Sn. Adnan Oktar'ın Dr. Bernardus Bouwman'ın sorularına cevapları, 23 Mayıs 2010

1.    Evrim meselesini neden bu kadar önemsiyorsunuz? Kendinizi neden bu konuya adıyorsunuz?

ADNAN OKTAR:
Çünkü şu anda insanların mağdur olduğu acıların, sevgisizliğin, bencilliğin, akan kanın, terörün, anarşinin, çatışmanın kökeninde hep Darwinist ideoloji vardır. İnsanları sözde kör tesadüflerin ürünü olarak lanse eden, ilerlemenin şartının çatışma olduğunu söyleyen, zayıf olanın ezilmesi gerektiğini, güçlü olanın haklı olduğunu savunan Darwinizm komünizm, faşizm, emperyalizm başta olmak üzere her türlü kan dökücü ideolojinin temel dayanağı durumunda. Bu benim söylediğim birşey değil. Marx kendisi söylüyor, Lenin kendisi anlatıyor, Mao kendisi ifade ediyor. Marx, Darwin'in 1859 yılında yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabını incelemiş ve bu kitabın kendi teorisi için büyük bir dayanak oluşturduğunu görmüştür. Engels'e yazdığı 19 Aralık 1860 tarihli mektubunda, Darwin'in kitabı için "bizim görüşlerimizin tabii tarih temelini içeren kitap budur işte" der. (Marx Engels Mektuplar, s. 426) 16 Ocak 1861'de Lassalle'a yazdığı mektupta ise şöyle yazar: "Darwin'in yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor." (Marx Engels Mektuplar, cilt 2, s.126) Mao ise, "Çin sosyalizminin temeli, Darwin'e ve Evrim Teorisi'ne dayanmaktadır" (K. Mehnert, Kampf um Mao's Erbe, Deutsche Verlags-Anstalt, 1977) sözleriyle Darwinizmle kanlı ideolojisi arasındaki bağlantıyı çok net ifade etmektedir. Kısaca, Darwinizmin komünizmin, materyalizmin ve ateizmin sözde bilimsel dayanağı olduğu araştırmacılar, yazarlar ve düşünürler tarafından çok iyi bilinen net bir bilgidir. Darwinizm olmadığında materyalizm olmaz, materyalizm olmadığında komünizm olmaz.

O nedenle Darwinizm'in ilmi geçersizliğinin ortaya konulması hayati bir konudur. İnsanlar terörden, anarşiden, zulümden, kan dökülmesinden rahatsızlar, ama belanın kaynağını bilmiyorlar. Yani bir asit yağmuru var ama, nereden geliyor bu yağmur, nereden kaynaklanıyor bu bela, ona pek bakmıyorlar. Halbuki herhangi bir yerde terör varsa, orada Darwinizm vardır, acımasızlık varsa Darwinizm vardır, bencillik varsa Darwinizm vardır. Yani kısaca, nerede bir acı, ızdırap varsa onun kökeninde mutlaka Darwinizm vardır. Acıların yok olmasını isteyenlerin, bu acıların sözde ilmi dayanağını fikren ortadan kaldırmak için mücadele etmeleri şarttır.

2.    Türkiye’de kaç takipçiniz var?

ADNAN OKTAR:
Benim yaklaşık 300 kişi kadar yakın arkadaşım var. Ama bu kişilerin haricinde Türkiye'de ve dünyada milyonlarca okuyucum bulunuyor. İnternet sitelerime her ay yaklaşık 10 milyon insan giriyor, yılda 100 milyondan fazla kitap indiriliyor bu sitelerden.

3.    Hollanda’da takipçileriniz var mı?

ADNAN OKTAR:
Eserlerimi ilgiyle takip eden kişiler arasında Hollanda'da yaşayanlar da var. Özellikle Yaratılış Atlası'nın Avrupa'ya ulaşmasının ardından, Avrupalı okuyucuların sayısında çok büyük bir artış oldu. Çünkü bu kitap vesilesiyle Avrupa gerçek aydınlanma dönemine girdi. Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinizm'in yalanlarıyla aldatıldığı gördü. İnsanlar artık sahtekarlıklarla, bilim adına söylenen yalanlarla vakit kaybetmek istemiyorlar. İnternet çok güzel bir teknoloji, bunu kullanarak kolaylıkla doğru ve faydalı bilgiye ulaşıyorlar.

