|
ÇÖZÜM KURAN AHLAKI
DÜNYA ARTIK KAVGALARIN, ADALETSİZLİKLERİN,
ÇATIŞMALARIN SONA ERMESİNİ İSTİYOR
Dünyada
barış ve huzurun en büyük teminatı Türk Milleti ve kahraman
Türk ordusudur.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Türk Milleti Ortadoğu'da,
Balkanlar'da ve Orta Asya'da önemli bir denge unsuru
olacak, tüm bu milletleri barış ve güvenlik şemsiyesi
altında toplayacaktır.
Bu şemsiyenin altında Ermeniler de, Yahudiler de, Filistinliler
de rahat ve güven içinde yaşayabilirler.
Türki Cumhuriyetler zaten uzun zamandır bunun özlemi
içindedirler. Ortadoğu'da ve Balkanlar'da ise insanlar
barışı temin edecek bir kurtarıcı beklemektedirler.
Artık her gün gazetelere bakıp, bu insanlar için üzülmenin,
hayıflanmanın zamanı geçti. Zaman, çözüm zamanıdır.
Türk Milleti, vicdanı, aklı ve yüksek ahlakı ile, insanların
zulümden, kargaşadan, savaşlardan kurtulmalarına vesile
olacak, onları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak yegane
millettir.
BİR YANDA AÇLIK, BİR YANDA İSRAF
AÇ İNSANLAR

|
ÇÖPE
ATILAN SEBZELER

|
Dünyadaki mevcut besin kaynakları her insanın günlük
ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. Ama buna rağmen
dünyada halen 800 milyondan fazla insan açlık çekmektedir.
Bugün dünyanın kimi ülkelerinde, kişisel çıkarlar uğruna
ve sadece ürün fiyatını artırmak amacıyla kamyonlar
dolusu sebze ve meyve çöpe atılıp israf edilmektedir.
Dünya üzerinde, israf edilen bu ürünlere muhtaç olan
ve açlık sınırında yaşayan insanların varlığı ise hiç
hesaba katılmamaktadır.
Oysa, Allah israfı haram kılmıştır. Buna karşı, mevcut
kaynakların akılcı ve verimli biçimde kullanılmasını,
iyi planlama yapılmasını ve verilen nimetlerin hakkını
vermeyi öğütlemiştir.
...Ürün verdiğinde ürününden yiyin
ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O,
israf edenleri sevmez. (En'am Suresi, 141)
İnsanlığın yaşadığı bu sorunlar, imanlı, vicdanlı,
şefkatli, merhametli ve fedakar bireyler tarafından
çözülecektir.
YILLARCA DARWINİST-MATERYALİST FELSEFE İLE YÖNETİLEN
RUS MİLLETİNİN SONU TÜM DÜNYAYA İBRET OLMALIDIR
Rusya'da
bugün belanın, derdin, sıkıntı ve zorluğun her türlüsü
yaşanıyor. Halk aç ve işsiz, insanlar verem, AIDS gibi
salgın hastalıklardan ölüyorlar, gençler uyuşturucu
batağının içine saplanmış durumda, ahlaki dejenerasyon
sürekli tırmanıyor.
Rusya'da yaşananlar, Darwinist-materyalist-komünist
ideolojilerin koskoca bir ülke halkını ne hale getirdiğinin
ibret tablosudur. On yıllardır manevi değerlerden yoksun,
Allah'ın varlığını inkar eden, insanları hayvan gibi,
hayatı ise hayvanların hayatta kalma mücadelesi gibi
gören felsefelerle yetiştirilen Rus milleti, büyük bir
çöküşün eşiğinde.
Bu çöküşü ise Putin gibi komünistten dönme faşistlerin
engelleyemeyeceği ortada.
Çözüm: Darwinist-materyalist felsefenin reddi ve Kuran
ahlakının kabulüdür.
İnsanları Allah'ın yarattığı ruh sahibi varlıklar olarak
tanıtan, insanlar arasında fedakarlığı, merhameti, şefkati,
dayanışmayı esas kabul eden Kuran ahlakı, sadece Rus
halkının değil, tüm dünyanın kurtuluşu ve refahı için
tek çözümdür.
