Resullerimiz diyor ki

Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." (Bakara Suresi, 136)


Gelmiş geçmiş tüm ümmetlere, onları Allah'ın doğru yoluna çağıran resuller gönderilmiştir. Resuller, insanlara Allah'ın varlığını ve birliğini anlatan, onlara Allah'ın dinini tebliğ eden, Allah'ın kendilerinden istediklerini, diğer bir deyişle yapmaları ve sakınmaları gereken şeyleri bildiren, onları cehennem azabına karşı uyaran ve cennetle müjdeleyen insanlardır.

Kuran'da, resullerin tebliğ konuları, kullandıkları ikna yöntemleri ve daha birçok özellikleri ayrıntılı olarak anlatılır.

Andolsun, onların (resullerin) kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır... (Yusuf Suresi, 111)


Bütün resuller müminler için her yönden örnek alınmaları gereken, Allah'ın özel ve seçkin kullarıdır. İman edenler de, ayette de emredildiği gibi resullerden hiçbirini ayırt etmez, hepsine indirilenlere iman ederler. Gönderilmiş olan bütün resuller insanları hak dine ve en doğru yola çağırmışlardır. Elbette ki bu çağrı onların ümmetleri için geçerli olduğu gibi bizim için de geçerlidir. Hepsinin kendi devrinin ortam ve şartlarına göre getirdikleri şeriatlar farklı olabilir. Ancak, davet ettikleri temel imani ve ahlaki gerçekler, sergiledikleri üstün karakter özellikleri, her devir için, dolayısıyla bizler için de uyulması ve örnek alınması gereken konulardır.

Öyleyse iman eden kimselere düşen Kuran'da resullerin kıssalarını dikkatlice okuyup, onların gösterdikleri doğru yola, yaptıkları öğüt ve uyarılara titizlikle uymaya çalışmaktır.
Harun Yahya'nın "Resullerimiz Diyor Ki" adlı eserinden faydalanılarak hazırlanan bu çalışmanın amacı da iman edenlerin bu gayretine yardımcı olmaktır.

Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.(İsra Suresi, 44)

Gözü kör olan değil, basireti kör olan kimse kördür. (Ramuz el-Ehadis, Hz. Abdullah İbni Cerud r.a., s. 362/4)


İmanın kemali güzel ahlakladır. (Ramuz el-Ehadis, Hz.Ebu Hureyre r.a., s. 344/4)


HZ. İBRAHİM İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir. (Nisa Suresi, 125)


Allah pek çok ayette Hz. İbrahim'in üstün ahlakını övmüştür. Allah'a gönülden yönelip dönen, yumuşak huylu, Allah'a karşı içli, cesur, sözünde doğru bir insan olan Hz.İbrahim müminlere güzel ahlakı ile örnek olmuştur. Hz.İbrahim kendi yaptıkları putlara tapan ve bu putlara tapma konusunda son derece kararlı ve ısrarlı olan bir kavme gönderilmiştir. Ve onları Allah'a kulluk etmeye O'ndan korkup sakınmaya davet etmiştir. Dedi ki: "Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır. (Saffat Suresi, 95-96)

Hz. İbrahim tek başına kavmine karşı verdiği cesur ve akılcı mücadele ile de örnektir. Kavmi tarafından ateşe atılmakla tehdit edildiği, kendisine çeşitli tuzaklar kurulduğu zorlu anlarda da Allah'a olan tevekkül ve teslimiyetinden ödün vermeyen Hz. İbrahim'in, kavmine verdiği karşılık şöyledir:


(İbrahim) Dedi ki: "Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir." (Saffat Suresi, 99)


Hz. İbrahim'in bu sözleri tüm müminlere önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır. Tüm insanları yaratan Allah'tır. Ve tüm insanlar O'nun tespit ettiği bir sürede ölüp yine Allah'a döneceklerdir. İşte "şüphesiz ben Rabbime gidiciyim" diyen Hz. İbrahim de bu sözü ile ölümün Allah'a dönüş olduğunu tüm kavmine hatırlatmıştır. O halde Müslümanların yapması gereken de, karşılaştıkları her olay karşısında Allah'a olan sarsılmaz güvenlerini dile getirmek ve insanları da buna davet etmektir.

