|
BİZİM İÇİN ÇALIŞAN
YEŞİL FABRİKA
YAŞAM ENERJİSİNİ ÜRETEN FABRİKA
Güneş'in Dünya'ya gönderdiği bir günlük enerji, tüm
insanlığın bir gün boyunca ihtiyaç duyacağı enerjinin
neredeyse on bin katıdır. Gelişmiş ülkeler, Güneş'ten
gelen bu bedava enerjiyi depolayabilmek için yapılan
araştırmalara çok yüksek miktarlarda para harcarlar.
Bu amaçla yapılan araştırmalarda, şaşırtıcı bir gerçekle
karşılaşılmış ve bitkilerin Güneş'ten gelen enerjiyi
depolayan, mükemmel bir sisteme sahip oldukları anlaşılmıştır.
Bitkilerin sahip olduğu bu sisteme fotosentez adı verilir.
Bitkiler, fotosentez işlemini yapılarında bulunan güneş
hücreleri sayesinde gerçekleştirirler. Bu hücreler,
güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürerek bütün
canlılığın temel besin kaynağı olan karbonhidratı üretirler.
Karbonhidratlar, tüm canlıların doğrudan veya dolaylı
olarak enerji gereksinimini sağlayan temel besin kaynaklarıdır.
Bu enerjiyi elde etmek için mutlaka bitkilerle beslenmek
de gerekmez. Hayvanlar da bu bitkilerle beslendikleri
için, aynı enerji hayvansal gıdalar yoluyla da insanlara
ulaşabilmektedir. Örneğin koyunlar otla beslenir. Yeşil
otlar, güneş enerjisini kullanarak, fotosentez yoluyla
karbonhidrat moleküllerini sentezler. Güneş enerjisi
bu şekilde bitkideki karbonhidrat moleküllerinin içine
depolanır. Böylece, otları yiyen koyunlar, bunların
içindeki enerji yüklü molekülleri vücutlarına almış
olurlar. Daha sonra, karbonhidrat molekülleri hayvanın
vücudunda yağa dönüşür. Dolayısıyla bu moleküllerin
içerdiği enerji de hayvanın dokularına aktarılmış olur.
Bu hayvanlarla beslenen insan da, Güneş'ten bitkilere,
oradan hayvanlara, ardından da kendisine ulaşan bu enerjiyi
alır ve vücudunda kullanır. Görüldüğü gibi her ne yolla
gelirse gelsin tüm canlılar, yaşamlarını sürdürmek için
fotosentez yoluyla güneş ışığından elde edilen enerjiyi
kullanırlar.
Sadece besinler değil, günlük yaşantımızda kullandığımız
maddelerin büyük bir bölümü de en başta fotosentez yoluyla
elde edilen enerjiyi bize aktarırlar. Örneğin, petrol,
kömür, doğal gaz gibi yakıtlar fotosentez yoluyla güneş
enerjisinin depolandığı enerji kaynaklarıdır. Yakacak
olarak kullandığımız odun için de aynı durum geçerlidir.
Sadece bu maddeler açısından bakıldığında bile fotosentezin
ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu anlaşılır. Bilim
adamları açısından fotosentezin sırlarının keşfedilmesi
ve bu işlemde yer alan mekanizmaların gün ışığına çıkarılması
çok önemlidir. Eğer bu süreç anlaşılabilirse; besin
üretimini artırmak, doğayı en verimli şekilde kullanmak,
güneş enerjisinden maksimum düzeyde faydalanmak, yeni
ilaçlar geliştirmek, güneş enerjisiyle çalışan çok hızlı
ve çok küçük makineler tasarlamak mümkün olacaktır.
Ancak hemen belirtmek gerekir, fotosentez hakkında
bilinenler, onu taklit ederek güneş enerjisini depolayacak
sistemlerin üretilebilmesi için henüz yeterli değildir.
Buna rağmen, aklı ve şuuru olmayan bir yaprak için fotosentez
çok kolay bir işlemdir. Akıl, eğitim ve ileri teknoloji
sahibi insanlar bu sistemin taklidini dahi yapamazken,
milyarlarca yıldır yüz trilyonlarca yaprağın tek tek
fotosentez işlemini gerçekleştirebiliyor olması hayranlık
vericidir. Bu kimyasal işlem, bitkiler tarafından ilk
yaratıldıkları günden beri hiç aksamaya uğramadan gerçekleştirilmektedir.
Yeşillik olan her yerde, güneş enerjisi kullanarak,
karbondioksit ve sudan, şeker oluşturan bir fabrika
çalışıyor demektir. Yediğiniz ıspanak, salatanızdaki
maydanoz, balkonunuzdaki sarmaşık, siz farkında olmadan,
sizin için sürekli üretim yapmaktadırlar. Bu, üstün
ilim sahibi Allah'ın insanlara olan şefkatinin bir sonucudur.
Allah, bitkileri insanların ve tüm canlıların yararına
hizmet edebilecekleri şekilde yaratmıştır. İnsanın,
bugünkü teknolojiyle bile kavrayamadığı bu kusursuz
sistemi yapraklar milyonlarca yıldır işletmektedirler.
Allah, Kuran'ın bir ayetinde, insanların bir tek ağacı
bile yoktan var etmesinin imkansız olduğunu şöyle bildirir:

Bahçenizde gördüğünüz
herhangi bir çiçekten sofranıza gelen bir yeşilliğe
kadar gördüğünüz tüm bitkilerde, güneş enerjisi
kullanarak, karbondioksit ve sudan şeker üretebilen
bir fabrika aralıksız olarak çalışmaktadır.
|
(Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan
ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gönül
alıcı bahçeler bitirdik, sizin içinse bir ağacını bitirmek
(bile) mümkün değildir
(Neml Suresi, 60)
Allah, tüm evreni üstün bir ilim ve sanatla yaratmıştır.
