Kutsal kitaplarda işaret edildiği, tüm sahih hadis kitaplarında ve Ehl-i Sünnet kaynaklarında anlatıldığı, bütün İslam alimlerinin bildiği, konuyla ilgili hadisleri okuyan herkesin kolaylıkla anlayabileceği üzere, ahir zamanda Yüce Allah Hz. Mehdi(a.s.)’ı gönderecektir. Bu değerli zat, Allah’ın izniyle ilmi mücadelesi sonrasında İslam ahlakının dünyaya hakim olmasına vesile olacaktır. İslam ahlakının hakimiyeti döneminde Asr-ı Saadet benzeri muhteşem bir dönem yaşanacaktır. Hz. Mehdi(a.s.)’ın ortaya çıkışı, Yüce Allah’ın dünyanın dönmesi gibi kesin olarak emrettiği kanunlardan biridir.

Yüce Allah Peygamberimiz (s.a.v.)’e çok sayıda mucize lütfetmiş, bu mucizeleri birçok insanın imanının güçlenmesine vesile kılmıştır. Tüm Müslümanlar için bu mucizeler, şevkle ve coşkuyla anlatılması gereken birer güzellik ve nimettir.
Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaşadığı süre içinde Allah’ın lütfuyla gösterdiği mucizelerin yanı sıra, vefatının ardından da gerçekleşen mucizeleri vardır. Bunlar Allah’ın Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e vahiyle bildirdiği gayb haberleridir ve bunların büyük bir kısmı ahir zamana dair haberlerdir.
Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)’e adeta bir tablo gibi ahir zamanda olacak olayları teker teker göstermiş, hangi olayın ardından nasıl gelişmeler yaşanacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) de Müslümanların ahir zamanda olduklarını anlayıp bilmeleri için hayret uyandıracak şekilde detaylı olarak tüm olayları sahabeye anlatmış, bu alametlerin gerçekleştiğini gördüğümüzde, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur ettiğini anlamamızı istemiştir. 1400 yıldır tüm İslam alemi Peygamberimiz (s.av)’in haber verdiği bu alametlerin gerçekleşmesini heyecanla gözlemiş, her devirde Hz. Mehdi (a.s.)’ı şevkle beklemiştir.
Hadislerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı öncesinde gelişecek olaylardan başlamak üzere, Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatı, cemaati, cemaatinden çıkacak münafıklar, bu münafıkların saldırıları, Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı mücadele edecek İstanbul’dan çıkan bir yobaz, bu yobazın özellikleri, deccaliyet, süfyaniyet, Hz. Mehdi (a.s.)’ın karşılaşacağı zorluklar, ilmi mücadelesi, bu mücadelesi sonrasında İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti, İslam ahlakının hakimiyeti döneminde yaşanacak asrı saadet benzeri muhteşem dönem gibi uzun bir süreç kapsamlı olarak anlatılır. Bu süreç Hicri 1400 itibariyle başlamıştır ve bugüne kadar Peygamberimiz (s.a.v.)’in anlattığı yüzlerce olay gerçekleşmiştir. Bundan sonra da Allah’ın izniyle diğer tüm anlattıkları birer birer gerçekleşecektir.
Şu Ana Kadar Gerçekleşmiş Olan Bu Olaylardan Başlıcaları:
Peygamberimiz (s.a.v.), tüm dünyada duyulacak şekilde Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığının haber verileceğini söylemiştir; internet, televizyon, radyo gibi 20. yüzyılın teknolojisiyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığının haber verilmesi ve bunun tüm dünya tarafından duyulması gerçekleşmiştir. Televizyon, radyo, gazete ve internette tüm büyük İslam alimleri tarafından, özellikle son 30 yıldır, sürekli Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur vaktinin geldiği anlatılmakta ve bu önemli bilgi tüm dünyaya duyrulmaktadır.

Allah’ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) çok yakın bir zamanda ortaya çıkacak, Allah’ın Kuran’daki vaadine ve hadislerdeki haberlere uygun olarak Hz. İsa (a.s.) ile birlikte görevini yerine getirecek ve İslam ahlakının tüm dünyaya yayılmasına vesile olacaktır. Hadislerde haber verilen olaylar, bugüne kadar nasıl kaderde takdir edildiği şekilde ve zamanı geldiğinde gerçekleştiyse bundan sonraki gelişmeler de Allah’ın izniyle bu şekilde olacaktır.
