PINE RIVER: Sayın Oktar, bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Üye ülkelerden oluşan bir İslam Birliği'nin kurulmasını öneriyorsunuz. Sadece Orta Doğu’daki değil aynı zamanda Asya ve Avrupa’daki Müslüman ülkelerin de dahil edildiği ve AB yapısında bir birlik öneriyorsunuz. İslam Konferansı Örgütü hali hazırda var olduğuna göre sözünü ettiğiniz İslam Birliği, İKÖ’nün yapamadığı neyi yapacak?
PINE RIVER: Yazılarınızda, barış dolu bir dünya için Müslüman birliğinin gerekli olduğunu vurguluyorsunuz;
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği hem siyasi hem kültürel hem ekonomik olarak ciddi bir güçlenmeye vesile olacaktır. Yani bu birlik, hayatın her alanını kapsayan müthiş güzellikler getirecektir. Hem üye ülkeleri hem de diğer ülkeleri her açıdan koruyup kollayacak, darda sıkıntıda olana yardım eli uzatacak, anarşi ve kargaşayı tamamen ortadan kaldıracak, zenginlik ve bereketin artmasını sağlayacak, adil, demokrat, sevgiye önem veren bir birlik olacaktır. Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türk-İslam dünyası, birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğinde, Allah'ın izniyle, yeniden şahlanacaktır. ABD, Rusya, Çin, İsrail ve tüm Avrupa Devletleri Türk-İslam Birliği'nin kurulmasıyla uzun yıllardır devam eden kökleşmiş sorunların bir anda çözüme kavuştuğunu görecek, bu durumdan herkes fayda sağlayacaktır. Türk-İslam dünyası dışında kalan büyük devletlerin güvenliğe, ekonomiye, kültürel değerlere dair tüm endişeleri bu birliğin kurulmasıyla tamamen ortadan kalkacaktır. Terörle mücadele sona erecek, kültürel çatışma riski tamamen ortadan kalkacak, yer altı kaynakları ve hammaddeden tüm insanların en güzel şekilde faydalanması sağlanacak, ekonomi istikrara kavuşacak ve buhran ihtimali bertaraf edilecek, askeri giderlere ayrılan bütçe insanların daha kaliteli ve güvenli bir şekilde yaşamaları için sarfedilecektir. Amerika askerlerini topraklarından binlerce kilometre uzağa göndermesi gerekmeyecek, , İsrail duvarlar arkasında yaşamayacak, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomik herhangi bir engelle karşılaşmayacak, Rusya güvenlik endişesi duymayacak, Çin hammadde sıkıntısı çekmeyecektir.
Çin’in baskıları hiç bir vicdanın kabul edeceği gibi değil. Yani bıraksın Doğu Türkistan halkı kendi imkanlarıyla, kendi devletinde istediği gibi hür yaşasın. Çin ticaret yapmak istiyorsa, gelsin ticaretini yapsın. Ama sömürmek istiyorsa buna kimse müsaade etmez. Ne istiyor Çin Doğu Türkistan’dan ve esir olunca ne geçecek eline? Yani esir etmekten nasıl mutlu olacak? Bu, kalbine ne gibi bir sevinç verecek? Bir zafer midir bu? Bıraksın çekilsin Doğu Türkistan’dan tamamen. Oradaki insanlar hürriyet içinde camilerine gitsinler, fabrikalarına gitsinler. Sohbet etsinler, bayram sevinci yaşasınlar. Çin'in burada bir güzellik yapması gerekir artık. Bunun vakti geldi. "Bu ülke bağımsızlığı hak eden bir ülke. Biz buraya gereksiz müdahale ettik. Hiçbir amacı da yok, hiçbir mantığı da yok. 21. yüzyıla yakışacak bir şey değil bu. Biz buradan askerimizi de çekiyoruz. Siyasi baskımızı da kaldırıyoruz. Bu devleti hür ilan ediyoruz" dediğinde, Çin bütün dünyada sevilir. Herkes saygı duyar. Bakın o zaman Çin dünyaya nasıl