|
YAHUDİ TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ
 |
|
Muharref Tevrat'ta, İsrailoğullarının,
o dönemde Filistin bölgesinde yaşayan putperest
kavimlerle olan savaşları anlatılır. Bu putperest
kavimler, Allah'a düşman ve pek çok sapıklıkla
kirlenmiş olan halklardır. Bu nedenle Muharref
Tevrat'ta Yahudilere hitaben "Mülk edinmek için
gitmekte olduğunuz ülke, orada yaşayan halkların
iğrençlikleriyle kirlenmiştir" denir. (Ezra, 9:10-11)
|
Siyonistlerin neyi savunduğunu görebilmek için, sık
sık atıfta bulundukları Yahudi tarihi hakkında bilgi
sahibi olmak gerekir. Siyonistler Yahudi tarihini değerlendirirken,
öncelikle ırk birliğini ve içinde putperest ahlakın
yoğun etkilerinin olduğu gelenek ve görenekleri göz
önünde bulundurur, bu geleneklerden yola çıkarak birtakım
zorlama yorumlar yaparlar. Siyonistlerin din dışı ahlakları,
Yahudi tarihine bakış açılarında da yoğun olarak görülür.
 |
|
Eski Ahit'in yazıldığı dönemlerde
Kenan diyarını gösteren antik bir harita.
|
Tarihin en eski toplumlarından biri olarak kabul edilen
Yahudilerin geçmişinin MÖ 2000'li yıllara uzandığı var
sayılır. Kendi inançlarına göre Yahudiler, Kenan diyarı
olarak bilinen topraklarda yaşayan bir kabileden gelmektedirler.
Kenan diyarının, İsrail, Ürdün ve Suriye'yi de kapsayan
bugünkü Ortadoğu'nun oldukça büyük bir bölümüne verilen
bir isim olduğu kabul edilir. Buradaki putperest kavimlerden
ayrılan Hz. İbrahim, yeni bir milletin atası olmuştur.
Bu millet, Yahudilerdir. (Hz. İbrahim Müslümanlar için
olduğu gibi Yahudiler için de kutsal bir peygamberdir.)
 |
|
Yahudilerin Muharref Tevrat
kaynaklı sembolleri birarada: Şaha kalkmış aslan
ve yedi kollu şamdan.
|
Çeşitli tarihi kaynaklara ve tefsir kitaplarına göre,
Hz. İbrahim'in yaşamış olduğu Kenan diyarında, putperest
bir toplum yaşamaktadır. Hz. İbrahim bu topluma, Allah'ın
varlığını ve birliğini anlatmış, onlara Allah'ın emirlerini
ve yasaklarını tebliğ etmiştir. Tarihi kaynaklara göre
Hz. İbrahim, oğullarından Hz. İsmail'i Mekke ve çevresine
yerleştirmiş, ikinci oğlu Hz. İshak ise Kenan'da kalmıştır.
Allah, Kuran'da Hz. İbrahim'in oğullarından bir kısmını
Beyt-i Haram'ın yakınlarına yerleştirdiğini bildirmektedir:
 |
|
Yahudiler, Firavun rejimi altında
büyük bir baskı ve zulüm gördüler. Bu eski Mısır
çiziminde, Firavun, pek çok insanı köleleştirerek
hayali tanrılarının önüne çıkan muzaffer bir kumandan
gibi resmediliyordu. Köleleştirilenler, Allah'a
olan imanlarıyla Mısır halkından ayrılan İsrail
soyuydu.
|
"Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan
bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye
yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye
(öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının
kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım
ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler." (İbrahim
Suresi, 37)
Tefsir kitaplarında bu mekanın Mekke Vadisi olduğu
belirtilir.
 |
|
Hz . Süleyman Tapınağı'ndaki
kutsal eşyaları simgeleyen duvar rölyefi.