4.    Dünyanın her yerinde evrimi sorgulayan insanlar var. Hıristiyanlarla ortak çalışmanız var mı?

ADNAN OKTAR:
Daha önce Bilim Araştırma Vakfı tarafından İstanbul'da düzenlenen iki konferansa ABD'den yaratılışı savunan bilim adamları katılmıştı. Bunun dışında ortak bir çalışmamız yok. Bir de biliyorsunuz, Hıristiyan bilim adamlarının bir kısmı Dünya'nın ömrünün 6 bin yıl olduğunu öne sürüyorlar. Bu bilimsel bir açıklama değil, bu şekilde Darwinizme karşı geçerli bir fikir geliştirebilmeleri mümkün değil. Bizim ortaya koyduğumuz bilgilerin hepsi ise somut, net bilimsel bulgulara dayanıyor. Bu nedenle, Darwinistler de büyük bir panik yaşanıyor. Yoksa bugüne kadar evrimi eleştiren binlerce kitap yazılmış, binlerce çalışma yapılmıştır. Ama bunların hiçbiri benim eserlerimin, özellikle Yaratılış Atlası'nın oluşturduğu etkiyi oluşturamadı. Çünkü hiçbiri Yaratılış Atlası gibi Darwinizm'e öldürücü darbeyi indiremedi. Ama biz Allah'ın izniyle Darwinizm'i tam anlamıyla yere serdik.

5.    Hem evrim teorisine inanıp hem Müslüman olmak mümkün mü?

ADNAN OKTAR:
İslam'la Kuran'ın bağdaştırılmaya çalışılması beyhude bir girişimdir. Bazı Müslümanlar, 1940-50'lerin bilgisiyle evrimin bilim tarafından desteklenen bir teori olduğunu zannederek, "Müslümanlar Darwin'den çok önce evrimi biliyorlardı" gibi aciz ve garip bir mantık örgüsüyle kendilerince İslamla evrimi bağdaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu mantık, ciddi bir bilgisizliğin ürünüdür. 

Birincisi, evrim yanılgısı ilk Darwinle ortaya çıkmış bir düşünce değildir. Tarih boyunca tüm materyalistler canlıların taştan, topraktan kendi kendine oluştuğu ve canlıların sözde birbirinden türediği iddiasında bulunmuşlardır. Evrim, binlerce yıl öncesine dayanan bir pagan inancıdır. Sümerler de, antik Mısırlılar da evrime inanan ve evrimi savunan toplumlardır. Örneğin Mısırlılar, canlıların Nil'in çamurlu sularından kendi kendine çıktıklarını düşünürlerdi. Dolayısıyla "evrim Darwin'den önce de biliniyordu, Müslümanlar da evrimi biliyordu" diye yeni birşey bulmuş gibi ortaya çıkmanın manası yoktur. Müslümanlar da, ilk Yahudiler de, ilk Hıristiyanlar da, Sümerler de, Mısırlılar da evrim diye sapkın bir düşünce olduğunu elbette biliyorlardı. Ama günümüzde olduğu gibi, o dönemde de akıl ve vicdan sahibi olanlar evrimin bir yanılgı olduğunu açıkça görebiliyorlar, bazı insanlar da materyalist ve ateist bir zihniyete sahip oldukları için bu yanılgıya sahip çıkıyorlardı. 