Allah'ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiçbir rızka, hiçbir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar? Artık Allah'a benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz. (Nahl Suresi, 74)


Bir Müslüman, bir din kardeşine, onun hidayetinin artmasına vesile olacak hikmetli bir söz veya kendisini tehlikeden kurtaracak bir söz kadar iyi hediye veremez. (Ramuz el-Ehadis, Hz. İbni Ömer r.a., s. 373/1)


Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." (Bakara Suresi, 136)


HZ. NUH Andolsun, Nuh bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik. Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kur tarmıştık. Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık. Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık. Alemler içinde selam olsun Nuh'a. (Saffat Suresi, 75-79)


Hz. Nuh, Kuran'ın pek çok ayetinde kendisinden övgüyle bahsedilmiş bir peygamberdir. Allah Hz. Nuh'u kendi kavmine elçi olarak göndermiştir. Hz. Nuh, kavmini içinde bulundukları batıl sistemi bırakarak Allah'a kulluk etmeye davet etmiştir. Allah'tan başka bir ilah olmadığını, eğer dünyada iken bunu anlamazlarsa ileride azapla karşılaşacaklarını hatırlatmıştır. Bu konuyla ilgili bir ayet şöyledir:

Andolsun, biz Nuh'u kavmine gönderdik. (Onlara:) "Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıp-korkutucuyum. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) acı bir günün azabından korkarım" (dedi). (Hud Suresi 25-26)


Hz. Nuh da, diğer resuller gibi, kavminin iman etmesi için her türlü yolu denemiştir. Onları açıkça dine davet ettiği gibi, onlara farklı yollarla da yanaşmaya çalışmış, ancak tüm çabasına rağmen kavmi inkarda ve azgınlıkta direnmiştir.

Bundan başka kavminden inkara sapmış önde gelenler, Hz. Nuh ve ona tabi olanları hak yoldan çevirmek için onlara tuzaklar kurmuş, çeşitli iftiralar atmış, onlarla alay etmeye kalkışmışlardır. Hz. Nuh'un kavmine verdiği cevap ise şu şekildedir:

... O: "Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz" dedi. "Artık, ilerde bileceksiniz. Aşağılatıcı azap kime gelecek ve sürekli azap kimin üstüne çökecek." (Hud Suresi, 38-39)


Nitekim yaptıklarının karşılığı olarak Allah bu kavmi dünya hayatında büyük bir tufan ile cezalandırmıştır. O inkar edenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onların başından da) geçmiş olacaktır. (Enfal Suresi, 38)

Dünyada iyilik işleyenler ahirette iyiliğe kavuşanlardır. Kimler de dünyada kötülük işlerse, işte onlar ahirette kötülüğe kavuşanlardır. (Kabise İbni Burme El-Esedi, Edeb-ül Müfred, c.1 s.234 )


HZ. MUHAMMED Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir. (Ahzab Suresi, 40)



Allah'ın yukarıdaki ayetinde bildirdiği gibi, Hz. Muhammed son peygamberdir. Kuran'daki "De ki" ile başlayan ayetlerle Allah peygamberine söylemesi gerekenleri bildirmiş, Hz. Muhammed bu ayetlerle tebliğ yapmıştır. Allah'tan korkan ve bağışlanmayı isteyen kulların kendisine uyması gerektiğini Hz. Muhammed şöyle tebliğ etmiştir: De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Al-i İmran Suresi , 31)

Hz. Muhammed'in bu çağrısı bugün yaşayan tüm insanlar için geçerlidir. Allah dinini tebliğ etmeleri için gönderdiği elçilere tam bir itaati emretmiş, birçok ayette elçiye itaatin aslında Kendisi'ne itaat olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle elçiye itaat, dinin en önemli ve hayati konularından biridir. Ve bu itaatin gösterilmesi de elbette elçinin tebliğ ettiği konuları tam bir teslimiyetle uygulamakla olur.İnsanın şerefli ve güzel bir hayat yaşayabileceği tek yol Allah'ın çağırdığı yoldur. Bu nedenle Hz. Muhammed kavmine dünya ve ahiret kurtuluşunu veren asıl yolun Allah'ın yolu olduğunu tebliğ etmiştir: De ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel" diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk." (En'am Suresi, 71)

Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar. Allah, her şeye güç yetirendir. (Maide Suresi, 40)


Oruca mülazeme et. Çünkü onun benzeri yoktur.
(Ramuz el-Ehadis, Hz. Ebu Umame r.a., s.317/7 )

Zenginlik mal çokluğunda değil. Lakin zenginlik gönül zenginliğindedir. (Ramuz el-Ehadis, Hz. Enes r.a., s. 362/12)


 

2008-08-01 23:28:30

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top