|
Kenan diyarında kalan Hz. İshak'ın oğlu Hz. Yakup ise,
oğulları ile birlikte Mısır'a göç etmiştir. Hz. Yakub'un
bir diğer ismi "İsrail"dir ve bu nedenle oğulları aynı
zamanda İsrailoğulları olarak anılır. Bilindiği gibi,
İsrailoğulları Yahudi toplumunun bir diğer adıdır. Yahudiler,
Hz. Yakub'un oğlu olan Hz. Yusuf'un iktidarı boyunca
Mısır'da huzur ve güvenlik içinde yaşamış, çok büyük
nimetlere sahip olmuşlardır. Ancak Hz. Yusuf'un ardından
Yahudiler için, zorlu bir dönem başlamıştır. Putperest
Firavun rejimi esnasında Yahudiler Mısır'da köle konumuna
düşmüşlerdir. Tarihin en acımasız ve despot diktatörlerinden
biri olan Firavun Yahudilere, çeşitli işkenceler yapmış,
onları en ağır işlerde kullanmıştır. İsrail soyunun
tüm erkek çocuklarının katledilmesini emretmesi, masum
insanları cezalandırmak için ellerini ve ayaklarını
çaprazlama kesmesi, Firavun'un zalimliğini gösteren
önemli bilgilerdir. İşte bu dönemde Allah, Yahudilere
Hz. Musa'yı elçi olarak göndermiş ve onun önderliğinde
kendilerini Firavun'un zulmünden kurtaracağını müjdelemiştir.
 |
|
Sina Dağı'ndan bir görünüm,
yağlıboya, Colnaghi, New York
"
Biz senin Rabbinin elçileriyiz, İsrailoğullarını
bizimle birlikte gönder ve onlara (artık) azab
verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam,
hidayete tabi olanların üzerine olsun." (Taha
Suresi, 47).
Ey İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan
kurtardık. Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik
ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.
(Taha Suresi, 80)
|
Hz. Musa'nın tebliği ve Yahudileri kendisi ile birlikte
Mısır'dan çıkarmak istemesi Firavun tarafından öfke
ile karşılanmıştır. Ancak Firavun izin vermek istemese
de, Allah'ın mucizeleri ve yardımıyla, Yahudiler tarihi
kaynaklara göre MÖ 1250 yıllarında Mısır'dan göç etmişlerdir.
 |
|
Yahudilere vaat edilmiş toprakların
bir bölümünü gösteren antik harita.
|
Mısır'dan çıkan Yahudiler, 40 yıl Sina Yarımadası'nda
kaldıktan sonra Kenan diyarının doğusuna yerleştiler.
Hz. Musa'dan sonra da Kenan diyarında yaşamayı sürdürdüler.
Yine tarihçilerin görüşüne göre MÖ 1000'lerde Hz. Davud,
İsrail soyunun yönetimine geçti ve güçlü bir krallık
kurdu.
Onun oğlu olan Hz. Süleyman'ın döneminde ise İsrail'in
sınırları güneyde Nil Nehrinden, kuzeyde Suriye içlerindeki
Fırat Nehri'ne kadar uzanıyordu. Bu dönemde İsrail Krallığı,
başta mimari olmak üzere pek çok alanda çok görkemli
bir dönem yaşadı. Kudüs'te Hz. Süleyman'ın emriyle görkemli
bir saray (aynı zamanda tapınak) inşa edildi. Hz. Süleyman'ın
vefatının ardından Allah İsrailoğullarına daha pek çok
peygamber gönderdi, ancak İsrailoğulları çoğu zaman
peygamberleri dinlemediler ve Allah'a isyankar oldular.
 |
|
On iki kabileden oluşan İsrailoğullarının
yerleşimlerini tasvir eden İbranice eski bir harita.
Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar
olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık
(Araf Suresi,160)
|
 |
|
Romalı askerlerin Filistin'i
ele geçirdiklerinde Hz. Süleyman tapınağında bulunan
eşyaları ve Hz. Musa ailesine ait kutsal sandığı
(tabut es-sekine) yağmalamalarını gösteren fresk.
|
Bu dejenerasyonun bir sonucu olarak İsrail Krallığı
bölündü, ardından putperest krallıklar tarafından işgal
edildi. İsrail soyu köleleştirildi. Filistin'e hakim
olan en büyük putperest imparatorluk ise Roma oldu.