Türk Milleti, aklı ve vicdanı ile tarih boyunca yanıbaşındaki
Darwinist-komünist tehlikeden korunmayı bilmiştir. Tüm
dünyayı bu tehlikeye karşı uyaran da yine Türk Milleti'dir
AÇLIK VE SEFALETİ ORTADAN KALDIRMAK
İÇİN ÇÖZÜM: KURAN AHLAKI
Geçtiğimiz
haftalarda yapılan bir araştırma dünya üzerinde yoksulluğun
gün geçtikçe arttığını göstermiştir. BM raporları 900
milyonu Asya'da olmak üzere 1.2 milyar kişinin açlık
sınırında yaşadığını ortaya koymaktadır. Ancak bunun
nedeni dünyadaki besin kaynaklarının yetersiz olması
değildir. Çünkü yeryüzündeki besin kaynakları tüm dünya
nüfusunun ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecek
miktardadır.
Açlık çeken insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak
yılda yaklaşık 40 milyar dolara mal olmaktadır. Bu ise,
dünyanın en zengin 225 insanının toplam mal varlığının
yalnızca % 4'üdür. Dünya üzerindeki zengin kişilerin
vicdanlı, merhametli, şefkatli, adaletli davranmaları
durumunda, dünyada açlık diye bir sorun kalmayacaktır.
Ancak bugün dinden uzak olan servet sahipleri,
"Ve onların mallarında belirli bir hak vardır. Yoksul
ve yoksun olan(lar)için" (Mearic Suresi, 24-25)
ayetinde haber verilen sorumluluklarının bilincinde
değildirler. Bu nedenle de açlık, yoksulluk gibi pek
çok konu insanlara çözümsüz olarak sunulmaktadır.
Oysa çözüm çok kolaydır. Dinin getirdiği güzel ahlakın
dünya genelinde yaşanması, tüm bu sorunların tek köklü
çözümüdür. Merhameti, şefkati, vicdanı ve adaleti ile
tüm dünyaya nizam getirmiş olan Türk Milleti, Türk İslam
ahlakını dünyaya hakim kılarak, dünyadaki tüm kötülükleri
güzelliklere çevirmeye taliptir.
ÇELİŞKİLER BARIŞ VE HOŞGÖRÜ İLE GİDERİLİR, KAVGA VE
BOĞUŞMA İLE DEĞİL
Diyalektik materyalizm, insanlar arasında sürekli bir
çelişki olduğunu ve bu nedenle daimi bir kavga ve savaş
ortamı olması gerektiğini iddia eden bir zulüm felsefesidir.
Sözde bilimsel temeli Darwin'in evrim teorisidir. Bu
felsefeyi savunan komünistler, kıyamete kadar sürdürmeye
niyetli oldukları acı, zulüm, kan dökme, boğuşma ve
katliam ortamları oluşturmuşlardır.
Diyalektik materyalizm yüzünden, 20. yüzyılda komünizmi
ve faşizmi benimseyenler birer kan dökme makinasına
dönüşmüş ve her iki taraf birbirinin kanı ile beslenmiştir.
Oysa çelişkiler, vahşet ve katliam yapılmasını gerektirmez.
Her çelişki, Kuran'da bildirildiği gibi akıl ve vicdan
sahibi insanlar tarafından barış, huzur ve hoşgörü ortamında
çözülür. Bunun için hayvanlar gibi kapışmak, saldırmak,
parçalamak, kırıp dökmek gerekmez. Diyalektik materyalizmin
aldatmacasına inanan milletlerin evlatları, birbirleri
ile yıllarca savaşmışlar ve milletçe güçten düşmüşlerdir.
Böylece Allah'ın Kuran'da bildirdiği bir gerçek tecelli
etmiştir:
Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve
çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız,
gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle
beraberdir. (Enfal Suresi, 46)
Kuran ahlakına uymak, insanlara ve milletlere güç veren
tek kaynaktır. Darwinizm'den güç alan diyalektik materyalizm
gibi aldatmacalara asla kanmayan Türk Milleti, güzel
ahlakı ile tarih boyunca kardeşliğin ve dayanışmanın
en güzel örneklerini göstermiştir.
YERYÜZÜNDEKİ ZULMÜ DURDURMAK İÇİN...