İkincisi, canlıların aşama aşama birbirlerinden türeyerek var oldukları iddiası bilimsel olarak hiçbir bulguyla desteklenmemiştir. Eğer canlılar Darwin'in veya geçmişte yaşamış evrimcilerin iddia ettiği gibi birbirinden türemiş olsaydı, bunun fosil kayıtlarında açıkça görülmesi gerekirdi. Bugüne kadar yapılan kazılarda 100 milyondan fazla fosil elde edilmiştir. Ama bunların içinde bir canlının diğerine dönüştüğünü, canlıların sözde ortak ataya sahip olduğunu gösteren bir tane bile fosil yoktur. 100 milyon fosilin hepsi istisnasız canlıların sahip oldukları tüm özellikleri ile aniden ortaya çıktıklarını, yani yaratıldıklarını ve yüz milyonlarca yıl boyunca hiç değişmediklerini, yani evrim geçirmediklerini göstermektedir. 150 yıldır dünyanın dört bir yanı delik deşik edilip bir tane bile ara form fosili bulunamışsa, evrimcilere yapılan "bir tane ara form fosili getirin 10 trilyon vereceğiz" çağrısına aylardır bir kişi bile cevap verememişse, Darwin bile ara fosil bulunmazsa teorisinin yıkılacağını söylemişse, yani ortada bir tane bile somut bulgu yoksa, masallar anlatmanın "atalarımız mikropmuş", "kuşların atası bulundu", "atalarımız hurmaymış" başlıkları atmanın bir anlamı yoktur. İnsanın evrimle gelişim gösterdiğini iddia eden bu kişilere, meleklerin ve cinlerin nasıl yaratıldığı sorulduğunda ise cevapları "Allah yoktan yarattı" olacaktır. Cinleri ve melekleri Allah'ın yarattığını bilip kabul eden bu kişilerin, Allah'ın, insanı da aynı şekilde yaratmış olduğunu düşünememeleri, bunu akledememeleri oldukça vahimdir. Meleği "Ol" emri ile bir kerede yaratan Yüce Rabbimiz'in, insanı da aynı şekilde yaratmış olduğunu görememeleri çok şaşırtıcı bir durumdur.Bu kimseler aynı şekilde, cennetin nasıl yaratıldığı, cennetin köşklerinin, ağaçlarının, bahçelerinin, vildanlarının, hurilerinin nasıl yaratıldığı konusunda da cevapsızdırlar. Bu konuda cahilce iddialarda bulunan kimselere, ayetlerle ve bilimsel gelişmelerle cevap vermek isteyenler mutlaka Kuran Darwinizm'i Yalanlıyor kitabımı okusunlar. http://www.HarunYahya.com adresinden bu kitaba ücretsiz olarak ulaşabilirler.

 


6.    Fethullah Gülen ile evrim hakkında fikir ortaklığınız, ortak çalışmanız var mı? Böyle bir şey düşünür müsünüz?

ADNAN OKTAR:
Fethullah Gülen çok sevdiğim, çok saygı duyduğum, çok samimi bulduğum, halis, muhlis, tertemiz bir Müslüman. Aleyhindeki konuşmaları da hiç vicdanlı bulmuyorum. Hiç akılcı da bulmuyorum, mantıksız buluyorum. Gayet güzel hayırlı, çok güzel faaliyetler yapıyorlar. Allah razı olsun. Çok güzel okullar açıyorlar. Hakikaten medeni, kültürlü, aklı başında, nezih gençler yetiştiriyorlar. Fethullah Hocamız, ahir zamanda Hz. Mehdi (as)’ın zuhurundan önce Hz. Mehdi (as)’a zemin hazırlayan değerli bir insandır. Ehemmiyetli bir kişidir. Tarihi bir şahsiyettir. Görevi büyüktür, önemlidir. Mehdiliğin inkişafında ve gelişmesinde, Hz. Mehdi (as)’ın zuhurundan önce zemin hazırlanmasında çok büyük emekleri geçiyor ve inşaAllah geçecek de. Bize gelince bizler dinsizliğe, materyalizme, Darwinizm’e karşı doğrudan, ilmi olarak müdahale eden bir yapı içersindeyiz. Darwinizm’i aldık mı yere vururuz; biz yani sırtının üstüne vururuz. Kim ne der ne yapar filan bizi ilgilendirmez. Yani ben Allah’ın rızası için gözümü daldan budaktan esirgemem... Mesela masonluğa karşı direk ilmi tavır koyarım. Komünizme karşı direk ilmi tavır koyarım ve net ifadeler kullanırım. Hz. Mehdi (as) gelecek derken açık açık söylerim; Hz. Mehdi (as)’ın geleceğini de alenen anlatırım. Hz. İsa (as)’ın geleceğini de açık açık anlatırım. Ama Fethullah Hocamızın cemaatinin üstündeki yük çok büyük. Yani yüz binlerce kristal yüklü üstlerinde. Tabi ki temkinli ve dikkatli olmaları gerekir.

