RAMAZAN 2005 - 2. Gün


 
Günün Ayeti:
 
 
 
"Allah, hiç kimseye güç
yetireceğinden başkasını yüklemez..."

Bakara Suresi, 286
 


 
  Günün Hadisi:  
 
 
“Mümin kişi, diğer mümine karşı duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler.”
Hz. Muhammed (sav)
 


 
  İslam Ahlakı :  
 

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)'IN GÜZEL AHLAKI 
Peygamber Efendimiz (sav), Allah'ın "… ancak o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur." (Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderilen, Allah'ın en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah'a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah'ın dostu, Rabbimiz'in Katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakını ve velisidir. Allah, "Gerçek şu ki, Biz senin üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız" (Müzzemmil Suresi, 5) ayetiyle de bildirdiği gibi son peygamber olan Hz. Muhammed (sav)'e önemli bir sorumluluk vermiştir. Peygamberimiz (sav) ise, Allah'a olan güçlü imanı ile, Allah'ın kendisine verdiği sorumluluğu en güzeliyle yerine getirmiş, insanları Allah'ın yoluna, hidayete davet etmiş ve tüm inananların yol göstericisi ve aydınlatıcısı olmuştur.
Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi, Hz. Muhammed (sav)'dir. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirir:
Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah'ın müminler için örnek kıldığı, Allah'ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi'nde şöyle bildirmektedir:
Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)
Müslümanlara düşen önemli bir sorumluluk da Peygamberimiz (sav)'i birçok yönüyle tanıtmak, onun ahlakını örnek alan insanlardan oluşan bir topluluğun ne kadar üstün özelliklere ve güzelliklere sahip olacağını göstererek, insanları Peygamberimiz (sav)'in ahlakına özendirmektir.
Peygamberimiz (sav)'in izinden giden Müslümanların da, hem tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmaları, hem de sözlü ve yazılı olarak onları güzel ahlaka davet etmeleri gerekir. Peygamberimiz (sav)'in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran'da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:
...Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler. Sizden, hanginizin 'fitneye tutulup-çıldırdığını'. (Kalem Suresi, 1-6)
Allah bu ayette ayrıca Peygamberimiz (sav) için kesintisi olmayan bir ecir olduğunu bildirmiştir. Bu, Hz. Muhammed (sav)'in daima güzel ahlak gösterdiğini, takvadan hiçbir zaman ayrılmadığını gösteren bir bilgidir. Peygamberimiz (sav)'in de "İmanın kemali, güzel ahlakladır" sözleriyle belirttiği gibi, imanın en önemli alametlerinden biri güzel ahlaktır. Bu nedenle güzel ahlakın en güzel örneklerini öğrenmek ve uygulamak önemli bir ibadettir.
 
 
  Darwinizm'in Sahtekarlıkları :  
 