Dünyanın dört bir yanında sürüp giden savaşlarda masum
insanların, küçücük çocukların öldürülmesi vicdanınızı
rahatsız ediyorsa, sırf belli bir ırka mensup oldukları
için pek çok insanın haksız yere katledilmesi hamiyetinize
dokunuyorsa, bilmelisiniz ki sadece sessizce eleştirmekle
bu zulmün sonu gelmez. Kötülüklerin son bulmasını ve
yeryüzüne iyiliğin hakim olmasını gerçekten istiyorsanız,
son derece cesur davranmanız, zulmün yerini iyiliğin
alması için çaba göstermeniz gerekmektedir.
"Peki ne yapmam gerekiyor?" diyorsanız, yapacağınız
tek şey Allah'ın emrettiği güzel ahlakı uygulamak, hiç
kimseden çekinmeden güzel ahlakta kararlı davranarak
insanları doğru yola davet etmektir.
"İnsanlar ne derler?" diye düşünenler Allah yolunda
gereği gibi cesaret gösteremezler. İman eden bir insan
yalnızca Allah'tan korkmalı, yalnızca O'nun rızasını
aramalıdır. Allah'ın sınırlarını korumak, O'nun insanlar
için seçip beğendiği ahlakı uygulamak ve uygulatmak
konusunda son derece azimli olmalıdır. İşte Allah bu
kişilerden razı olur, bu kişileri cenneti ile müjdeler.
Kuran'da haberleri verilen peygamberler ve salih kimseler,
cesaret konusunda müminlere örnektirler. Onlar, Allah
yolunda büyük bir gayret göstermiş, Allah'tan başkasından
hiçbir şekilde korkmamış, O'nun emrettiği güzel ahlakı
sabır ve şevkle insanlara anlatmışlardır.
Müslümanlara düşen de bu üstün ahlakı örnek almak ve
aynı şevkle dini yaşamak ve yaşatmaktır. Bu konuda kararlılık
gösteren insanların sayısı arttıkça, dünyadaki zulüm
de yok olmaya mahkumdur.
ZULME KARŞI DUYARSIZ OLMAK, ZULMEDENLERE ORTAK OLMAKTIR
"Bir
Yılbaşı gecesi; El Halil kentinde sokağa çıkma yasağına
uymadığı belirtilen bir Filistinli İsrail askerleri
tarafından durdurulup, silahsız ve karşı eylemde bulunmadığı
halde ayaklarından vuruluyor. Filistinli gencin ayağı
parçalanmış halde "Beni Neden Vurdunuz" diye yerde kıvranırken
İsrail askerleri hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam
ediyorlar." (03.01.2001 Milliyet Gazetesi)
Bu, gazetelerde her gün yer alan pek çok zulüm haberinden
yalnızca biridir. İnsanlar bu gibi haberleri sıradan
olaylar olarak görür ve konunun kendilerini o kadar
da ilgilendirmediğini düşünürler. Oysa zulme karşı duyarsız
olmak ve sessiz kalmak, zulme ortak olmak, ona yol açmaktır.
Gazetelerde ve televizyonlarda bu gibi haberlerle karşılaşmak
istemiyorsanız siz de birşeyler yapabilirsiniz. "Ben
ne yapabilirim ki" diye düşünmeyin. Unutmayın ki tüm
bu vahşetin, zulmün kaynağı dinsizliktir. Dünyada hakim
olan zulmü durdurmak için tek çözüm ise şefkat ve merhameti,
adalet ve hoşgörüyü emreden Kuran ahlakıdır. Tarih boyunca
Kuran ahlakının güzelliklerini yaşamış olan Türk Milleti,
zalimlere engel olmaya kararlıdır.
Unutmayın, zulmün bir gün sizin kapınıza da gelmesinden
güvende değilsiniz!
ŞEYTANIN BİR SİLAHI: ROMANTİZM
Bugüne kadar romantizmi insanlara has güzel bir özellik
olarak düşünmüş, romantizme özenmiş, hatta insanları
duyguları doğrultusunda hareket etmeleri için teşvik
etmiş olabilirsiniz. Oysa gerçekte romantizm gerek insanlar,
gerekse toplumlar için büyük bir tehdit, büyük bir beladır.