7.    Mesajınızı yayma amaçlı ne tür faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

ADNAN OKTAR:
Benim tüm çalışmalarım tamamen ilmi ve kültürel faaliyetler üzerinedir. Şu ana kadar yazdığım kitapların sayısı 300'ü geçti, bu kitapların büyük çoğunluğu 63 dile tercüme edildi. Benim eserlerimden faydalanılarak hazırlanan 550'den fazla internet sitesi var ve bunlar da çok fazla dile tercüme edilmiş durumda. Ayrıca yine eserlerimden hazırlanan çok sayıda belegesel dünya genelinde 100'den fazla televizyon kanalında düzenli olarak yayınlanıyor. Sırf Türkiye'de arkadaşlarım 3.000'den fazla konferans düzenlediler. Bu konferanslarda evrim teorisinin geçersizliğini tüm belgeleriyle ortaya koydular. Yurt dışında da, İngiltere'de, ABD'de, Endonezya'da, İsrail'de çok sayıda üniversitede seminer verdiler. Ve bu çalışmalar her gün daha da hız kazanarak devam ediyor.

8.    İslam’ın kabul edemeyeceği başka teoriler de var mı?

ADNAN OKTAR:
İslam sevgi ve merhamet dinidir. İslam'da düşünce özgürlüğü vardır. Demokrasi, laiklik gibi günümüz medeniyetlerinin önemli değerlerinin özünde İslam vardır. Tabi ki Allah'ın varlığını inkar eden, insanları çatışmaya, acımasızlığa, zulme yönelten hiçbir düşünceyle İslam bağdaşmaz, ama İslam'ın baskıcı, tahakküm kurucu bir yönü de asla yoktur. Allah Kuran'da "dinde zorlama yoktur, sapıklık doğruluktan apaçık ayrılmıştır" diye bildiriyor. Yani İslam'a göre bir insan yanlış olanın neden yanlış olduğunu anlatır, doğrunun ne olduğunu gösterir; ama seçimi karşısındaki kişiye bırakır. Yanlışı zorla, baskıyla ortadan kaldırmaz. Onun yanlışlığını ilmi olarak ortaya koyması yeterlidir, zaten o zaman aklı başında hiç kimse bile bile yanlış olanı seçmez. İnsanlar doğru bilgilendirilmediklerinden, bilgi eksiklikleri olduğundan, sevgiyi, insaniyeti ve merhameti unuttuklarından din ahlakından uzaklaşıyor, batıl ideolojilere yöneliyorlar. Bu bilgisizlik ortadan kaldırıldığında, insanların ruhunun asıl gıdası olan sevginin, derinliğin, şefkatin, güvenin Allah sevgisinde olduğu gösterildiğinde insanlar doğal olarak din ahlakına yönelirler. Bu yüzyılda bu yönelişi açık olarak göreceksiniz inşaAllah. 21. yüzyıl iman, sevgi ve kardeşlik yüzyılı olacak.

9.    Batı’da evrimi sorgulayanların sayısındaki artışın sebebi nedir?

ADNAN OKTAR:
Açıkça söyleyeyim bunda Yaratılış Atlası kitabımın çok büyük etkisi oldu. Darwinizm neredeyse tüm dünyada devletler tarafından korunup dikte ettirilen tek idoelojidir. Adeta Darwinist bir diktanın himayesindedir. Üniversitelerde, Darwinizm aleyhinde birinin akademik kariyer yapıp yükseldiğine şahit olamazsınız. Darwinizm aleyhine çalışma yapanların medyada korunduğunu göremezsiniz, tam tersine bu kişiler aleyhinde çok kapsamlı kampanyalar yapılır. Bu nedenle Avrupa'da da halkın büyük çoğunluğu bu sahtekarlığı doğru zannediyordu. Sonra hiç beklemedikleri bir anda, adeta bir gece baskınıyla, doğruyu gördüler. Bir anda Güneş doğmuş gibi oldu. Tüm Avrupa Güneş'in doğduğunu gördü, artık bazıları perdeleri sıkı sıkıya kapatsalar da, "yok Güneş doğmadı" diye tüm imkanlarını seferber etseler de onlara faydası yok. Güneş'in ışığını gören kimseleri artık kandırmaları, aldatmaları mümkün değil.