 
PILTDOWN ADAMI SAHTEKARLIĞI
1912 yılında Charles Dawson adlı amatör bir İngiliz paleontolog ve ekibi, kafatası insan özellikleri gösterdiği halde, çenesi maymun özellikleri gösteren bir fosil buldular.
Fosile Piltdown Adamı adı verildi ve 40 yıl boyunca dünyanın en ünlü müzelerinde evrimin kesin bir kanıtı olarak sergilendi. Fosil oldukça ilginç özelliklere sahipti. Kafatası hacmi oldukça büyük olmasına karşın bir orangutanınkine benzer bir çene ve bu çenenin üzerinde insanınkine benzeyen iki tane azı dişine sahipti. Fosilin bu özellikleri bilim dünyasında bomba etkisi meydana getirdi. Fosile beş yüz bin yıllık bir ömür biçildi. Böylece, insanların maymunlarla ortak bir atadan geldiği iddiasına sözde bir kanıt sunuluyordu. Evrimin hayali zaferini gösteren bu fosil, dünyanın en ünlü müzelerinden British Museum'da sergilendi. Dünyanın dört bir yanından gelen ünlü bilim adamlarının yanı sıra sayısız ziyaretçi tarafından incelendi.
Ancak evrimcilerin Piltdown Adamı zaferi uzun sürmedi. 1949 yılında British Museum’un paleontoloji bölümünden Kenneth Oakley, fosillerin yaşını belirlemede yeni bir yöntem geliştirdi. Flor testi adını verdiği bu yöntemi müzedeki fosiller üzerinde denemeye başladı. Oakley, Piltdown Adamı kafatasına yaptığı test sonucunda karşısına çıkan gerçek karşısında şok oldu. Çünkü bu çene kemiği birkaç yıllık, kafatası ise en fazla birkaç yüzyıllıktı.
İncelemeler yoğunlaştıkça büyük bir gerçek ortaya çıktı: Bir zamanların en ünlü evrim kanıtı olan fosil sahteydi!
Çene kemiği yeni ölmüş bir orangutana, kafatası ise yaklaşık 500 yıl önce ölmüş bir insana aitti. Fosil yakından incelendiğinde, dişlerin, çeneye sonradan monte edildiği ve çelik aletlerle yontulduğu kolaylıkla görülebiliyordu. Son olarak eski görünümü vermek için de, fosil, potasyum dikromat solüsyonuna batırılmıştı. Oxford Üniversitesi'nden antropoloji profesörü Joseph Weiner’in yaptığı detaylı analizlerle fosilin sahte olduğu kesin olarak anlaşıldı.
Sahtekarlığı ortaya çıkaran bilim adamları arasında Oxford Üniversitesi’nden anatomi profesörü Le Gross Clark da bulunuyordu. Yaptığı incelemeler sonunda Clark şunları söylüyordu:
 Aslında (çizikler) o kadar belirginler ki rahatlıkla bundan önce dikkatlerden nasıl kaçtığını sorabiliriz. Demek ki, daha önce kimse Piltdown adamı fosilini, hileli bir montaj olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak incelememiş.
Bilim adamlarının fosili incelemeye ve yorumlamaya ayırdığı onca vakit ve emek, ustaca hazırlanmış bir fosil hilesi içindi. Antropoloji profesörü F. Clark Howell, şu yorumu yapıyordu:
1953 yılında keşfedilen Piltdown Adamı, insan kafatası ve maymun çenesinden oluşan bir yaratıktan başka birşey değildi. Bu bilerek tezgahlanan bir aldatmacaydı. Ne çenenin maymuna ait olduğunu, ne de kafatasının insana ait olduğunu kabul ettiler. Bunun yerine, bu parçaların maymun ve insan arasındaki döneme ait bulgular olduğunu açıkladılar. 500.000 yıl öncesine ait olduğunu söyleyerek, buna bir isim koydular (Eoanthropus Dawsoni veya Dawn adamı) ve bu konu üzerine yaklaşık 500 adet kitap yazdılar. Paleontologlar bu buluşla elli beş yıl boyunca boş yere oyalanıp durdular. (Howell, F. Clark, “ Early Man” , NY: Time Life Books,1973. s.24-25)
 
 
  Ahir Zaman'dan İşaretler:  
 
FIRAT İLE DİCLE ARASINDAKİ BÜYÜK SAVAŞ
Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verilen ahir zaman alametlerinden biri Fırat ile Dicle arasında yaşanacak olan büyük bir savaştır.
"Fırat ile Dicle arasında Zevra (Bağdat) denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak. Kadınlar esir edilecek, erkekler ise, koyun kesilir gibi boğazlanacak."
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, sf. 38, El Muttaki)
Hadiste geçen "Fırat ve Dicle arasında yaşanacak bu büyük savaşla" yakın geçmişte yaşanan İran-Irak Savaşı'na dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. İki Müslüman ülke arasında yaşanan bu büyük savaşta, hadiste dikkat çekilen topraklarda büyük çatışmalar yaşanmış, köyler, kasabalar, şehirler ağır bombardıman altında yerle bir olmuştur. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan pek çok insan savaşta hayatını kaybetmiştir. İlerleyen tarihlerde ortaya çıkan toplu mezarlar, savaş sırasında hayatını kaybeden insan sayısının tahmin edilenden fazla olduğunu göstermektedir.
 