Yeryüzündeki canlılığı meydana getiren bütün sistemler
de bu eşsiz yaratılışın bir sonucu olarak birbirleriyle
büyük bir uyum içindedirler. Uzaydaki yıldızlardan,
tek bir atomun çevresinde dönen elektronlara kadar her
sistem, her yapı bir diğerine bağlı veya bir diğerinin
tamamlayıcısıdır.
Bu üstün tasarımda fotosentezin çok önemli bir yeri
vardır. Şuursuz bitki hücreleri, toprağı, suyu, havayı
ve Güneş'i kullanarak, toprağın içinden belirli oranlarda
mineralleri ve suyu alarak, insan için besin üretirler.
Güneş ışığından aldıkları enerji ile bu malzemeleri
parçalar, sonra parçaladıkları malzemeleri besinleri
oluşturacak şekilde biraraya getirirler. Burada kısaca
özetlenen bu işlemin her aşamasında ayrı bir akıl, şuur
ve planlama görülür. Bitkilerdeki bu hayranlık uyandıran
sistem, ortaya koyduğu sonuçlarıyla, çok açıktır ki
insanın faydası için özel olarak tasarlanmış bir yaşam
kaynağıdır.
Buraya kadar gördüğümüz gibi, güneş enerjisinin yeryüzündeki
yeşil bitkilerle olan mükemmel uyumu, tüm canlılığın
dolayısıyla da insanlığın varlığını sürdürebilmesi için
zorunlu olan temel besin kaynağını meydana getirmektedir.
Bir başka ifadeyle, insanların ve tüm canlıların rızkı
göklerden yeryüzüne uzanan zincirleme bir sistemin sonucu
olarak yaratılmaktadır. Bu konuya Kuran ayetlerinde
şöyle işaret edilmektedir:
De ki: "Sizi göklerden ve yerden
rızıklandıran kim?" De ki: "Allah, gerçekten
ya biz, ya da siz her halde bir hidayet üzerindeyiz
veya apaçık bir sapıklıkta." (Sebe Suresi, 24)
Ya da halkı sürekli yaratmakta olan,
sonra onu iade edecek olan ve sizi gökten ve yerden
rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı?
De ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz, kesin-kanıt
(burhan)ınızı getiriniz." (Neml Suresi, 64)
Her bitki, insanın faydası için özel olarak yaratılmış,
kendi kendine çalışan, hava, su ve Güneş gibi en bol
ve en masrafsız kaynakları kullanan bir enerji santrali
ve bir besin fabrikasıdır. Yapraklar, bu santralin hem
güneş enerjisini toplayan enerji panelleri hem de besin
üreten fabrikalarıdır. Bitkiler bu kimyasal işlemlerin
yanında tat, koku ve renkleriyle de üstün bir sanat
ve estetiğin ürünüdürler. Her parçası büyük bir ilimle
yaratılmış olan yaprağın ve fotosentezin aşamalarını
incelemeden önce, yaprakların genel yapılarındaki mükemmel
tasarıma bir bakmak gerekir. Bu sayede sadece fotosentez
işleminin değil, bu işlemi yapan yapı ve sistemlerin
de bilinçli bir tasarım ile yaratılmış olduğunu yakından
görmek mümkün olacaktır.
FABRİKA NASIL ÇALIŞIYOR?
Çok
gelişmiş mikroskoplarla bir yaprağı yakından inceleyecek
olursanız, Allah'ın yaratma sanatı bütün ihtişamıyla
bir kez daha karşınıza çıkar. Tek bir yaprağın içinde
kusursuz bir üretim sistemi kurulmuştur. Bu sistemi
daha iyi anlayabilmek için yaprak içinde görev alan
yapıları günlük hayatta kullandığımız aletlere benzetebiliriz.
Yaprağın detaylarını büyüterek incelediğimizde her an
faaliyette olan tüpler, özel işlemler için inşa edilmiş
odalar, dev bir düdüklü tencere gibi çalışan subaplar,
binlerce işlemi kontrol eden sayısız düğme ve hiç durmadan
koşuşturan işçilerle dolu otomatik bir besin fabrikası
ile karşılaşırız. Daha dikkatli bakacak olursak, belirli
noktalara yerleştirilmiş zaman ayarlayıcılarını, termostatları,
nem ölçerleri, geri bildiri sistemlerini ve ısı kontrol
mekanizmalarını da görebiliriz.
Her tarafı bir ağ gibi kaplamış olan boru hattı hammaddenin
üretim birimlerine ulaştırılmasını ve üretim birimlerinde
elde edilen ürünün bitkinin dokularına dağıtılmasını
sağlar. Bu boru hattı bitkinin aldığı besin suyunu yukarı
doğru çıkartırken, bir taraftan da yapraklarda üretilen
şurubu bütün ağacın beslenmesi için iç bölgelere doğru
gönderir. Bu kanalların hepsi yalnızca hayati sıvıları
taşımakla kalmaz, aynı zamanda ağaçta ve yaprakta iskelet
görevi görürler. Bu harika bir tasarımdır. Çünkü insanlar
tarafından inşa edilen yapılarda, binaların taşıyıcı
elamanları (kolonlar, kirişler vs) ve binanın su tesisatı
ayrı ayrı inşa edilirler. Bitkilerde bu iki ihtiyacın
tek bir kalemde çözüldüğü harika bir tasarım vardır.
Bir sonraki bölümde bu tasarımın detaylarını göreceğiz.
|