10.    Klonlama ile ilgili fikriniz nedir?

ADNAN OKTAR:
Bazı kimseler çok cahilce bir düşünce içinde klonlamanın evrime delil olduğunu zannediyorlar. Oysa bu doğru değil. Evrim teorisi, cansız maddenin tesadüfler sonucu canlılığı oluşturduğu iddiası üzerine kurulmuştur. Kopyalama ise canlı hücrenin genetik maddesi kullanılarak, o canlının kopyalanmasıdır. Zaten canlı olan bir hücreden yola çıkılır ve biyolojik bir süreç laboratuar ortamına taşınarak yapay yöntemlerle tekrarlanır. Yani ortada evrimin temel iddiası olan "tesadüfi" bir süreç ya da "cansız maddenin canlanması" gibi bir durum hiçbir şekilde söz konusu değildir. Gerçekte kopyalama işlemi evrim için hiçbir delil sağlamaz, ancak evrimi kökünden çürüten bir biyoloji kanununun çok açık bir kanıtıdır. Bu kanun, ünlü bilim adamı Louis Pasteur'ün 19. yüzyılın sonuna doğru ortaya koyduğu "hayat ancak hayattan gelir" prensibidir. Bu açık gerçeğe rağmen kopyalamanın evrime delil gibi gösterilmesi, medya yoluyla yürütülen büyük bir saptırma ve aldatmacadır. Hayatın yalnızca hayattan gelmesi yaratılışın bilimsel ispatı, evrim teorisinin ise açıkça çürütülmesidir. Kopyalama konusunda insanların içine düştüğü bir diğer yanlış anlama ise kopyalamayı "insan yaratmak" olarak anlamalarıdır. Oysa kopyalamanın böyle bir anlamı kesinlikle yoktur. Kopyalama, zaten var olan canlıya ait bir üreme mekanizmasına, zaten var olan bir genetik bilgiyi eklemekten ibarettir. Bu işlemde ne yeni bir mekanizma, ne de yeni bir genetik bilgi üretilmiş değildir. Var olan bir insanın genetik bilgisi alınmakta, bir annenin rahmine yerleştirilmekte ve annenin doğuracağı yeni çocuğun, genetik bilgisi alınan kişinin "tek yumurta ikizi" olması sağlanmaktadır.

 


11.    Neden medyada hakkınızda çıkan haberler son derece olumsuz? (Mesela altın tahtta oturmanızla ilgili)

ADNAN OKTAR:
Darwinizmi ve materyalizmi destekleyen bazı medya, eğer beni destekleseydi, asıl olarak bu şaşırtıcı ve garip bir durum olurdu. Asıl o zaman insanların şüpheye düşmesi gerekirdi. Darwinizmi savunanların bana karşı olmaları, hakkımda iftiralar öne sürmeleri benim için şereftir. Ben yaklaşık 30 yıldır Darwinizme, materyalizme, ateizme, ateist siyonizme karşı fikri mücadele veriyorum ve süre içerisinde pek çok komployla karşı karşıya kaldım. Bundan dolayı da çok şeref duyuyorum, Allah’a şükür. Defalarca hiçbir haklı hukuki gerekçesi olmadığı halde hapishaneye girdim, akıl hastanesinde tutuldum, hatta 40 gün boyunca ayaklarımdan yatağa kelepçeli olarak tutuldum. Tek başıma küçücük bir mekanda hücre hapsinde tutuldum. Emniyette iken yemeğime kokain karıştırılmak suretiyle iftiraya uğradım. 9 defa suikast girişiminde bulundular, basında hakkımda akıl almaz iftiralar yayınlandı ve yayınlanmaya da devam ediyor. Ama Allah her defasında bana tuzak kuranların tuzaklarını tersine çevirdi. Hakkımda açılan tüm davalardan beraat ettim. Akıl sağlığımın tam yerinde olduğuna dair Askeri Hastane rapor verdi. Poliste tutulduğum sırada yemeğime kokain karıştırıldığı Adli Tıp raporlarıyla tespit edildi. Hakkımda gündeme getirilen haberlerin iftira olduğu, gerçekle hiçbir ilgisi olmadığı mahkemelerce ispat edildi. Çileler, sıkıntılar, zorluk gibi görünen olaylar beni çok şevklendirir, neşelendirir, mücadele azmimi kat kat arttırır. Böyle olayların yaşanmasını çok doğal görüyorum ben. Peygamberimiz (sav)'in, sahabenin, salih müminlerin, diğer Peygamberlerin hayatlarına baktığımızda hep benzeri olaylar görürüz.