  Yaratılış Delilleri :  
 
 
BÖCEKLERİN GÜÇLÜ KANATLARI
 
Bütün böceklerin kanatlarında damarlar vardır. Bir böcek yetişkinliğe ulaştığında damarlarda kan taşınmaya başlar. Böylelikle damarlar sertleşir ve böceğin kanatlarını bir uçurtmanın çerçevesi gibi sertleştirir. Pek çok böcek kanatlarını inanılmayacak kadar hızlı çırpar. İnsan gözünün böcek kanatlarındaki hareketin hızını takip etmesi imkansızdır. Örneğin yabanarıları, balarıları ve sinekler, kanatlarını "bir saniye"de yaklaşık olarak 200 kere çırparlar. Sivrisineklerse bir saniyede 1000 kere kanat çırparlar. Eğer kanatlardaki bu damarlar olmasaydı böceklerin kanatları parçalara ayrılarak kopabilirdi. Böcek kanatlarında son derece özel ve benzersiz bir yaratış ve akıl vardır. Bu aklın sahibi her şeyi en ince detayına kadar yaratan, alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

 
  Peygamberimiz(SAV)'in Mucizeleri:  
 
 
Peygamberİmİz (sav)'İn kalbİne bırakılan vahİy
İslami ve tarihi kaynaklara göre sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) 40 yaşlarında peygamberlikle şereflendirilmiştir. Ancak Peygamberimiz (sav) vahiy almaya başlamadan önce de birçok mucizevi olay gerçekleşmiştir. Bu mucizelerden biri Peygamberimiz (sav)'in geceleri gördüğü rüyaların aynı şekilde gerçekleşmesidir. Hadislerde bildirildiğine göre "salih rüyalar" yaklaşık 6 ay sürmüştür. Büyük İslam alimi İmam Suyuti, Olağanüstü Yönleriyle Peygamberimiz adlı önemli eserinde bu rüyaları şu şekilde aktarmaktadır:
Allah Resulü (sav)'ne indirilen vahyin başlangıcı, uykuda gördüğü salih rüya şeklinde olmuştur. Gördüğü her rüya sabah aydınlığı gibi gerçek çıkıyordu...
Hadislerde bildirildiğine göre, Peygamberimiz (sav) 40 yaşlarına geldiğinde sık sık Mekke'ye 12 kilometre uzaklıkta bulunan Nur dağındaki Hira mağarasına gider, tek başına kalırdı. Hira mağarasına çekilişinin üçüncü yılının Ramazan ayında, Yüce Rabbimiz Hz. Muhammed (sav)'e peygamberlik ihsan etti. Cebrail, Allah'ın izniyle, Peygamberimiz (sav)'e göründü ve ona Kuran-ı Kerim'den bazı ayetler indirdi. İlk vahyin günü, Miladi 10 Ağustos 610 tarihine rastgelen, 21 Ramazan Pazartesi gecesi olarak bildirilmektedir.
Allah Cebrail'i vesile kılarak kutlu elçisine İslam dinini vahyetmiştir. Hiç şüphesiz bu, Rabbimiz'in çok büyük bir lütfudur. Peygamber Efendimiz (sav) de derin imanı, Allah korkusu, takvası, üstün ahlakıyla buna layık ve ehil, mübarek bir insandır. Yüce Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
(Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür. (İsra Suresi, 87)
Peygamberlik makamıyla şereflendirilmeden önceki altı ay boyunca gördüğü rüyaların aynı şekilde çıkması, Sevgili Peygamberimiz (sav)'in Allah Katında seçilmiş olduğunun delillerinden biridir. İslam alimleri bu durumu, Allah'ın insanlara gönderdiği son peygamberini bu büyük göreve "uykusunda hazırladığı" şeklinde yorumlamaktadırlar. Bu "salih rüyaların" ardından, Allah'tan aldığı ilk vahiyle Peygamber Efendimiz (sav) tüm insanlara bir hidayet önderi kılınmıştır. Daha sonra da çok büyük bir kararlılıkla, vefat edene kadar, insanları Allah'a ve O'nun yoluna davet etmiştir.

 
  Belgesel :  
 

Şeytanın Karakteri: Kibir
Kibirli kişiler tarih boyunca milyonlarca insanı kendileriyle birlikte azaba sürüklemişlerdir. Günümüzde de kibir sayısız insanı karanlık bir dünyaya çekmektedir. Bu karanlık dünyada insanlar samimiyetten uzaktır. Tek hoşlandıkları şey kendilerini övmek, başkaları tarafından övülmek ve ön plana çıkmaktır. Bulundukları her ortamda en iyi, en güzel, en başarılı kişinin kendileri olduklarına inanırlar. Ve bunu her yolla dışa vurmaya çalışırlar. Bu ruh hali bütün davranışlarına yansır. Bu filmde kibirlenmenin şeytanın en temel karakter özelliği olduğu anlatılmakta, iman sahipleri kibirden sakınmaya çağırılmaktadır... >>
2007-12-19 20:35:15

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top