirlerini güçlü bir şekilde sahiplenmeli ve bir blok gibi hareket etmelidirler. Tarih boyunca benzer komplolarla karşılaşan İran ve Türkiye, öncelikli olarak bölgenin istikrarını ve güvenliğini sağlamak için somut adımlar atıyorlar. İki ülke arasında gerçekleşen üst düzey resmi toplantılar, bölgenin güvenliğini istemeyenler için büyük bir darbe oldu. Ruhani, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptıkları basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu: “Etnik ve mezhebi ayrımcılıkları artırmak bazı yabancıların planlarıdır. Bu şekilde bölgeyi ayırmaya çalışıyorlar. İki ülke de ayrımcılığı kabul etmiyor."

İslam dünyasında ikili ilişkiler çıkarlara dayalı olmamalıdır çünkü Müslüman kültürünü dostluk, güven, sevgi, bağlılık, haysiyet ve şefkat gibi duygular tanımlar; iki ülke işte bu şekilde davranmaktadır. Genelkurmay Başkanımızın İran’da katıldığı toplantı öncesi okunan Kur'an tilaveti Müslümanlar için memnuniyet vericiydi. Bu, her iki ülkedeki dindar insanların kalplerine bir huzur duygusu verdi. İranlı Tümgenerali Bakıri’nin bir süre önce Ankara’ya yaptığı ziyaret ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinden günler önce Generalkurmay Başkanımız Akar’ın Tahran’a ziyareti, 1979’dan bu yana üst düzey askeri yetkililerin ilk ziyareti olarak kaydedildi. Bu karşılıklı ziyaretler hem Irak hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına dair ortak bir karar alınması ile sonuçlandı.

Türkiye ve İran, bölgede kilit ülkelerdir ve iki ülkenin ittifakının Suriye'de uzun süredir aranan barışa giden yol için etkili olduğu görülmüştür. Rusya’yı da içine alan Astana barış görüşmelerinin başlatılmasıyla, harap ve perişan hale gelen Suriye için politik bir çözüm olarak ateşkese ulaşılmıştır. Şimdi Kuzey Irak’ta gerilim artarken, Türkiye ve İran bölgede çıkabilecek başka bir çatışmayı önlemek için ortak adımlar attılar. Karşılıklı ziyaretlerin sıklaşması, her iki tarafın şiddetle karşı olduğu 25 Eylül tarihli Kuzey Irak'ın bölünmesine yönelik referanduma dair müşterek endişelerine de işaret etmektedir. Her iki ülke, Kuzey Irak'taki bir ayrılığın sadece Irak'ın üniter yapısına zarar vermekle kalmayıp PKK, PYD veya PJAK gibi terörist grupların Barzani'yi devirip Türk ve İran sınırında bir komünist devlet kurma heveslerini tetikleyeceğine inanıyorlar.

Bunun üzerine Türkiye, Kuzey Irak’ta Irak ordusuyla ortak askeri tatbikatlar yürüttü. Ve Başbakan Yıldırım İran ve Irak liderlerini bir zirve toplantısı için davet etti. Diğer yandan İran Erbil ve Süleymaniye'de uçuşları ve sınırdaki tankerleri durdurarak petrol akışının durdurulması gibi yaptırımlar uyguladı. Türkiye de Kuzey Irak'a uçak seferlerini durdurdu. Bağdat hükümeti, Kürt bankalara döviz transferini durdurarak bazı cezai önlemler aldı.

Kürdistan Bölgesel Yönetiminin (KBY) çeşitli nedenlerle komşularına ihtiyacı var buna rağmen tüm bölge için ciddi bir tehdit olabilecek büyük bir hata yapıyor. KBY, ancak Türkiye ile yüksek bir ticaret hacmine sahip olabilir ve dünyanın geri kalanına bağlanması için Türkiye tek geçididir. KBY, Batı veya Rusya'dan hiçbir desteğe sahip değil zira Putin müttefiklerinin yanında olmayı tercih ediyor: Türkiye ve İran. Referandumun ne uluslararası hukuk ne de Irak anayasasında yasal bir temeli bulunmuyor. Bu yüzden uygulamaya konmasının pratik bir yolu yok. İran-Türkiye ittifakı bölgede caydırıcı bir güç olacaktır. Başkan Ruhani şu açıklamada bulunmuştur: “İran ve Türkiye silahlı kuvvetlerinin işbirliklerini genişletme ve çeşitli alanlarda tecrübe paylaşımında bulunmaları bölgesel tehditlerin ortadan kalkmasına fayda sağlayacak.” Astana anlaşması uyarınca bölgede güvenliği sağlamak için iki ülke Rusya ile birlikte İdlib’e askeri birlikler gönderiyor. Bunun kapsamı diğer çatışma bölgelerine de genişletilebilir. Bir bölgeye askeri birlik göndermek, her zaman çatışmaların çoğalması veya çatışma kapsamının genişletilmesi anlamına gelmez. Tam tersine, ateşkeslerin devamlılığını sağlamak ve ilgili tarafları diplomasiye yönlendirmek için caydırıcı bir güç olur.

Ayrıca, Erdoğan’ın yüksek profilli ziyareti sırasında enerji anlaşması da dahil olmak üzere ticari ve ekonomik ilişkiler ele alındı. İki önemli ortak aynı 2016 ortak bildiride yaptıkları gibi ticaret hacmini 30 milyar dolara yükseltmek yönündeki arzularını tekrarladı. İran-Türkiye Ticaret Odası başkanı Reza Karami’ye göre, 2017 yılının ilk sekiz ayında ticaret hacmi 7,25 milyarın üstündeydi. Toplantılar sırasında bir diğer önemli gelişme iki ülkenin yerel para birimlerini kullanarak birbirleriyle ticaret yapmaları kararı oldu. Enerji konusuyla ilgili olarak Türkiye İran'dan daha fazla gaz ve petrol almaya hazır olduğunu söyledi.

Türkiye-İran-Rusya arasında enerji anlaşmaları açısından, Ağustos ayında önemli bir duyuru yapıldı: Rus kamu petrol şirketi JSC Zarubezhneft, İran'ın petrol alanlarını keşfetmek ve geliştirmek için Türk enerji grubu Unit International Ltd ve İran’lı Ghadir Investment Company ile 7 milyar dolarlık bir ortaklık kurdu. Taraflar petrol üretimi ve petrol satışı konusunda işbirliği yapacaklar. Unit International Company başkanı Ünal Aysal, İran’da doğal gaz elektrik santralı kurmak için Güney Koreli bir mühendislik şirketiyle 4,2 milyar dolarlık anlaşma imzaladı.

İnsanlar bölgede sadece çatışma, kan ve terör haberleri duymaya alıştığından, bunlar iki ülke ilişkileri açısından kesinlikle iyi gelişmeler, iyi haberler. Allah'ın yardımıyla, bu iki ülke Rusya'nın desteği ile seslerini duyurmaya çalışan, ezilen Müslümanlara yardım etmek için bölgenin güvenliğinin korunmasında temel bir rol oynayacaklardır. İran ve Türkiye yılmaz dostlukları ve sonsuz bağları ile bunu yapabilme yeteneğine sahiptirler.

Adnan Oktar'ın Eurasia Review'de (Amerika), Jefferson Corner'da (Amerika) yayınlanan makalesi:

https://www.eurasiareview.com/21112017-an-unending-tie-between-iran-and-turkey-oped/

http://www.jeffersoncorner.com/an-unending-tie-between-iran-and-turkey/

2017-11-23 17:53:14
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top