12.    Okullarda evrim ile ilgili ne öğretilmesini isterdiniz?

ADNAN OKTAR:
Okullarda evrim öğretilsin tabi. Gençler bir zamanlar insanların nasıl sahtekarlıklara inandırıldıklarını ibretle görsünler. Tarihi bir bilgi olarak okutulmasında, bir ibret vesilesi olarak gösterilmesinde hiçbir mahsur yok. Ama gençleri "bu bilimsel bir gerçektir" gibi aldatmaya kalkışırlarsa, işte bu doğru olmaz. Gerçi inşaAllah şu anda gençleri buna inandırmaları hiçbir şekilde mümkün değil. Öğretmenleri evrimi anlatmaya başlayınca öğrenciler hocalarının gözlerinin içine bakıp gülümsemeye başlıyorlar. Hemen soruyorlar hocalarına, peki evrim varsa neden bir tane bile araform yok diyorlar. Tek bir tane bile proteinin tesadüfen oluşması matematiksel olarak imkansızken, ilk canlı hücre nasıl meydana geldi diyorlar. Yaratılış Atlası'nda resimlerini gördükleri fosilleri gösteriyorlar; bu da mı evrimle oldu, evrim varsa bu canlılar milyonlarca yıldır neden en küçük bir değişikliğe dahi uğramadı diyorlar. Öğretmenlerinden çıt çıkmıyor. Çıkamaz da çünkü çocuklar bilimle konuşuyor, Darwinizmi savunan birinin ise bilimsel olarak belge ortaya koymasının imkanı yok.

13.    Türkiye’de din gitgide zayıflayan ya da kuvvetlenen bir şey mi?

ADNAN OKTAR:
Türk halkı her zaman dindar ve manevi değerlerine bağlı olmuştur. Bunun aksi hiçbir dönemde olmamıştır ve olması da mümkün değildir. Ama tabi son zamanlarda bu konudaki bilinçlenmede ve şuur açıklığında müthiş bir gelişme var. Türkiye, dünyada en az evrime inanılan ülkedir. 1970'lerde, 80'lerde durum biraz daha farklıydı. Halkın neredeyse %70'i evrime inanıyordu. Şimdi ise halkın %95'i evrime inanmıyor. Tabi bunda benim eserlerimin ve arkadaşlarımın düzenlediği konferansların, sergilerin çok büyük etkisi oldu. Halkımız tam anlamıyla bilgilendi. Sokakta herhangi birini çevirip sorsanız, Darwinizm'in neden geçersiz olduğunu net ve açık bilgilerle anlatır size. Aynı şey diğer İslam ülkeleri için de geçerli. Eserlerim pek çok İslam ülkesinde en çok satılan eserler arasında, ünversitelerde en önemli kaynak kitap olarak kullanılıyor. Allah bu güzel çalışmaları vesile etti, Darwinizm büyük bir yenilgi aldı inşaAllah.

14.    Akıllı Tasarım hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR:
Bu düşünceyi savunan kimselerin açıkça Allah var, herşeyi Allah yarattı diyememelerini samimiyetsiz bir durum olarak görüyorum. Açık açık "yaratan Allah'tır" denir. "Bir güç yarattı" diyorlar, "bir şey yarattı", niye bir şey? "Allah yarattı" diye niye açıkça söylemiyorlar? Bu tarz bir anlatımı duyan insan, karşıdaki kişi anlamaz mı onun samimiyetsizliğini, çok rahatsız olurlar, onun dürüst yaklaşmadığını düşünürler öyle bir şey olduğunda. O nedenle dürüstçe, açıkça Allah'ın yarattığını söyleyen ve Allah'ın üstün yaratışını anlatan bir üslup olması gerekir.

15.    Bilim başka gezegenlerde hayat olabileceği bilgisine gitgide yaklaşıyor. Siz uzayda başka canlıların yaşadığına inanıyor musunuz?

ADNAN OKTAR:
Melekler var, cinler vardır; uzayda çok fazla cin vardır. Bu uçan daire resimleri de, zaman zaman cinlerin yapığı haylazlıklardır. Böyle dikkat çekerler, zaman zaman böyle ışıklı görüntülerle gelirler, mesela çeşitli küre gibi görüntüler oluştururlar, aniden o görüntüyü kaybederler. Bazen korku da oluşturabiliyorlar; aynı yerde, bazen bir yeri yakabiliyorlar. Cinlerin öyle muziplikleri onlar. Onlar muzip hareketler yaparlar, dikkat çekmek isterler.

 

2010-06-27 16:01:10
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top