Hz. İsa, Filistin'de Roma egemenliğinin sürdüğü bir
dönemde geldi ve İsrailoğullarını bir kez daha kibirlerinden,
batıl inançlarından ve isyankarlıklarından vazgeçip
Allah'ın dinine göre yaşamaya davet etti. Çok az Yahudi
ona inandı. İsrailoğullarının büyük bölümü, inkarda
diretti. Ve Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi onlara
"Meryem oğlu İsa diliyle lanet edildi." (Maide Suresi,
78) Bir süre sonra da Allah, Romalıları Yahudilere
musallat etti ve onların eliyle tümü Filistin'den sürüldüler.
 |
|
Yahudiler, Romalılar tarafından
sürüldükten sonra dünyanın dört bir yanına üstteki
haritada gösterildiği gibi dağıldılar.
|
Ancak burada bir kez daha belirtmekte yarar vardır
ki, tüm Yahudi toplumu elbette bir değildir. Allah Kuran'da
Yahudiler içinde Hz. Musa'nın getirdiği dine samimiyetle
bağlılık gösteren ihlaslı kişiler olduğunu bildirmiştir.
Bugün de Hz. Musa'nın kendilerine getirdiği dine sadık
kalanlar, samimi olarak Allah'ın emrettiği gibi bir
ahlak gösterip ona göre bir yaşam sürenler, Kuran'da
bildirilen güzel ahlaklı kişilerdendirler:
Romalılar,
Yahudileri Filistin'den sürmelerinin anısına soldaki
ünlü Titus anıtını inşa ettiler. |
Musa'nın kavminden hakka ileten ve
onunla adalet yapan bir topluluk vardır. (Araf Suresi,
159)
Allah, Yahudilerin içinde Kendisinden korkan ve sakınan
dürüst, vicdanlı, sağduyulu kimseler olduğunu bazı ayetlerde
de şu şekilde haber vermektedir:
Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden
bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın
ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a
ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker
olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar
salih olanlardandır. (Al-i İmran Suresi, 113-114)
Allah bu kişilere yaptıklarının en güzeli ile karşılık
vereceğini ise şöyle müjdelemiştir:
Onların
hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk
vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini
okuyarak secdeye kapanırlar. (Ali İmran 113) |
Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler,
Hıristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret
gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık
onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku
yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi,
62)
Ne
var ki Siyonistler, Allah'ın kendilerine indirmiş olduğu
dini değil, zaman içinde dejenerasyona uğramış olan
bazı gelenekleri ve dahası 19. yüzyılda ortaya çıkan
din-dışı Sosyal Darwinist ve sömürgeci ideolojileri
temel almaktadırlar. Oysa Yahudilerin tarihi, hak dinden
saptıklarında, inkarcı ahlaka sahip kişileri kendilerine
önder edindiklerinde içine düştükleri sıkıntı ve zorlukların
örnekleri ile doludur. Bu durumda, samimi olarak Allah'a
ve ahiret gününe iman eden Yahudilerin de Siyonizme
karşı verecekleri fikri mücadele büyük önem taşımaktadır.
Onlar da diğer vicdan sahibi insanlarla birlikte Siyonizmin
saldırganlığını lanetlemekle, buna engel olmak için
çaba göstermekle ve bunun için de Siyonizmin yanılgı
ve aldatmacalarını deşifre etmekle yükümlüdürler.
Yahudilerin Tarihten Çıkarmaları
Gereken Ders
Allah Kuran'da, Yahudi toplumu içinde inkarcı ahlak
gösteren kişilerin takındıkları tutum ve bunun karşılığında
içine düştükleri durumu detaylı olarak tarif etmiştir.
Ey
İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi hatırlayın
ve ahdime bağlı kalın, ki ben de ahdinize bağlı
kalayım. Ve yalnızca benden korkun. (Bakara Suresi,
40) |
Yahudi tarihi, başta Yahudi toplumu olmak üzere tüm
insanlık için önemli dersler ve ibretler içermektedir.
Tarih boyunca pek çok peygamberin tebliğine tanıklık
etmiş olan Yahudiler, peygamberlerine itaat ettikleri
ve Allah'ın razı olduğu gibi bir yaşam sürdükleri müddetçe
nimetlendirilmişlerdir. Böyle dönemlerde güzel şehirlerde,
bolluk ve refah içinde yaşamışlardır. Öte yandan, peygamberlere
isyan ettikleri, zorluk çıkardıkları, bozgunculuğa ve
putperest ahlaka eğilim gösterdikleri dönemlerde ise
zorlu bir hayat sürmüşlerdir.
