Adnan Oktar`ın 23 Eylül 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
OKTAR BABUNA:... “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül demokratik özerklik konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı; ‘bunlar gizli ajandayla gelen şeyler. Üniter yapı bozulamaz’ dedi ama, her konunun da Ankara’dan çözülemeyeceğini söyledi. TRT’ye konuşan Gül; ‘yerel yönetimler reformunun yapılmasının gerektiğini vurguladı“.
ADNAN OKTAR:O nasıl bir şey?
OKTAR BABUNA:Yani biraz daha siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Merkezden yerel yönetimlere kaydırılması gibi yetkinin. Bir açıklaması olmuş.
ADNAN OKTAR:Yani, sen ne anlıyorsun?
OKTAR BABUNA:Demokratik özerkliği eleştirmiş. Fakat “tek merkezde üniter yapı bozulamaz” demiş. Ama her konunun Ankara’dan çözülemeyeceğini, yerel yönetimler reformunun yapılması gerektiğini söylemiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak olay bir şekilde, o adamların dediğine çıkarsa, bu hiçbir şekilde olmaz. Tabii ki Ankara’dan yönetilecek. Karadeniz’den bir kardeşimiz gidecek, Mardin’de görev yapacak. Mardin’den bir kardeşimiz gelecek, Edirne’de görev yapacak. Ankara’dan kardeşimiz gidecek, Siirt’te görev yapacak. Siirt’den kardeşimiz gelecek, İstanbul’da görev yapacak. Şimdi yerel yönetim adı altında sadece bölgenin insanları orada, ve o dilde orayı yönetmeye başlarlarsa bunun adına ne denir belli. Bu çok çok vahim olur. Cumhurbaşkanımız tabii çok çok daha iyi bilir. Samimi, iyi niyetli bir insan ama buna dolaylı yoldan yol açacak her şeyden şiddetle kaçınmak lazım. Tabii ki, üniter yapı olacak. Hatta Türkiye, Türk İslam Birliği’nin lideri olacak. Büyük Türkiye’nin lideri olacak. Şimdi Allah vermesin. Karadeniz Bölgesine, ”siz sadece Karadenizliler’den yönetici seçin. Siz kendi aranızda işlerinizi halledin. Ankara’ya gerek kalmasın”, dendiğinde, değil mi? “Güneydoğu’da da siz kendiniz halledin, Ankara’ya gerek kalmasın” dendiğinde, bu gelişir ve bambaşka bir şeye dönüşür. Onun için yani mevcut sistemi daha güçlendirerek, daha sağlıklı hale getirilerek bu götürülebilir ve götürülüyor da. Osmanlı döneminde de götürülmüştür. Bir de bu arada bu tip şeyleri anlatırken kardeşlik bağının güçleneceği tedbirlerin de alınması gerekiyor. Mesela Güneydoğu’da yoğun bir komünist propaganda var. Bu komünist propagandaya karşı eğer susarsak bu olmaz. Buna karşı devletin anti-komünist propaganda yapması lazım. Kardeşlik bağlarını güçlendirecek, demeçlerin güçlenmesi gerekiyor. Kürt, Laz, Çerkez hepimiz kardeşiz. Bunun iyi vurgulanması lazım. Mesela oraya yatırımlar yapılsın, oradaki Kürt kardeşlerimiz gelsinler. Buraya yatırımlar yapsınlar. Odaklanma ve öbeklenmeler herhangi bir ayırımı çağırıştıracak her türlü gelişme son derece tehlikeli ve vahimdir. Bunun şakası olmaz, denemesi de olmaz. Yerel yönetimin güçlenmesi, dersin ki belediyeye, “Siz kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın. Kendi ekonomik imkanlarınızı kendiniz sağlayın. Kendi eğitimizi kendiniz sağlayın“, yani bu ne demektir? Siz ayrı bir devletsiniz demektir. Tabii ki Cumhurbaşkanımız bunu kastetmiyor da, ama adamların demek istediği bu. Bu çok çok vahim bir şeydir. Anormal tehlikeli bir şeydir ve; İsrail’in istediği budur, Amerika’nın da istediği budur. Armegedon için istenen de budur. Buradaki amaç sadece Güneydoğu’dur. Armegedon için Evanjelikler’i ilgilendiren aslında Karadeniz veya bir başka yerin bölünmesi değil. Yani hiç onları ilgilendirmez. Çerkezler’in bölünmesi, Laz kardeşlerimizin veyahut Karadenizliler’in bölünmesi zaten olmaz böyle bir şey de, yani onları hiç ilgilendirmez. Onlar sadece Armegedon için Güneydoğu’nun bölünmesini istiyorlar, bu kadar. Bunun için de sürekli Amerika’dan ve Avrupa’dan bir tazyik var. Yani bir an önce burayı bölün gibisinden ve burada bir yerel yönetim meydana gelsin. Ayrı bir şey olsun. Burayı bir şekilde ayırın gibisinden. Bunu dolaylı yoldan çağrıştıracak her şeyden şiddetle kaçınmak lazım. Yani bunun şakası olmaz, değil mi? Pardonu da olmaz. Şimdi adam orada hastalanmış. Verem olmuş farz edelim. Kapıyı açıyorsun içeriye soğuk geliyor. Yemek vermiyorsun, değil mi? Orada pis şeyler var onları kaldırmıyorsun, bakteri ürüyor. Belli ki adam bir süre sonra ölecek orada. Tedavi edilmiyor. Antibiyotik vermiyorsun, yiyecek vermiyorsun, ölür o adam. Şimdi Güneydoğu’da da öyle. Komünist propaganda devam ediyor. Pislik adamlar var orada Pkk’nın elemanları, onlar da var. Siz de hadi bakalım, kendinizi kendiniz yönetmeye gidebilirsiniz gibi bir imaj, dolaylı yoldan hafiften de verilmiş olsa çok acayip bir şey olur. Onun için hiç başlamadan başından tavır alınması gerekiyor. Kardeşim ne alaka? Biz İstanbul’da, mesela Mardin’den yönetici geliyor kardeşimiz geliyor. İftihar ederiz vali. Gelir yönetir bizi kardeşimiz. Kaymakam gelir. Siirt’den Pervali’den gelir kaymakam yönetir. Emniyet müdürü, gelir yönetir. Kürttür kardeşimiz, iftihar ederiz. Yani niye İstanbul’u İstanbullu yönetsin, değil mi? Bu ne demek yani? Onun için bu konuda milletçe çok kesin tavır alınması gerekir. Cumhurbaşkanımız bunu kast etmiyor, ama bunun iyice şerh edilmesi ve açıklanması gerekir. Bunların böyle şeylerin, detaylarının çok iyi vurgulanarak, böyle bir şeyin asla olmayacağı çok iyi vurgulanması gerekir...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...