Çünkü romantizm, insanın akılcı düşünmesini ve dini
yaşamasını engellemek isteyen şeytanın bir silahıdır.
Romantizm belası hayatın her anına yayılmıştır: Kimi
zaman bir faşistin öfkeyle sıkılmış yumruğu, kimi zaman
bir komünistin şiddet ve kin ile söylediği bir marş,
kimi zaman da sevdiği kıza aşkına karşılık vermezse
intihar edeceğini söyleyen bir gencin sözleri bu büyük
belaya işaret eder. Ancak romantizmin asıl tehlikeli
yönü, insanların çok büyük bir bölümünün bunu bir tehlike
değil, bir güzellik olarak görmeleridir.
İnsanlığı bu tehlikeden kurtarmanın tek yolu ise, onlara
Kuran'daki üstün ahlakı ve Allah'a tevekkülü öğretmektir.
CİHAN HAKİMİYETİ, TÜRK'ÜN FITRATINDA VARDIR
Batılı ülkelerde birer birer gündeme getirilen sözde
Ermeni Soykırımı iddiaları, Türkleri dünya üzerinden
silmek isteyen Darwinci zihniyetin bir devamıdır ve
gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Oysa Batılı devletler
de Türklerin adaletli, vicdanlı, yüksek karaktere sahip,
merhametli ve hoşgörülü ahlakını çok iyi bilmektedirler.
Necip Türk Milleti 6 asrı aşkın süren şanlı tarihiyle
bu üstün ahlakını tüm dünyaya kanıtlamıştır. Soykırım
iddialarına verilebilecek en güzel yanıt işte bu tarihtir.
Çünkü bu kadar uzun süre her dilden, dinden ve ırktan
insanı dostça, kardeşçe, barış ve hoşgörü içinde huzurlu
bir şekilde yönetmeyi başarmış yegane millet Türklerdir.
Bu gerçeği bizzat yabancıların ağzından dinlemek de
mümkündür:
İsveç kralı XII. Charles'ın Türkiye'ye sığınmak zorunda
kaldığındaki izlenimleri şöyledir:
"Şefkatin, cömertliğin, asaletin, nezaketin esiriyim.
Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar şefkatli,
bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak
yaşamak, bilsen ne kadar tatlı!...."
18. yy'da Osmanlı topraklarında yaşayan Comte de Bonneval:
"Çünkü Türkleri seviyorum. Onlar (sanki) cennetten
bir köşe olan bu eşsiz memlekete yakışan eşsiz insanlar.
Yaratılışlarında gökyüzüne mahsus bir yücelik, gönül
alışlarında ise bir tevazu var. Bu büyük ruhlu milletin
arasında vatanımı unutmaktan korkuyorum. Vatan aziz
ve pek aziz. Lakin Türkler de aziz ve çok aziz."
Fransız şair Lamartin:
"Türkler bir ırk ve bir millet olmak haysiyetiyle
yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek
asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde
yazılıdır... Bütün hareketleri asilanedir ve vecd ile
yaşayan duygulu bir millettir. Onların yurdu efendiler
diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete
şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın
düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah
beni korusun."
Daha bunlar gibi pek çok hükümdar, devlet adamı, tarihçi
ve siyasetçi benzer ifadelerle Türkler hakkındaki görüşlerini
dile getirmişlerdir. Bu nedenle Türk Milleti'ne yakıştırılan
asılsız iddialar sonuçsuz bir çabanın ürünüdür. Türkler
gerek Balkanlar'daki, gerek Orta Asya'daki, gerekse
Ortadoğu'daki devletlerle kuvvetli tarihsel bağlarla
birbirine bağlıdır. Bölgede modern, akılcı, milliyetçi
ve güçlü bir yönetime ihtiyaç olduğu açıktır. Bu görevde
ehliyet sahibi olan yegane millet ise Türk Milleti'dir.
Bu şekilde kurulacak güçlü bir birlikteliğin NATO'dan
da, AB'den de daha güçlü olacağı açıktır. Böyle bir
sistemde Ermenilerin de, Yahudilerin de, Filistinlilerin
de rahat edeceği tarihle sabit bir gerçektir.