Kutsal Kitaplarda Hz. Mehdi (a.s.)’ın Zuhuru ve Bu Değerli Zat Döneminde Yaşanacak Dünya Hakimiyeti Bildirilmiştir
İlahi dinlerde “beklenen kurtarıcı” olarak da ifade edilen “Mesih” terimi, Müslümanlarda “Mehdi” inancının tezahürüdür. İslamiyet’teki “Mehdiyet”, Musevilerin kutsal kabul edilen kaynaklarında “Mesih” dönemi olarak geçer. Musevilerin ahir zamanda insanlığın kurtuluşu için zuhurunu bekledikleri Mesih, Müslümanların beklediği Hz. Mehdi (a.s.)’dır.
Ancak Hıristiyanların “Mesih” olarak yeryüzüne ikinci gelişini bekledikleri Hz. İsa (a.s.), “Mehdi (a.s.)” değildir. Müslümanlar da Hz. İsa (a.s.)’ın ahir zamanda yeniden dünyaya geleceğine inanmaktadırlar; ancak Hz. İsa (a.s.) geldiğinde Hz. Mehdi (a.s.)’a tabi olacak, Allah’ın izniyle yegane hak din olan İslam ahlakının yeryüzüne hakim olmasına, bu iki mübarek insan birlikte vesile olacaklardır. Hz. İsa (a.s.) ile Hz. Mehdi (a.s.) aynı dönemde -ahir zamanda- birlikte bulunacakları için, tıpkı kıyamet alametleri ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri gibi, Hz. İsa (a.s.)’ın yeryüzüne ikinci kez gelişini haber veren alametler de ortaktır. İncil’de yer alan söz konusu haberlerin doğruluğundan kesin olarak emin olamasak da, Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sahih hadisleri ile son derece mutabık açıklamalar olmaları dikkat çekicidir.

Bu benzerlikler göz önünde bulundurulduğunda, İncil’e göre de, ahir zaman tariflerinin hemen hepsinin, birbiri peşi sıra günümüzde ortaya çıktığını görmekteyiz. Böylece içinde yaşadığımız zamanın, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkması beklenen dönem olduğunu, başta İslami kaynaklar olmak üzere, Tevrat ve İncil’e dayanarak da söylemek mümkündür.
Tevrat’ta ve diğer Musevi kaynaklarda Hz. Mehdi (a.s.)’a işaretler vardır
Hz. Mehdi (a.s.)’ın -Musevilere göre Mesih’in- geleceğine inanmak, Museviliğin temel inanç esaslarından biridir. Musevilerin 12. yüzyıldan bu yana en büyük Tevrat alimlerinden biri olarak kabul ettikleri Haham Maimonides (İbn-i Meymun), Museviliğin 13 temel inanç esasından on ikincisini, “Mesih’in [Hz. Mehdi (a.s.)’ın] geleceğine inanmak” olarak açıklamıştır. Bu esaslara göre, Musevilerin “Mehdi” ile ilgili inançları şu sözlerle belirlenmiştir:
Mesih’in -yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın- gelişini inkar edenlerin durumu ise, Musevilerin kutsal kaynaklarından Mişna’da şöyle açıklanmaktadır:
Ayrıca Musevilerin her gün üç kere ettikleri Şemone Esre (Shmone Esre) adlı duada, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin yakın olmasına yönelik Allah’a edilen dua da yer alır. Bu dua, din ahlakının gereği olan adaletin yeniden sağlanması, ahlaksızlığın, günahın ve kötülüğün son bulması, doğruluğun hakim olması için Hz. Mehdi (a.s.) beklentisiyle yapılır. Tevrat’ta pek çok kısımda geçen ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğine yönelik bölümlerden birkaçı şöyledir:
[HZ. MEHDİ (A.S.)] TÜM DÜNYAYI ALLAH’A BİRLİKTE KULLUK ETMELERİ İÇİN ISLAH EDECEK, çünkü şöyle yazılmıştır:
İncil’de Hz. Mehdi (a.s.)’a İşaretler
İncil’de ahir zaman ve Hz. İsa (a.s.)’ın ikinci gelişi ile ilgili, çok sayıda açıklamaya rastlamak mümkündür. Günümüzdeki İncil’in bazı bölümleri bozulmuş olsa da, Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine uygun kısımlarında, Hz. İsa (a.s.)’ın gelişinden önce ve sonra belirecek doğa olayları ve toplumsal hadiseler anlatılmaktadır. Ayrıca Allah’ın, Kuran’da iman edenlere vadettiği din ahlakının hakimiyeti, Tevrat’ta olduğu gibi İncil’de de yer almaktadır. İbrahimi dinlerin kutsal kitaplarında geçen bu vaat, Hz. İbrahim (a.s.)’ın soyundan, Allah’a katıksızca iman eden, sadece O’nun rızası için yaşayan ve din ahlakının tüm dünyaya yayılması için çalışan bir topluluğa yöneliktir. Ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi (a.s.) ve yardımcıları, Allah’ın izniyle, Hz. İsa (a.s.)’ın yardımıyla birlikte, bu vaadin gerçekleşmesine vesile olacak halis müminlerdir.
Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışından sonraki hakimiyet dönemine yönelik, İncil’deki anlatımlardan bir kısmı şöyledir:
Büyük İslam Alimleri Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’a ve İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetine İşaret Eden Bazı Ayetleri Şöyle Şerh Etmişler ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın Zuhurunu Bildirmişlerdir
HUD SURESİ’NİN, 86. AYETİ
“... O (Hz. Mehdi (a.s.)) çıkınca sırtını Kabe’ye yaslar. Ona (Hz. Mehdi (a.s.)) tabilerinden 313 kişi tabi olur. Hz. Mehdi (a.s.) ilk önce şu ayeti okur: “EĞER MÜMİNİSENİZ ALLAH’IN BIRAKTIĞI SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR.”(HUD SURESİ, 86)
Bu ayeti okuyup şöyle der: “BEN SİZİN İÇİN ALLAH’IN BIRAKTIĞI VE HALİFESİYİM (Müslümanların manevi lideriyim). BEN ONUN HÜCCETİYİM.” HZ. MEHDİ (A.S.)’A SELAM VERENLER ŞÖYLE SELAM VERİRLER: “SELAM SANA EY ALLAH’IN YERYÜZÜNDE BIRAKTIĞI (BAKİYYESİ!)” Sonra herkes ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) bey’at (biat) eder. (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) Adamlarının sayısı on bine ulaşır. Allah’ın dışında bir başkasına ibadet eden, Musevi ve Hıristiyan olan herkes ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) iman eder. Böylece yeryüzünde tek bir millet hasıl olur; o İslam milletidir. Sonra Allah’tan başkasına tapanların üzerine gökten bir ateş düşer ve onları yakar. Doğrusunu Allah bilir.”
(Nurul Ebsar, Ehl-i Beyt, Oniki İmam, Kutuplar ve Mezhep İmamlarının MenkıbeleriŞeblenci (1250),Tercüme: Saim Güngör, (Pamuk Yayıncılık Nisan 2004 Cilt: 628 77 93) s. 594)
NUR SURESİ’NİN 55. AYETİ
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: hiçşüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.(Nur Suresi, 55)
Ali bin Hasan kanalıyla Ayyasi tarafından rivayet edildi:
ENBİYA SURESİ’NİN, 105. AYETİ
“Andolsun Biz zikir’den (tevrat) sonra zebur’da da ‘hiç şüphesiz, salih kullarım yeryüzüne mirasçı olacaklardır’ diye yazdık.”
MAİDE SURESİ’NİN 54 VE EN’AM SURESİ’NİN 89. AYETLERİ:
Maide Suresi, 54. ayet: “Ey inananlar! Sizden kim dininden dönerse, Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki o onları (Hz. Mehdi (a.s.)’ı ve ona tabi olan Müslümanları) sever, onlar da onu severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cehd (fikri mücadele yaparlar) ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar...”.
YASİN SURESİ’NİN 30. AYETİ:
BAKARA SURESİ’NİN 155. AYETİ:
... Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.
Ebu Basir’den: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:
HADİD SURESİ’NİN, 17. AYETİ:
Bilin ki gerçekten Allah, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık. (Hadid Suresi, 17)
İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olmasına vesile olacak olan ahir zamanın kutlu şahsı Hz. Mehdi (a.s.) mücadelesine başladığı ilk dönemde henüz insanlar tarafından tanınmayacak, bu dönemde İslam ahlakının hakim olmamasından kaynaklanan zor şartlarla imtihan edilecektir. Fakat karşılaştığı zorluklar, bu zorluklar karşısında gösterdiği üstün ahlak, heybetli ve vakarlı görünüşü ile Peygamberlerin özelliklerini taşıyacak ve tüm bu özellikler bu değerli zatın tanınmasına vesile olacak nişaneleri oluşturacaktır.
AL-İ İMRAN SURESİ’NİN 200. AYETİ
Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.
FUSSİLET SURESİ’NİN 53. AYETİ
Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?
Hz. Mehdi (a.s.) Yüce Allah’ın İnsanlara Lütfettiği Çok Büyük Bir Nimettir
Gerek kutsal kitaplardaki ayetleri, gerekse Peygamberimiz (s.a.v.)’e 1400 sene önce bu olayların gerçekleşeceğini haber veren ve 1400 sene sonra bu olayların hepsini yaratan Allah, kaderde Mehdiyet’i engellenemez ve örtülemez şekilde yaratmıştır. İslam ahlakının dünyaya hakim olması, bu hakimiyetin Hz. Mehdi (a.s.) vesilesi ile bu yüzyılda gerçekleşmesi, Yüce Allah’ın takdir ettiği kaderdir.