Allah'ın bu konuda Kuran'da verdiği örneklerden birisi,
Yahudilerin güzellik ve hayırla karşılaşacaklarını bildikleri
halde, Allah'ın emrine itaatsizlik ederek kendilerine
bildirilen şehre girmek istememeleridir. Allah, bu olayı
Kuran'da şöyle bildirmiştir:
Hani, Musa kavmine (şöyle) demişti:
"Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın; içinizden
peygamberler çıkardı, sizden yöneticiler kıldı ve alemlerden
hiç kimseye vermediğini size verdi. Ey kavmim, Allah'ın
sizin için yazdığı (girmenizi emrettiği) kutsal yere
girin ve gerisin geri arkanıza dönmeyin; yoksa kayba
uğrayanlar olarak çevrilirsiniz." Dediler ki: "Ey Musa,
orda zorba bir kavim vardır, onlar çıkmadıkları sürece
biz oraya kesinlikle girmeyiz. Şayet ordan çıkarlarsa,
biz de muhakkak gireriz. (Maide Suresi, 20-24)
Allah'ın
kendilerine çeşitli nimet verdiği, Firavun'un zulmünden
kurtardığı, pek çok mucizeler gösterdiği bir toplumun
kuşkusuz Allah'ın emirlerine karşı çok teslimiyetli
olmaları ve Allah'a tevekkül etmeleri gerekir. Ne var
ki, bazı Yahudiler bunun farkına varamamış ve nankörce
bir tavır sergilemişlerdir. Bu tavırlarından dolayı
Allah'ın bu Yahudilere verdiği karşılık ise şu şekildedir:
(Allah) Dedi: "Artık orası kendilerine
kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde 'şaşkınca
dönüp duracaklar.' Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme."
(Maide Suresi, 26)
İnkarcı ahlakına yatkın olan Yahudilerin davranışları
ile ilgili Kuran'da verilen bir başka örnek de, kendilerine
verilen nimetlere karşı şükredici olmamaları ve daha
fazlasına sahip olmak için hırsa kapılmalarıdır.
(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için
su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik
de ondan oniki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği
yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için
ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık
çıkarmayın. Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz
bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da,
bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek
ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı,
şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse)
Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz
vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk
(damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar.
Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve
peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine)
bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi.
(Bakara Suresi, 60-61)
Yoksa
siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü
inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların
dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka
değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli
olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan
gafil değildir. (Bakara Suresi, 85) |
Buraya kadar verilen örnekler, tüm toplumların ibret
alması gereken tavırlardır. Allah insanlardan şükredici
olmalarını, Kendisine ve elçilerine itaat etmelerini,
teslimiyetli olmalarını ve her koşul altında vicdanlı
davranmalarını ister. İnsanlara güzel ahlakı emreder.
Allah'ın, Yahudilere Hz. Musa'yı ve hak kitabı göndermesi,
onları Firavun'un zulmünden kurtarması ve kendilerine
güzel makamlar vermesi çok büyük bir lütuftur. Bu lütuf
karşısında yapılması gereken ise, Allah'ın emirlerine
eksiksiz itaat etmektir. Ne var ki Yahudilerin bir kısmı
inkarcı ahlakda direnmiş ve büyük kısmı da bilgisizce
bu kişilerin peşinden sürüklenmiştir.
Bunların yanı sıra Allah'ın Yahudilere emrettiği çok
önemli bir hüküm daha vardır: Yeryüzünde bozgunculuk
çıkarmamak ve barışsever olmak:
Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin,
birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak almıştık.
Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala (buna) şahitlik
ediyorsunuz. Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor,
bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah
ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size
esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz.
Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa
siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar
mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya
hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir;
kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır.
Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. (Bakara Suresi,
84-85)
Dolayısıyla, günümüzde de samimi olarak Allah'a ve
ahiret gününe iman eden Yahudilerin, geçmişte atalarının
yaptıkları bu ve benzer hatalardan şiddetle sakınmaları
ve Allah'ın kendilerine emrettiği gibi yeryüzünde barışın
savunucusu ve koruyucusu olmaları gerekir. Allah'ın
yukarıdaki ayette buyurduğu gibi, kendileri 'kan dökmemeye
söz vermiş ve bu sözü onaylamışlardır.'
|