HARUN YAHYA'NIN DÜNYA DİLLERİNE ÇEVRİLEN ESERLERİ MÜSLÜMANLAR
İÇİN BÜYÜK BİR ŞEVK KAYNAĞI OLUYOR
Harun Yahya'nın eserlerini okuduktan sonra samimi duygularını
büyük bir içtenlikle yazıya döken okuyucuların gönderdikleri
mesajlardan bazı örnekler şöyle;
Michael Ellison, Amerika:
Bu mektubumu yazmamın sebebi, Harun Yahya'nın çalışmalarının
İngilizce'ye çevrilerek, burada, Amerika'da satılmalarından
duyduğum memnuniyeti ifade etmektir. Ben içimde, sürekli
olarak beni Yaratan'a ve etrafımdaki dünyaya dair düşünceler
taşıyan bir Müslümanım. Oldukça gencim ve Harun Yahya
abimin yazıları gerçekten, başka bir entelektüel seviyeye
ulaşmama yardımcı oldu. Kendisine Allah tarafından ilim
ve kavrayış verilmiş olduğundan hiçbir şüphem yok. Ve
Allah'ın izniyle bu ilmi çalışmaları vasıtasıyla dünyanın
her tarafında insanları dine çağırmaktadır.
Asim Qureshi, Londra, İngiltere:
Mükemmel kitaplar! Evrim Aldatmacası, Düşünen İnsanlar
İçin, Dünya Hayatının Gerçeği ve Kavimlerin Helakı kitaplarınızı
okudum ve özellikle ilk üçünden çok keyif aldım. Benim
favori yazarımsınız. Oxford Üniversitesinde fizik okudum
fakat kitabınızı okuyuncaya kadar, Darwin'in evrim teorisi
ve İslamla ilgili daima bir problem taşımıştım. Bu konu
üzerinde daha önce hiç kitap okumamıştım ancak reddetmeyi
düşünme zahmetine girmek için bile teorinin çok fazla
delili olduğunu sanmıştım. Web sitenizde bu kadar çok
sayıda yayınlanmış kitabınız olduğunu görünce çok şaşırdım...
Böylesine harika kitaplar yazmaya devam etmeniz için
dua ediyorum ve bunun için Allah sizi mükafatlandırsın.
Moussa Chahine, Sidney, Avustralya:
Bu büyük İslam dinini tebliğ etmek için yaptığınız
hizmetlerden ötürü Allah sizi dünyada ve ahirette başarı
ile mükafatlandırsın. Harun Yahya'nın tüm çalışmalarının
en yakın zamanda İngilizce olarak temin edilebilmesi
için Allah'a dua ediyorum. Çünkü onun broşürlerinin
metodolojisi okuyucuları kendine çekmekte ve batı toplumlarında
yaşayan insanlar için son derece faydalı.
Inayat Bunglawala, İngiltere:
Allah'ın muhteşem yaratması konusundaki fevkalade
kitap seriniz için size teşekkür etmek istiyorum. Kitaplarınızın
şu anda İngilizce olarak beş tanesi bende mevcut. Kitaplarınızın
kalitesinden ve sizin dünyaya ilişkin materyalist-Darwinist
izahlara karşı meydan okumadaki yürekli tavrınızdan
çok fazla etkilendim... Cesur çabanızdan ötürü Allah
sizi ödüllendirsin...
Moez Massoud, Danimarka:
Bu mesajı Sayın Harun Beyin okuması için şu anda
Allah'a dua ediyorum. Elhamdülillah kitabınız şevklendirmenin
de çok çok ötesinde. Bu herşeye kadir olan Allah'ın
apaçık rahmetinin bir işareti... Sizi Allah için seviyorum.
Sohail Yousuf, Karaçi, Pakistan:
Pakistan Karaçi'de bir bilimsel derginin editörüyüm.
Sizin İslam'a ve bilime yapmış olduğunuz çok büyük hizmetinizi
duydum ve size bütün kalbimle saygı duyuyorum. Lütfen
yakında Pakistan'a geleceğinizi söyleyin çünkü sizi
görmek istiyorum. Lütfen bir de bana kitaplarınızın
tamamını nereden temin edebileceğimi söyleyin. Sağlıklı,
uzun bir ömür sürmeniz için Allah'a dua ediyorum.