açılıyor. Bıraksınlar Doğu Türkistan’ı demokratik olsun. Laik olsun. Dünyada bağımsız bir ülke olarak güzel yerini alsın. Çin bundan kat kat zengin olur. Yani bundan kaybı olur diye düşünmemesi gerekir. Prestij kaybetmez. Prestij kazanır. Bu gurur meselesi yapılacak birşey değil. Eğer Doğu Türkistan’dan çekilirse, bununla ilgili anlaşmalar da yapılabilir. Daha fazla onlara elektrik verilebilir, petrol verilebilir. Onları müşkül durumda bırakacak bir şey zaten olmaz. Yani elektriğin satılması, petrolün satılması, enerji satılması zaten İslam ülkelerinin istediği bir şey. Bu onların lehine olur. Ucuz da satılır gerekirse. Ama yeter ki bu zulüm ve haksızlıktan vazgeçsin. İstediği petrol olsun, istediği elektrik olsun, istediği doğal gaz olsun, ama bunun için milyonlarca insanı esir edip ezmenin bir alemi yok. Bu karşılıklı anlaşmalarla da yapılabilir. Bütün Türk devletleri toplanıp Çin ile bu konuda anlaşmaya varabilir. Mesela 50 yıllık anlaşma yapalım denir. Ve hakikaten de satılır petrol. Ama tabi bunlar ancak Türk İslam Birliği ile olur. Türk İslam Birliği'ni hızlandırmak lazım. Bu birliğin Çin’e de fayda getireceğini, Çin’e güzel bir üslupla anlatmak lazım. Çin belki bu birliğin aleyhinde olacağını düşünebilir. Halbuki tam tersine Çin’in lehine olur, Çin’i her yönden kurtarır. Askeri yönden de kurtarır, bir saldırıya karşı da kurtarır. Ekonomik yönden de kurtarır. Modernleşmesini sağlar. Kendi milletinin kurtuluşu için de Çin’in Türk İslam Birliği'ni desteklemesi gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Allah Kuran'da geçmişte yaşamış olan toplumlara gönderdiği peygamberleri ve hak dinleri detaylı olarak anlatmıştır. Hz. İsa ve Hz. Musa diğer tüm peygamberler gibi Müslümanlar için sevgili, kıymetli ve çok mübarek insanlardır. Kuran'da İncil'den ve Tevrat'tan insanlar için nur olmak üzere Allah Katından indirilen kitaplar olarak bahsedilir, ancak Kuran'da bu hak kitapların zaman içerisinde insanlar tarafından tahrif edildikleri de bildirilmiştir. Gerçekten de Tevrat ve İncil'e bakıldığında, hak dinden uzak izahlar kolaylıkla görülebilir. İslam dinindeki netlik ve açıklık, bunlarda yoktur. İslam her şeyi çok net açıklamıştır. Ahireti, Cenneti, Cehennemi, melekleri, çok net açıklamıştır. Çok sıhhatli bir dindir. Ama mesela İncil'i eline alan onun içinde sağlıklı ve hak bir din arar. Ama çok zordur onun içindeki dini bulmak. Tevrat’ta da çok güçtür. Ben onun için, Allah'ın izniyle, Tevrat’ın içindeki Kuran’la mutabık olan izahları kitap haline getirdim. Tabi en doğrusunu Allah bilir inşaAllah. Çünkü hiç olmazsa Tevrat’ı inceleyen bir insan bu hak kitabın bozulmamış yönlerini görsün. Yahut Kuran’a uygun yönlerini görsün istedim. Ama bir kitaba bakınca onun içerisinden hak izahları aramanın vakit almaması lazım. Kuran mükemmeldir o yönüyle de, açtığınızda her yönden Nur vardır. Hangi sayfasını açsanız çok makul. Son derece mantıklı. Her şey çok sıhhatli açıklanmıştır. Mesela Tevrat’ta ahireti öğrenmek çok güçtür. Adeta zorlanırsınız bulmakta. Öğrenemezsiniz. Mesela tevhid, Allah’ın birliğini Kuran çok net açıklar. Ama bunu İncil’de bulamazsınız. Akılcı ve temiz vicdanla değerlendirenler de bunu açıkça görüyorlar tabi. İslam'a yöneliş de hızla artıyor doğal olarak.