Waheed Dabbaagh, Manchester, İngiltere:
Allah ilminizi ve hikmetinizi arttırsın. Gerçeği
arayan, yolunu şaşırmış bir ruhun açlığını gideren çalışmalarınızdan
olağanüstü etkilendim. Sizinle tanışmak ve doğrudan
sizin yol göstericiliğinizde, çalışmak ve öğrenmek için
size eşlik etmek istiyorum. Allah'ın hoşnutluğu dışında
başka hiçbir amacım yoktur. Bilginiz benim ruhumu aydınlatmakta.
Sizin Allah'ın en büyük dostlarından biri olduğunuza
inanıyorum.
Syed Irfan Ahmed, Hamdard-e-
Sehat Karachi Dergisi Yardımcı Editörü, Pakistan:
"Kavimlerin Helakı" kitabınızı okudum. Kitap ümmet
için bir ders vermektedir. Bu kitap farkedilir bir çaba
içeriyor. Bu çaba elbette bir çözüm yolu ortaya koyuyor.
Herşeye Kadir olan Allah'ın size daha da fazlasını yapmanız
için daha fazla cesaret vermesi için dua ediyorum...
Ve eğer izin verirseniz ben bu kitabı Urducaya çevirebilirim.
Bu benim için çok büyük bir zevk olur.
Mushfiqur Rahman, Kuzey Virginia, Amerika:
Kitaplarınızdan birini ("Evrim Aldatmacası") okuduğumdan
beri, sizin kim olduğunuzu, İslama katkıda bulunmak
üzere, rasyonel bilimsel argümanlar kullanarak, böylesine
mükemmel bir işi yapan kişinin kim olabileceğini merak
ediyordum. Daha sonra burada Amerika'da bulabildiğim
tüm kitaplarınızı topladım. Allah yaptıklarınız için
sizi korusun ve Allah rızası için daha fazlasını yapabilmeniz
için size sebat versin... Ben yeni Müslüman olanları
ve Müslüman-olmayan ancak ilgi duyan kişileri destekleyen
bir grubun koordinatörüyüm. ...Yaptığınız büyük işlerden
dolayı size bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz. Allah
çok çok daha fazlasını yapmanızı nasib etsin. Buradaki
arkadaşlarım adına size selamlarımızı ve Ramazan tebriklerimizi
sunuyorum.
Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu)
emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk
bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Al-i İmran
Suresi, 104)
21. YÜZYIL, ALLAH'A YÖNELİŞİN MÜJDESİNİ VERMEKTEDİR
 Ve
insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini
gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan
mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.
(Nasr Suresi, 2-3)
19. yüzyılda Charles Darwin'in evrim teorisiyle birlikte
materyalist ve dinsiz ideolojiler, 20. yüzyılda insanlar
arasında hızla yayıldılar. Bunun sonucunda zayıfı ezen,
her türlü manevi değeri reddeden, dinden uzak nesiller
ortaya çıktı. İşte bu nedenle de 20. yüzyıl bu nesillerden
destek gören faşizm ve komünizm gibi ideolojilerin zulümlerine,
toplu katliamlarına ve ırkçı saldırılarına sahne oldu,
belaların ve sıkıntıların çağı olarak anıldı.
21. yüzyılda materyalist felsefenin, hangi isimle anılırsa
anılsın, insanlığa beladan başka bir şey getirmediği
anlaşıldı ve insanlar yaşadıklarından ders alarak, dine
sarıldılar. 20. yüzyılın son dönemlerinde başlayan bu
dine ve maneviyata geri dönüş, hızlı bir akımla tüm
dünyayı sarıyor. Allah'a inanan, dua eden, yaratılış
delillerini gören, aile, devlet, millet, ahlak gibi
kavramlara hak ettikleri gerçek değeri veren toplumlar
oluşmaya başladı.
Televizyonlarda, gazetelerde gördüğünüz politik liderler,
bilim adamları, sporcular, yazarlar, sanatçılar Allah'a
inançlarını samimi ifadelerle dile getiriyorlar.
21. yüzyıl Allah'ın izniyle inancın, barışın, huzurun
hakim olacağı bir dönem olacaktır. Bu Allah'ın tüm insanlara
bir vaadi ve müjdesidir.
|